© WWW.CILTUZMANI.COM    Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer Dermatoloji & Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Antiaging

Eskiden beri bilim kurgu gibi görülen bu konu yıllar geçtikçe üzerinde yapılan çalışmalar sonrası hastalıkların gidişatında ve ortaya çıkmasında ne kadar önemli bir rolü olduğu görülmüştür. Yaşlanmanın etkilerini azaltıp, yaşam kalitesini yükseltmek ve daha uzun yaşamak mümkün mü?  Anti-aging (yaşlanmanın gerilemesi, yaşlanmada ters dönme) programı, dengeli beslenme ve kişiye uygun diyet egzersiz programlarının yanı sıra eksik hormonların vitamin ve minerallerin dışarıdan verilmesini de kapsıyor.  Üniversitelerimizde böyle bir uzmanlık dalı yoktur. Bu konu üzerinde bilimsel çalışmalar yapan kişilerden çok sağdan soldan duydukları ile yada uzak doğuda Rusya'da ve başka yerlerde birkaç hafta  kurs almış ve kendini uzman ilan etmiş kişilerin sayısı çok fazla. Bu kişiler özellikle medya tarafından uzman olarak önümüze çıkarılıyor. Üstelik  bir de herkesin “tıp doktoru” sandığı diyetisyenler de buna müdahale edince, konu iyice karışmış durumda

Az kalori ile hayatı sürdürme

Yapılan birçok araştırmanın ortak sonucu olarak çıkan az kalori ile hayatı sürdürme’ tekniği hala en güvenilir yöntem olmaya devam ediyor. Bu teknik ile ilgili çalışmalar da halen bitmemiştir. Bugüne kadar yaşlanmayı yavaşlatan tek ispatlanmış metod kalori kısıtlamasıdır.  SIR2 adı verilen bir sirtuin geni ilk olarak maya mantarlarında saptanmış. Bu genin açlık durumunda canlının hayatını uzatmasından sorumlu olduğu anlaşılmış.  Daha sonra farelerde de pek çok deney yapılmış. Çok daha az kalori alan farelerin çok daha uzun yaşadıkları saptanmıştır.

Cholesterylester Transfer

Protein

CETP genindeki mutasyonlara bağlı  CETP düzeyinin artması, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun sık görülmesine ve dolayısı ile yaşam süresinin kısalmasına neden olmaktadır. Oysa CETP düzeyi düşük kişilerde yaşam süresi çok daha uzundur. İlaç firmaları bu maddenin düzeyini azaltan ilaçlar üzerine çalışmaktadır.

Adiponektin

ADIPOQ geni tarafından belirlenen , kan şekeri regülasyonunda ve yağ asidi parçalanması da dahil olmak üzere bir dizi metabolik süreçte yer alan bir hormondur. Hormon düzeyleri erişkinlerde vücut yağ yüzdesi ile ters ilişkilidir. Hormon, tip 2 diyabet, obesite, ateroskleroz, yağlı karaciğer hastalığı ve çağımızın hastalığı metabolik sendrom için koruyucu bir rol oynamaktadır.

 ICF-I (Somatomedin C)

İnsulin benzeri büyüme faktörü. Çocuklarda çok yüksek miktarda bulunurken yaşlı insanlarda seviyesi çok düşüktür. Büyümeyi arttıran bu hormon dolayısı ile yaşlanmayı da arttırmaktadır. Kalori kısıtlamaları kana daha az ICF-I salgılanmasına ve belirgin olarak yaşam süresinin uzamasına neden olmaktadır.

Yaşlanma önlenebilir mi?

Anti-Aging ile ilgili olarak yapılan terapilerin hiçbiri henüz yaşlanmayı geciktirip geciktirmediği konusunda net sonuçlar içermiyor. Yapılan araştırmalar ve yayınlanan bildiriler kısmen onaylansa bile, terapinin tamamiyle bir bütün olarak araştırıldığı bir çalışma bulunmuyor; fakat tıp çevrelerinden, amacının oldukça mantıklı olduğuna dair destek alıyor.

Anti-Aging terapisinde, 

hormon tedavisi, egzersiz ve

beslenme düzenlenmesi yer

alır.

Egzersiz

Yaşla birlikte kas kitlesi azaldıkça yağ oranı artar  bunun için vücudu aktif tutmak önemlidir. Örneğin ev işleri yapmayan sedanter kadınların diğerlerine göre daha erken yaşlanıp öldüğü saptanmıştır. Ev işleri sizin için faydalıdır. Yine çalışan erkeklerde beyin fonksiyonlarındaki kayıp çalışmayanlara oranla çok daha az olmaktadır. Egzersiz sonrası arkadaşlarla gidilecek bir sauna terlemeyi stress atmayı gevşemeyi sağladığı gibi pozitif sosyal bir etki de sağlayacaktır. Egzersiz sırasında fazla sıvı alımı hiponatremik ensefalopati ile ölüme sebep olabilir. Aktivite sırasında saat başı 400-800ml su sınır olmalıdır. Araştırmalar normal kilosu altında yada üstünde olan kişilerin daha erken öldüğünü göstermiştir. Günde yarım saatlik çalışma 90 yaşına kadar yaşama şansınızı %33 arttırır. Köpek sahibi olmak hem bir dost hemde spor arkadaşı kazanmanızı sağlar. Egzersiz sırasında kas ağrısı veya rahatsızlığı pek iyi değildir. Egzersiz sonrası allerjiniz yoksa bikarbonat ve aspirin içeren alka seltzer tarzı bir şeyler alın. Bikarbonat kasların oluşturduğu laktik asidi inaktive eder, aspirin ise böbreklerden toksinin atılmasını sağlar. Kafein dozunda alınırsa kalp sorununuz yoksa sanıldığı kadar kötü değildir. Sporcularda dayanıklılığı egzersiz kapasitesini ve kilo kaybını arttırır. Egzersiz esnasında kasların karbonhidrat yerine yağ yakmasını arttırdığı düşünülmektedir. Masabaşı çalışıyorsanız her saatde bir 5-10 dakika ayakta tüm vücut kaslarınızı geren egzersizler yapın. Erkekler için bazı öneriler: Erken saatlerde erkeklerde kas kitlesini arttıran yağı azaltan moodu düzelten Testesteron üretiminde kullanılan LH değeri %60 kadar yüksek olabilmektedir. Erkeklerde ostrojen dominant değildir ancak gereklidir. Artarsa kilo almaya yağ birikimine ve yorgunluğa sebep olur. Ostrojen uzaklaştırıcı günde en az 15 dakikalık ara vermeden yapılan rezistans egzersiler gereklidir. Besinlerle alınan proteinlerin kullanılabilmesi için gerekli proteaz enzimleri çiğ sebze ve meyvelerde vardır. Spor performansı destek ürünleri olan DIM, Indol-3 Carbinol, Chrysin, Calcium D- Glucarate erkek vücüdunda östrojeni temizler. Prostatın büyüdüğü benign prostat hiperplazisi, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde PSA ve prostat muaynesi ile izlenmelidir.   Kadınlar için bazı öneriler: Premenapozal dönemde orta derece egzersizlerin ruh ve genel sağlık üzerine pozitif etkileri iyi araştırılmıştır. Haftada 3 kez orta derece egzersiz, belirgin olarak premenstrual semptomları azaltır. Günde 20 dakika yapılması  sinirlilik gerginliği azaltacağı gibi beyin fonksiyonlarını arttırır. Vücut ödemini azaltır. Endorfin salgılatarak kendinizi iyi hissetmenize ve iştahınızın artmasına neden olur. Postmenapozal dönemde kalp damarlarının tıkanmasını önler. Menapozal dönemde herkesçe osteoporoz olduğunu bilinsede osteoporozun, kilo alımı azaltılarak başlamasının ve ilerlemesinin yavaşlatılabildiği bilinmemektedir. Üstelik kas dokusu da canlılığını koruyacaktır.

Anti-Aging beslenme

  Vitamin ve diğer antioksidan prepratlar destekleyici olarak kullanılabilir. Ama herşeyden önce bu ihtiyaçlarımızı doğal besinlerden gidermeye çalışmalıyız. Konserveler yerine, taze veya donmuş sık sebze , meyve ve mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmelidir. Brokoli, Enginar, Kuşkonmaz, Pancarlar, Brüksel lahanası, Lahana, Yeşil çay, domates, yoğurt, havuç, karnabahar, pazıotu, patlıcan, mısır, salatalık, sarımsak, pırasa, marul , soğan, domates, Meyvelerden ise elma, kayısı, avakado, muz, böğürtlen, çilek, yaban mersini, mürver, üzüm, incir, kivi, limon mango, kavun, karpuz, zeytin, portakal, çarkıfelek meyvesi, papaya şeftali armut, hurma, ananas, nar, erik ahududu, çilek antioksidandır.   Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, kanola yağı, ayçiçekyağı, soya yağı gibi sıvı yağlar.       Kurubaklagillerde,bol miktarda bulunan saponinler, antioksidant ve antikanserojen etki gösteriyorlar.       Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içeriyor, Ayrıca, kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) arttırıyor. Yağsız süt ürünleri, protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler. Kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırıyor.  Demirin en çok bulunduğu besinler, kırmızı etler, ciğer, yumurta sarısı,  nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzeler. Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşuyor. Ancak, demir fazlalığı hücrelerinin erken yaşlanmasına, yağlanmasına neden oluyor. Bu yüzden demir preperatları doktor kontrolünde almak gerekiyor. Kızartılan yiyeceklerin içinde kanserojen etki yapan maddeler oluşuyor. Önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekiyor. Unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksek. Bu da erken yaşlanmaya sebep oluyor. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek iyi bir çözüm. Tahıl hububat, yulaf, arpa, darı,kahverengi pirinç, kepekli buğday,kepekli un, çavdar ekmeği, gibi lifli besinler, ve ne kadar fazla sebze, meyve yenirse o kadar fazla lif alınmış oluyor. Günde 30 - 35 gram kadar lif almak vücut için yararlı. Ayrıca bu besinler antioksidan ve vitaminler açısından da zengindir.          Anti Aging terapi yönteminin en önemli noktalardan biri; vücutta var olan ancak zamanla azalan hormonları eski seviyelerine ulaştırmaktır.

Peki bu hormonlar ya da

vitaminler nelerdir ve vücutta

ne işe yarıyorlar?

Cilt yaşlanmasını önlemek için C vitamini, Koenzim Q 10, Alfa-Lipoik Asit, Likopen ve Proantosiyanidinler gibi güçlü antioksidanlardan yararlanılmaktadır.  Kozmofarmasötiklerden bazıları cilt yaşlanmasını ve kırışıklıkları önlemekte (likopen, alfa-lipoik asit) bazıları oluşmuş kırışıklıkları da bir ölçüde giderebilmekte (C vitamini), diğer bir kısmı ise cildi güçlendirmekte ve yenilemektedir (Retin A, furfuyl adenin)

DHEA

 DHEA hem kadında hem de erkekte yaşlanma başladıkça seviyesi düşen bir hormondur. Birçok araştırma sonucu DHEA’nın sinir sistemi, immün sistem, stres bozuklukları, kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu olduğu ortaya çıktı. San Diego’daki California üniversitesi 6 ay boyunca kadın ve erkek deneklere her gün 50 ml DHEA vererek, deneklerin fiziksel ve psikolojik olarak iyileştiklerini ve kas güçlerinin arttığını açıkladılar.

MELATONİN

 Melatonin beynin hemen alt bölümünde pineal bezden üretilen bir hormondur. Antioksidant olup her gece üretilir ve vücudun uykuya dalmasına neden olur. Yorgunluktan korunmayı sağlar ve anti kanserojen etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmış bir hormondur. Serbest radikal çöpçüsüdür ve antioksidan etkileri arttırır. Uv tarafından oluşan eritemi azaltır. 

 

ALC

 Aminoasit gibi enerjiyi uyaran bir bileşimdir. Kalp kaslarını güçlendirir. Hem normal yaşlanan bireylerde hem de Alzheimer hastalarında kavramayı günçlendirdiği açıklanmıştır. ALC mitokondirial fonksiyonu çeşitli şekillerde geliştirdiği için yaşlanmayı yavaşlattığı ortaya çıkmıştır. Mitokondria hücrelerin güç kaynağıdır. Burada bütün hayati süreç için enerji üretilir. Bilim adamları mitokondrial fonksiyonun düşmesinin yaşlanmaya neden olduğunu savunuyorlar.

CO ENZİM Q10

 Ubikinon olarak da bilinir. Hücre çekirdeğinde bulunur hücrenin enerjisini sağlar.Kardiyovasküler sistemi koruyucu, enerji verici ve kanseri önleyici bir bileşimdir. Biliz Nokow tarafından yapılan bir çalışmada Ubikinon iğnesiyle farelerin ömrü %50 oranında uzatılmıştır. Ucla Sağlık Merkezi’nde yine farelerin maksimum ömrü yüksek Ubikinon dozları sayesinde uzatılmıştır. Her iki çalışmada da Ubikinon verilen farelerin ileri ki yaşlarında iyi ve sağlıklı göründükleri açıklanmıştır. Ubikinon LDL peroksidasyonlarını vitamin E den daha iyi azaltır

LİPOİC ACİD

 Alfa lipoic asit, lipoic asit diye de bilinir tek serbest radikal koruyucusudur. Antioksidanttır. Bilim adamlarına göre alfa lipoic asit yaşlanmayı azaltan etkenlerden biridir. Alfa lipoic asit kanda glukozun zararını azaltıp yaşlanma sürecini uzattığı söylenmiştir. Vitamin C , Vitamin E ve glutatyon gibi diğer antioksidanların siklusunu sağlar Diyabetli hastalarda oldukça iyi sonuçlar alındığı gözlenmiştir. Halen fareler üzerinde deneyler yapılmaktadır.

SİSTEİN VE PROSİSTEİN

 Sistein protein sentezinde kullanılan bir sülfir aminoasittir. Bizi Uv ışınlarının negatif etkilerinden korur. Romanya’da yapılan yeni bir çalışmada sistein’nin laboratuvar çalışmalarında yaşamı uzattığı belirlenmiştir. Prosistein ise sisteinin değişik bir şeklidir ve daha güvenli olduğuna inanılır.Özellikle N-asetilsisteinin UVB ye bağlı gelişen immun yetmezliğe karşı tümör baskılayıcı genler aracılığı ile ve glutatyon seviyesini arttırarak etki gösterdiği kanıtlanmıştır. Hem sistein hem prosistein insanın her hücresinde bulunmaktadır hücrelerin oksidatif strese karşı korur. Glutatyonun yaşlandıkça miktarı düşer ancak kan seviyesini yükseltmek için Glutatyon değil N- asetilsisteinin almak gerekir.

LIKOPEN

 Likopen, carotenoit denilen bitki pigment ailesinin bir üyesidir. 600 den fazla değişik karotenoid vardır. Likopen, hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir Likopen ve karoten bunların arasında en önemli olanlardır. UV ışınlarından koruyucu etkisi vardır. Bunlar yaprak, domates ve diğer bitkilere açık rengini veren pigmentlerdir. Likopen bunların arasında yaşlanmayı önleyici görevinde en önemli maddedir. Likopen seviyesi yaş ilerledikçe düşer. Likopenin farelerdeki değişik kanser türlerine de iyi geldiği bilinmektedir.

VİTAMİN E

 Vitamin E, selenyumun antioksidant aktivitesine yardımcı olan plazma membranlar ve dokudaki lipofilik yapıdaki en önemli antioksidandır. Hücre zarı yıkımını engeller. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır. Güneşin oluşturduğu kızarıklığı şişliği güneş hasarını (DNA da bozulma ve bağışıklık sisteminde zayıflamayı) engeller. Birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile desteklenmiştir.

VİTAMİN B5

 Bir çok krem içeriğinde alkol formu olan pantenol bulunmaktadır. Oksijen ve ışık varlığında stabil ancak asit baz veya yüksek sıcaklıklarda anstabildir. Deride, normal hücre metabolizmasında önemli bir Koenzim A komponenti olan pantotenik aside dönüşür.

NİASİNAMİD

Nasa da yapılan bir araştırmada vitamin B6 ile beslenen farelerin ömürlerinde %11 artış kaydedildi. Birçok yaşam sürecinde önemli bir rol oynayan Vitamin B6, aminoasitlerin metabolizması için gereklidir. Kalp krizi ve inme için koruyucu bir etmendir. Keratinositlerde anti tümör etkiyi azaltır. UVB nin fotokarsinojen etkisini azaltır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur, mide bulantısını azaltır, Gece kas kramplarını, ellerin uyuşmasını azaltır Doğal kaynakları; Buğday kepeği ve tohumu, bira mayası, karaciğer, balık, soya fasulyesi, lahana, pekmez, yumurta, yulaf, yer fıstığı, ceviz

Glukopiranozitler

Resveratrol ve Polidatinler

 Resveratrol ve polidatinler bir çok meyve ve sebzede bulunan glukopiranozidlerdir. Serbest radikal çöpçülüğü ve vitamin E ve C ye benzer şekilde lipid peroksidasyonun engellenmesi, sinir sistemine ve kalbe koruyucu etkileri vardır. Resveratrol bazı bitkilerce  üretilen antibakteriyel , antifungal, UV ve diğer hasarlara karşı etkili  bir fitoaleksindir. Özellikle kırmızı üzümün kabuğunda bulunması nedeni ile kırmızı şarapta da bolca bulunur. Ayrıca ananas, ahududu, erik, yerfıstığı, dut, yabanmersini, kakao ve uzakdoğu tıbbında önemli olan madımak bitkisinin gövde ve köklerinde mevcuttur. Resveratrol'un birçok canlıda yaşam süresini arttırdığı kanıtlanmıştır. Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi, kalori kısıtlamasının uygulandığı tüm hayvanların yaşam süresinde uzama olduğu  bilinen bir gerçek. Yapılan deneylerde kalori kısıtlaması farelerin sadece yaşam süresini uzatmakla kalmayıp onların daha sağlıklı olmalarını da sağlamıştır. Birçok hastalığa karşı daha yüksek direnç göstermişlerdir. Kalori kısıtlaması tüm bu etkilerini, Sirtuin (SIRT1) adı verilen bir genin aktifleşmesine neden olarak gerçekleştirmektedir. İlginç olan nokta kalori kısıtlanmasına gerek olmadan Resveratrol'un aynı etkiyi gösterebilmesidir.

SELENYUM

 Birçok araştırma sonucunda, selenyumun birçok kanser tipine iyi geldiği ve hatta kanser tedavisinde etkili olabileceği ortaya çıkmıştır. Fakat yaşlanmamak için hergün selenyum alan bir kişinin selenyum miktarını, toksik yan etkilerinden korunmak için, düşük tutması gerekir.

HYDERGİNE

 Hem erkeklerde hem kadınlarda hafızayı ve öğrenmeyi artırdığı bilinmektedir. Hydergine beyne kan akışını arttırır dolayısıyla beyne giden oksijen miktarı artar. Beyin hücreleri beslenir ve yenilenir, beyin hücrelerindeki serbest radikallerin zararı en aza indirgenir. Beyindeki ATP düzeyini arttırarak beyindeki enerji üreten glikozun kullanımını artırır.

PİRACETAM

 Beyin nöronlarındaki öğrenme ve hafıza reseptörlerinin duyarlılığını artıran ve aminoasit olan GABA nın bir türevidir. Hayvanlarda ve insanlarda yapılan çalışmalara göre ‘piracetam’ın hafızayı güçlendirdiği, dikkat ve konsatrasyonu artırdığı görülmüştür. Piracetam zekayı artırmada, yaratıcılığı ve bilgiyi işleme yeteneğini kullanmada yardımcıdır. Piracetam’ın, beyinin alanlarını ve beynin içindeki elektriksel aktiveteyi ayarlayarak, beynin sağlıklı kalmasını düzenlediği görülmüştür.

 

ALLANTOIN

Hücre tamir işlemine yardım ederek hücre yapımını uyarır. Deri koruyucu etkisi nedeni ile kozmetik kremlerde , losyonlarda etkinliği ve kullanımı arttırdığı için tercih edilmektedir. Şampuanlar dudak kremleri, traş kremleri, güneş kremleri, banyo köpükleri, saç jöleleri, bebek pudraları ve değişik aerosoller. Topikal ilaç olarak da kullanılmaktadır. Son zamanlarda diş macunları ve gargaralarda da kullanılmıştır. Allantoin hücre yenileyici epitel uyarıcı ve kimyasal bir temizleyici olarak bilinir. Ölü dokuları temizlediği ve yeni doku gelişimini hızlandırdığı söylenmektedir

 

FURFURİLADENİN (KINERASE)

Doğal bitki büyüme faktörüdür. Bitki yaprağını kesip furfuril adenin içeren bir sıvıya koyarsanız yeşil kalır. Aksi takdirde kahverengine döner. İn vitro koşullarda insan hücrelerinde de benzer etki göstermiştir. Hücre yaşlanmasını yavaşlatıp geriye döndürür.

 

ÜRİK ASİT

Son yıllarda ürik asidin önemli bir biyolojik antioksidan olduğu anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda ürik asidin hücre içi ve hücre dışı mekanizmalarda rol oynayan güçlü fizyolojik bir antioksidan olduğu anlaşılmıştır. Mekanizması tam anlaşılmamış olsa da bakır ve demir gibi metallerle kompleksler oluşturarak plazma askorbat düzeyi üzerinden etki göstermektedir.

 

DEPRENYL

Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının olumsuz etkilerini en aza indirir. Uzun süreli kullanımı ile ilgili kesin deneysel bilgiler yoktur. Deprenyl’in en önemli özelliği yaşlanmayı yavaşlatmasıdır. Çünkü beyin nöronlarını nörotoksinlerden korur, antioksidan enzimlerin seviyelerini artırıp, dopamin azaltıcı enzimlerin seviyesini düşürür. Yapılan deneylerde farelerin ömrünün uzadığı görülmüştür.

 

VİTAMİN C

Yaşam için esansiyeldir. 1930 larda keşfinden sonra bir çok etkisi keşfedilmiştir. Prokollagenin prolinin lizinin hidroksilasyonunda gereklidir. Eksikliğinde purpura keratotik folikuller ve diş eti kanaması oluşur. Suda eriyebilen bir antioksidandır. Serbest radikalleri tutar ve E vitaminini tekrar oluşturur. Kollagen yapımı ve salınmasında düzenleyicidir. UV radyasyon sonrası miktarı azalmaktadır. Vitamin güneş tarafından oluşan hasarı düzeltir. E vitamini ile birlikte güneşe bağlı eritem eşiğini yükseltir. Derinin yaşlanmasını düzeltir ve kollajen yapımını arttırır. Sentetik kollagenlerin de stabilizesini sağlar. Asidik yapısı nedeni ile bazı cilt kremlerinde de kullanılır

 

DIMETILAMINOETANOL (DMAE)

Sarkık deriyi kaldırması ve cilt sıkılaştırması üzerindeki etkisi nedeni ile ön plana çıkmıştır Kas ve sinirler üzerine de etkisi nedeni ile mental fonksiyonları da düzeltir kas uyarılarından sorunlu sinir kas kavşaklarında etkisi ile kasları uyarır. Serbest radikal çöpçüsü olarak bilinir.

 

RETIN A

Gece körlüğüne, zayıf görüşe karşı koyar ve birçok göz rahatsızlığına yardımcı olur. Solunumla ilgili enfeksiyonlara karşı direnç sağlar. Bağışıklık sisteminin tam olarak fonksiyon göstermesine yardımcı olur.Kırışıklıkların yok edilmesine yardımcı olur. Büyümeyi, sağlıklı kemikleri, sağlıklı bir cildi, saçı, dişi ve diş etlerini geliştirir. Sivilcenin, yüzeysel kırışıklıkların, sivilcenin ve dıştan uygulandığında açık ülserin tedavisine yardımcı olur. Balık karaciğer yağı, karaciğer, havuç, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleri, margarin ve sarı meyvelerde mevcuttur.

DİĞER ANTİOKSİDANLAR

 Katalaz: Hidrojen peroksidi su ve oksijene çevirir.İnsan vücudunda bulunan önemli bir antioksidandır.  Süperoksit dismutaz : Süperoksitleri yok eder. Büyük moleküllü olduğundan deriye penetrasyonu zordur deri alt tabakalarında bulunur. Peroksidaz: Oksijen tüketimi tokoferoldan daha iyidir. Antibakteriyel etkisi de vardır Coffeeberry: Kahve bitkisinden elde edilir. Kırışıklıklarda ve pigmentasyon bozukluğunda etkili bulunmuştur.  Polifenoller: Epikateşinler olarak da bilinir. Antioksidan doğaya sahiplerdir.UVB ye tutulmuş insan keratinositlerinde antioksidan etki göstermişlerdir. Oral veya topikal kullanıldıklarında hayvanlarda UV tarafından oluşturulan tümörleri tedavi edici etki göstermiştir. Epigallocatechin 3 gallate EGCG  en ünlüsüdür ve yeşil çayda bulunur. Genistein soya fasulyesinde, pycnogenol fransız deniz çamı ekstresinde bulunur etkin bir serbest radikal baskılayıcı ve antitumor etkinliği vardır. Yeşil çay içerisindeki güçlü antioksidan maddeler topikal ve sistemik olarak, güneş hasarı etkilerine karşı koruyucudur.
© WWW.CILTUZMANI.COM  Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Dermatoloji & Kozmetoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Antiaging

Eskiden beri bilim kurgu gibi görülen bu konu yıllar geçtikçe üzerinde yapılan çalışmalar sonrası hastalıkların gidişatında ve ortaya çıkmasında ne kadar önemli bir rolü olduğu görülmüştür. Yaşlanmanın etkilerini azaltıp, yaşam kalitesini yükseltmek ve daha uzun yaşamak mümkün mü?  Anti-aging (yaşlanmanın gerilemesi, yaşlanmada ters dönme) programı, dengeli beslenme ve kişiye uygun diyet egzersiz programlarının yanı sıra eksik hormonların vitamin ve minerallerin dışarıdan verilmesini de kapsıyor.  Üniversitelerimizde böyle bir uzmanlık dalı yoktur. Bu konu üzerinde bilimsel çalışmalar yapan kişilerden çok sağdan soldan duydukları ile yada uzak doğuda Rusya'da ve başka yerlerde birkaç hafta  kurs almış ve kendini uzman ilan etmiş kişilerin sayısı çok fazla. Bu kişiler özellikle medya tarafından uzman olarak önümüze çıkarılıyor. Üstelik  bir de herkesin “tıp doktoru” sandığı diyetisyenler de buna müdahale edince, konu iyice karışmış durumda

Az kalori ile hayatı sürdürme

Yapılan birçok araştırmanın ortak sonucu olarak çıkan az kalori ile hayatı sürdürme’ tekniği hala en güvenilir yöntem olmaya devam ediyor. Bu teknik ile ilgili çalışmalar da halen bitmemiştir. Bugüne kadar yaşlanmayı yavaşlatan tek ispatlanmış metod kalori kısıtlamasıdır.  SIR2 adı verilen bir sirtuin geni ilk olarak maya mantarlarında saptanmış. Bu genin açlık durumunda canlının hayatını uzatmasından sorumlu olduğu anlaşılmış.  Daha sonra farelerde de pek çok deney yapılmış. Çok daha az kalori alan farelerin çok daha uzun yaşadıkları saptanmıştır.

Cholesterylester Transfer Protein

CETP genindeki mutasyonlara bağlı  CETP düzeyinin artması, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun sık görülmesine ve dolayısı ile yaşam süresinin kısalmasına neden olmaktadır. Oysa CETP düzeyi düşük kişilerde yaşam süresi çok daha uzundur. İlaç firmaları bu maddenin düzeyini azaltan ilaçlar üzerine çalışmaktadır.

Adiponektin

ADIPOQ geni tarafından belirlenen , kan şekeri regülasyonunda ve yağ asidi parçalanması da dahil olmak üzere bir dizi metabolik süreçte yer alan bir hormondur. Hormon düzeyleri erişkinlerde vücut yağ yüzdesi ile ters ilişkilidir. Hormon, tip 2 diyabet, obesite, ateroskleroz, yağlı karaciğer hastalığı ve çağımızın hastalığı metabolik sendrom için koruyucu bir rol oynamaktadır.

 ICF-I (Somatomedin C)

İnsulin benzeri büyüme faktörü. Çocuklarda çok yüksek miktarda bulunurken yaşlı insanlarda seviyesi çok düşüktür. Büyümeyi arttıran bu hormon dolayısı ile yaşlanmayı da arttırmaktadır. Kalori kısıtlamaları kana daha az ICF-I salgılanmasına ve belirgin olarak yaşam süresinin uzamasına neden olmaktadır.

Yaşlanma önlenebilir mi?

Anti-Aging ile ilgili olarak yapılan terapilerin hiçbiri henüz yaşlanmayı geciktirip geciktirmediği konusunda net sonuçlar içermiyor. Yapılan araştırmalar ve yayınlanan bildiriler kısmen onaylansa bile, terapinin tamamiyle bir bütün olarak araştırıldığı bir çalışma bulunmuyor; fakat tıp çevrelerinden, amacının oldukça mantıklı olduğuna dair destek alıyor.

Anti-Aging terapisinde,  hormon tedavisi,

egzersiz ve beslenme düzenlenmesi yer

alır.

Egzersiz

Yaşla birlikte kas kitlesi azaldıkça yağ oranı artar  bunun için vücudu aktif tutmak önemlidir. Örneğin ev işleri yapmayan sedanter kadınların diğerlerine göre daha erken yaşlanıp öldüğü saptanmıştır. Ev işleri sizin için faydalıdır. Yine çalışan erkeklerde beyin fonksiyonlarındaki kayıp çalışmayanlara oranla çok daha az olmaktadır. Egzersiz sonrası arkadaşlarla gidilecek bir sauna terlemeyi stress atmayı gevşemeyi sağladığı gibi pozitif sosyal bir etki de sağlayacaktır. Egzersiz sırasında fazla sıvı alımı hiponatremik ensefalopati ile ölüme sebep olabilir. Aktivite sırasında saat başı 400-800ml su sınır olmalıdır. Araştırmalar normal kilosu altında yada üstünde olan kişilerin daha erken öldüğünü göstermiştir. Günde yarım saatlik çalışma 90 yaşına kadar yaşama şansınızı %33 arttırır. Köpek sahibi olmak hem bir dost hemde spor arkadaşı kazanmanızı sağlar. Egzersiz sırasında kas ağrısı veya rahatsızlığı pek iyi değildir. Egzersiz sonrası allerjiniz yoksa bikarbonat ve aspirin içeren alka seltzer tarzı bir şeyler alın. Bikarbonat kasların oluşturduğu laktik asidi inaktive eder, aspirin ise böbreklerden toksinin atılmasını sağlar. Kafein dozunda alınırsa kalp sorununuz yoksa sanıldığı kadar kötü değildir. Sporcularda dayanıklılığı egzersiz kapasitesini ve kilo kaybını arttırır. Egzersiz esnasında kasların karbonhidrat yerine yağ yakmasını arttırdığı düşünülmektedir. Masabaşı çalışıyorsanız her saatde bir 5-10 dakika ayakta tüm vücut kaslarınızı geren egzersizler yapın. Erkekler için bazı öneriler: Erken saatlerde erkeklerde kas kitlesini arttıran yağı azaltan moodu düzelten Testesteron üretiminde kullanılan LH değeri %60 kadar yüksek olabilmektedir. Erkeklerde ostrojen dominant değildir ancak gereklidir. Artarsa kilo almaya yağ birikimine ve yorgunluğa sebep olur. Ostrojen uzaklaştırıcı günde en az 15 dakikalık ara vermeden yapılan rezistans egzersiler gereklidir. Besinlerle alınan proteinlerin kullanılabilmesi için gerekli proteaz enzimleri çiğ sebze ve meyvelerde vardır. Spor performansı destek ürünleri olan DIM, Indol-3 Carbinol, Chrysin, Calcium D-Glucarate erkek vücüdunda östrojeni temizler. Prostatın büyüdüğü benign prostat hiperplazisi, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde PSA ve prostat muaynesi ile izlenmelidir.   Kadınlar için bazı öneriler: Premenapozal dönemde orta derece egzersizlerin ruh ve genel sağlık üzerine pozitif etkileri iyi araştırılmıştır. Haftada 3 kez orta derece egzersiz, belirgin olarak premenstrual semptomları azaltır. Günde 20 dakika yapılması  sinirlilik gerginliği azaltacağı gibi beyin fonksiyonlarını arttırır. Vücut ödemini azaltır. Endorfin salgılatarak kendinizi iyi hissetmenize ve iştahınızın artmasına neden olur. Postmenapozal dönemde kalp damarlarının tıkanmasını önler. Menapozal dönemde herkesçe osteoporoz olduğunu bilinsede osteoporozun, kilo alımı azaltılarak başlamasının ve ilerlemesinin yavaşlatılabildiği bilinmemektedir. Üstelik kas dokusu da canlılığını koruyacaktır.

Anti-Aging beslenme

  Vitamin ve diğer antioksidan prepratlar destekleyici olarak kullanılabilir. Ama herşeyden önce bu ihtiyaçlarımızı doğal besinlerden gidermeye çalışmalıyız. Konserveler yerine, taze veya donmuş sık sebze , meyve ve mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmelidir. Brokoli, Enginar, Kuşkonmaz, Pancarlar, Brüksel lahanası, Lahana, Yeşil çay, domates, yoğurt, havuç, karnabahar, pazıotu, patlıcan, mısır, salatalık, sarımsak, pırasa, marul , soğan, domates, Meyvelerden ise elma, kayısı, avakado, muz, böğürtlen, çilek, yaban mersini, mürver, üzüm, incir, kivi, limon mango, kavun, karpuz, zeytin, portakal, çarkıfelek meyvesi, papaya şeftali armut, hurma, ananas, nar, erik ahududu, çilek antioksidandır.   Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, kanola yağı, ayçiçekyağı, soya yağı gibi sıvı yağlar.       Kurubaklagillerde,bol miktarda bulunan saponinler, antioksidant ve antikanserojen etki gösteriyorlar.       Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içeriyor, Ayrıca, kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) arttırıyor. Yağsız süt ürünleri, protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler. Kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırıyor.  Demirin en çok bulunduğu besinler, kırmızı etler, ciğer, yumurta sarısı,  nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzeler. Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşuyor. Ancak, demir fazlalığı hücrelerinin erken yaşlanmasına, yağlanmasına neden oluyor. Bu yüzden demir preperatları doktor kontrolünde almak gerekiyor. Kızartılan yiyeceklerin içinde kanserojen etki yapan maddeler oluşuyor. Önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekiyor. Unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksek. Bu da erken yaşlanmaya sebep oluyor. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek iyi bir çözüm. Tahıl hububat, yulaf, arpa, darı,kahverengi pirinç, kepekli buğday,kepekli un, çavdar ekmeği, gibi lifli besinler, ve ne kadar fazla sebze, meyve yenirse o kadar fazla lif alınmış oluyor. Günde 30 - 35 gram kadar lif almak vücut için yararlı. Ayrıca bu besinler antioksidan ve vitaminler açısından da zengindir.          Anti Aging terapi yönteminin en önemli noktalardan biri; vücutta var olan ancak zamanla azalan hormonları eski seviyelerine ulaştırmaktır.

Peki bu hormonlar ya da vitaminler

nelerdir ve vücutta ne işe yarıyorlar?

Cilt yaşlanmasını önlemek için C vitamini, Koenzim Q 10, Alfa-Lipoik Asit, Likopen ve Proantosiyanidinler gibi güçlü antioksidanlardan yararlanılmaktadır.  Kozmofarmasötiklerden bazıları cilt yaşlanmasını ve kırışıklıkları önlemekte (likopen, alfa-lipoik asit) bazıları oluşmuş kırışıklıkları da bir ölçüde giderebilmekte (C vitamini), diğer bir kısmı ise cildi güçlendirmekte ve yenilemektedir (Retin A, furfuyl adenin)

DHEA

 DHEA hem kadında hem de erkekte yaşlanma başladıkça seviyesi düşen bir hormondur. Birçok araştırma sonucu DHEA’nın sinir sistemi, immün sistem, stres bozuklukları, kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu olduğu ortaya çıktı. San Diego’daki California üniversitesi 6 ay boyunca kadın ve erkek deneklere her gün 50 ml DHEA vererek, deneklerin fiziksel ve psikolojik olarak iyileştiklerini ve kas güçlerinin arttığını açıkladılar.

MELATONİN

 Melatonin beynin hemen alt bölümünde pineal bezden üretilen bir hormondur. Antioksidant olup her gece üretilir ve vücudun uykuya dalmasına neden olur. Yorgunluktan korunmayı sağlar ve anti kanserojen etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmış bir hormondur. Serbest radikal çöpçüsüdür ve antioksidan etkileri arttırır. Uv tarafından oluşan eritemi azaltır. 

 

ALC

 Aminoasit gibi enerjiyi uyaran bir bileşimdir. Kalp kaslarını güçlendirir. Hem normal yaşlanan bireylerde hem de Alzheimer hastalarında kavramayı günçlendirdiği açıklanmıştır. ALC mitokondirial fonksiyonu çeşitli şekillerde geliştirdiği için yaşlanmayı yavaşlattığı ortaya çıkmıştır. Mitokondria hücrelerin güç kaynağıdır. Burada bütün hayati süreç için enerji üretilir. Bilim adamları mitokondrial fonksiyonun düşmesinin yaşlanmaya neden olduğunu savunuyorlar.

CO ENZİM Q10

 Ubikinon olarak da bilinir. Hücre çekirdeğinde bulunur hücrenin enerjisini sağlar.Kardiyovasküler sistemi koruyucu, enerji verici ve kanseri önleyici bir bileşimdir. Biliz Nokow tarafından yapılan bir çalışmada Ubikinon iğnesiyle farelerin ömrü %50 oranında uzatılmıştır. Ucla Sağlık Merkezi’nde yine farelerin maksimum ömrü yüksek Ubikinon dozları sayesinde uzatılmıştır. Her iki çalışmada da Ubikinon verilen farelerin ileri ki yaşlarında iyi ve sağlıklı göründükleri açıklanmıştır. Ubikinon LDL peroksidasyonlarını vitamin E den daha iyi azaltır

LİPOİC ACİD

 Alfa lipoic asit, lipoic asit diye de bilinir tek serbest radikal koruyucusudur. Antioksidanttır. Bilim adamlarına göre alfa lipoic asit yaşlanmayı azaltan etkenlerden biridir. Alfa lipoic asit kanda glukozun zararını azaltıp yaşlanma sürecini uzattığı söylenmiştir. Vitamin C , Vitamin E ve glutatyon gibi diğer antioksidanların siklusunu sağlar Diyabetli hastalarda oldukça iyi sonuçlar alındığı gözlenmiştir. Halen fareler üzerinde deneyler yapılmaktadır.

SİSTEİN VE PROSİSTEİN

 Sistein protein sentezinde kullanılan bir sülfir aminoasittir. Bizi Uv ışınlarının negatif etkilerinden korur. Romanya’da yapılan yeni bir çalışmada sistein’nin laboratuvar çalışmalarında yaşamı uzattığı belirlenmiştir. Prosistein ise sisteinin değişik bir şeklidir ve daha güvenli olduğuna inanılır.Özellikle N- asetilsisteinin UVB ye bağlı gelişen immun yetmezliğe karşı tümör baskılayıcı genler aracılığı ile ve glutatyon seviyesini arttırarak etki gösterdiği kanıtlanmıştır. Hem sistein hem prosistein insanın her hücresinde bulunmaktadır hücrelerin oksidatif strese karşı korur. Glutatyonun yaşlandıkça miktarı düşer ancak kan seviyesini yükseltmek için Glutatyon değil N- asetilsisteinin almak gerekir.

LIKOPEN

 Likopen, carotenoit denilen bitki pigment ailesinin bir üyesidir. 600 den fazla değişik karotenoid vardır. Likopen, hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir Likopen ve karoten bunların arasında en önemli olanlardır. UV ışınlarından koruyucu etkisi vardır. Bunlar yaprak, domates ve diğer bitkilere açık rengini veren pigmentlerdir. Likopen bunların arasında yaşlanmayı önleyici görevinde en önemli maddedir. Likopen seviyesi yaş ilerledikçe düşer. Likopenin farelerdeki değişik kanser türlerine de iyi geldiği bilinmektedir.

VİTAMİN E

 Vitamin E, selenyumun antioksidant aktivitesine yardımcı olan plazma membranlar ve dokudaki lipofilik yapıdaki en önemli antioksidandır. Hücre zarı yıkımını engeller. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır. Güneşin oluşturduğu kızarıklığı şişliği güneş hasarını (DNA da bozulma ve bağışıklık sisteminde zayıflamayı) engeller. Birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile desteklenmiştir.

VİTAMİN B5

 Bir çok krem içeriğinde alkol formu olan pantenol bulunmaktadır. Oksijen ve ışık varlığında stabil ancak asit baz veya yüksek sıcaklıklarda anstabildir. Deride, normal hücre metabolizmasında önemli bir Koenzim A komponenti olan pantotenik aside dönüşür.

NİASİNAMİD

Nasa da yapılan bir araştırmada vitamin B6 ile beslenen farelerin ömürlerinde %11 artış kaydedildi. Birçok yaşam sürecinde önemli bir rol oynayan Vitamin B6, aminoasitlerin metabolizması için gereklidir. Kalp krizi ve inme için koruyucu bir etmendir. Keratinositlerde anti tümör etkiyi azaltır. UVB nin fotokarsinojen etkisini azaltır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur, mide bulantısını azaltır, Gece kas kramplarını, ellerin uyuşmasını azaltır Doğal kaynakları; Buğday kepeği ve tohumu, bira mayası, karaciğer, balık, soya fasulyesi, lahana, pekmez, yumurta, yulaf, yer fıstığı, ceviz

Glukopiranozitler

Resveratrol ve Polidatinler

 Resveratrol ve polidatinler bir çok meyve ve sebzede bulunan glukopiranozidlerdir. Serbest radikal çöpçülüğü ve vitamin E ve C ye benzer şekilde lipid peroksidasyonun engellenmesi, sinir sistemine ve kalbe koruyucu etkileri vardır. Resveratrol bazı bitkilerce  üretilen antibakteriyel , antifungal, UV ve diğer hasarlara karşı etkili  bir fitoaleksindir. Özellikle kırmızı üzümün kabuğunda bulunması nedeni ile kırmızı şarapta da bolca bulunur. Ayrıca ananas, ahududu, erik, yerfıstığı, dut, yabanmersini, kakao ve uzakdoğu tıbbında önemli olan madımak bitkisinin gövde ve köklerinde mevcuttur. Resveratrol'un birçok canlıda yaşam süresini arttırdığı kanıtlanmıştır. Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi, kalori kısıtlamasının uygulandığı tüm hayvanların yaşam süresinde uzama olduğu  bilinen bir gerçek. Yapılan deneylerde kalori kısıtlaması farelerin sadece yaşam süresini uzatmakla kalmayıp onların daha sağlıklı olmalarını da sağlamıştır. Birçok hastalığa karşı daha yüksek direnç göstermişlerdir. Kalori kısıtlaması tüm bu etkilerini, Sirtuin (SIRT1) adı verilen bir genin aktifleşmesine neden olarak gerçekleştirmektedir. İlginç olan nokta kalori kısıtlanmasına gerek olmadan Resveratrol'un aynı etkiyi gösterebilmesidir.

SELENYUM

 Birçok araştırma sonucunda, selenyumun birçok kanser tipine iyi geldiği ve hatta kanser tedavisinde etkili olabileceği ortaya çıkmıştır. Fakat yaşlanmamak için hergün selenyum alan bir kişinin selenyum miktarını, toksik yan etkilerinden korunmak için, düşük tutması gerekir.

HYDERGİNE

 Hem erkeklerde hem kadınlarda hafızayı ve öğrenmeyi artırdığı bilinmektedir. Hydergine beyne kan akışını arttırır dolayısıyla beyne giden oksijen miktarı artar. Beyin hücreleri beslenir ve yenilenir, beyin hücrelerindeki serbest radikallerin zararı en aza indirgenir. Beyindeki ATP düzeyini arttırarak beyindeki enerji üreten glikozun kullanımını artırır.

PİRACETAM

 Beyin nöronlarındaki öğrenme ve hafıza reseptörlerinin duyarlılığını artıran ve aminoasit olan GABA nın bir türevidir. Hayvanlarda ve insanlarda yapılan çalışmalara göre ‘piracetam’ın hafızayı güçlendirdiği, dikkat ve konsatrasyonu artırdığı görülmüştür. Piracetam zekayı artırmada, yaratıcılığı ve bilgiyi işleme yeteneğini kullanmada yardımcıdır. Piracetam’ın, beyinin alanlarını ve beynin içindeki elektriksel aktiveteyi ayarlayarak, beynin sağlıklı kalmasını düzenlediği görülmüştür.

 

ALLANTOIN

Hücre tamir işlemine yardım ederek hücre yapımını uyarır. Deri koruyucu etkisi nedeni ile kozmetik kremlerde , losyonlarda etkinliği ve kullanımı arttırdığı için tercih edilmektedir. Şampuanlar dudak kremleri, traş kremleri, güneş kremleri, banyo köpükleri, saç jöleleri, bebek pudraları ve değişik aerosoller. Topikal ilaç olarak da kullanılmaktadır. Son zamanlarda diş macunları ve gargaralarda da kullanılmıştır. Allantoin hücre yenileyici epitel uyarıcı ve kimyasal bir temizleyici olarak bilinir. Ölü dokuları temizlediği ve yeni doku gelişimini hızlandırdığı söylenmektedir

 

FURFURİLADENİN (KINERASE)

Doğal bitki büyüme faktörüdür. Bitki yaprağını kesip furfuril adenin içeren bir sıvıya koyarsanız yeşil kalır. Aksi takdirde kahverengine döner. İn vitro koşullarda insan hücrelerinde de benzer etki göstermiştir. Hücre yaşlanmasını yavaşlatıp geriye döndürür.

 

ÜRİK ASİT

Son yıllarda ürik asidin önemli bir biyolojik antioksidan olduğu anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda ürik asidin hücre içi ve hücre dışı mekanizmalarda rol oynayan güçlü fizyolojik bir antioksidan olduğu anlaşılmıştır. Mekanizması tam anlaşılmamış olsa da bakır ve demir gibi metallerle kompleksler oluşturarak plazma askorbat düzeyi üzerinden etki göstermektedir.

 

DEPRENYL

Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının olumsuz etkilerini en aza indirir. Uzun süreli kullanımı ile ilgili kesin deneysel bilgiler yoktur. Deprenyl’in en önemli özelliği yaşlanmayı yavaşlatmasıdır. Çünkü beyin nöronlarını nörotoksinlerden korur, antioksidan enzimlerin seviyelerini artırıp, dopamin azaltıcı enzimlerin seviyesini düşürür. Yapılan deneylerde farelerin ömrünün uzadığı görülmüştür.

 

VİTAMİN C

Yaşam için esansiyeldir. 1930 larda keşfinden sonra bir çok etkisi keşfedilmiştir. Prokollagenin prolinin lizinin hidroksilasyonunda gereklidir. Eksikliğinde purpura keratotik folikuller ve diş eti kanaması oluşur. Suda eriyebilen bir antioksidandır. Serbest radikalleri tutar ve E vitaminini tekrar oluşturur. Kollagen yapımı ve salınmasında düzenleyicidir. UV radyasyon sonrası miktarı azalmaktadır. Vitamin güneş tarafından oluşan hasarı düzeltir. E vitamini ile birlikte güneşe bağlı eritem eşiğini yükseltir. Derinin yaşlanmasını düzeltir ve kollajen yapımını arttırır. Sentetik kollagenlerin de stabilizesini sağlar. Asidik yapısı nedeni ile bazı cilt kremlerinde de kullanılır

 

DIMETILAMINOETANOL (DMAE)

Sarkık deriyi kaldırması ve cilt sıkılaştırması üzerindeki etkisi nedeni ile ön plana çıkmıştır Kas ve sinirler üzerine de etkisi nedeni ile mental fonksiyonları da düzeltir kas uyarılarından sorunlu sinir kas kavşaklarında etkisi ile kasları uyarır. Serbest radikal çöpçüsü olarak bilinir.

 

RETIN A

Gece körlüğüne, zayıf görüşe karşı koyar ve birçok göz rahatsızlığına yardımcı olur. Solunumla ilgili enfeksiyonlara karşı direnç sağlar. Bağışıklık sisteminin tam olarak fonksiyon göstermesine yardımcı olur.Kırışıklıkların yok edilmesine yardımcı olur. Büyümeyi, sağlıklı kemikleri, sağlıklı bir cildi, saçı, dişi ve diş etlerini geliştirir. Sivilcenin, yüzeysel kırışıklıkların, sivilcenin ve dıştan uygulandığında açık ülserin tedavisine yardımcı olur. Balık karaciğer yağı, karaciğer, havuç, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleri, margarin ve sarı meyvelerde mevcuttur.

Yine de burda yazılanlar

tamami ile kanıtlanmamıştır ve

yanlızca antiaging akımı

hakkında bir bilgi verme amacı

içermektedir.

DİĞER ANTİOKSİDANLAR

 Katalaz: Hidrojen peroksidi su ve oksijene çevirir.İnsan vücudunda bulunan önemli bir antioksidandır.  Süperoksit dismutaz : Süperoksitleri yok eder. Büyük moleküllü olduğundan deriye penetrasyonu zordur deri alt tabakalarında bulunur. Peroksidaz: Oksijen tüketimi tokoferoldan daha iyidir. Antibakteriyel etkisi de vardır Coffeeberry: Kahve bitkisinden elde edilir. Kırışıklıklarda ve pigmentasyon bozukluğunda etkili bulunmuştur.  Polifenoller: Epikateşinler olarak da bilinir. Antioksidan doğaya sahiplerdir.UVB ye tutulmuş insan keratinositlerinde antioksidan etki göstermişlerdir. Oral veya topikal kullanıldıklarında hayvanlarda UV tarafından oluşturulan tümörleri tedavi edici etki göstermiştir. Epigallocatechin 3 gallate EGCG  en ünlüsüdür ve yeşil çayda bulunur. Genistein soya fasulyesinde, pycnogenol fransız deniz çamı ekstresinde bulunur etkin bir serbest radikal baskılayıcı ve antitumor etkinliği vardır. Yeşil çay içerisindeki güçlü antioksidan maddeler topikal ve sistemik olarak, güneş hasarı etkilerine karşı koruyucudur.