© WWW.CILTUZMANI.COM    Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer Dermatoloji & Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.
Cilt kanseri anormal deri hücrelerinin  kontrolsüz büyümesidir. Cilt hücrelerinde  ultraviyole radyasyonun neden olduğu  tamir edilemeyen DNA hasarı, kötü huylu  tümörler oluşturmak üzere  cilt  hücrelerinde genetik bozukluk ve  mutasyonların oluşumunu tetikler. En sık  görülen kanser tipidir. Her yıl yalnızca ABD  de iki milyondan fazla kişi cilt kanserine  yakalanmaktadır. 65 yaşına kadar  Amerikalıların yaklaşık yarısında cilt kanseri  ortaya çıkar. Tek neden olmasa da en önemli etken güneş ışığıdır. Mümkün  olduğunca giysilerle ve güneş koruyucularla ve 10-16 saatleri arasında  güneşe çıkmayarak  korunmalıyız. Özellikle çocuklarda güneşe bağlı gelişen  yanıklar ileride deri kanserine zemin hazırlayabilir. Güneş dışında kronik  yaralar, deri tüberkülozu, dolaşım bozuklukları, yara izleri, kanserojen  maddeler, sigara, bozuk diş protezleri, kseroderma pigmentozum gibi bazı  kalıtsal hastalıklar cilt kanserlerine zemin hazırlayabilir. Cilt Kanserinin her  geçen yıl meme, prostat, akciğer ve kolon birlikte görülme sıklığı artmaktadır.  Amerika birleşik devletlerinde  800 bin melanomlu  hastaya karşın, yaklaşık  13 milyon kadar melanoma dışındaki cilt kanserine ( Bazal Hücreli  Epitelioma veya Yassı Hücreli Kanser) yakalanmış insan  yaşamaktadır.

Bazal Hücreli Epitelioma (BHE)

Epidermisteki bazal  hücrelerden kaynaklanır.  En sık görülen cilt  kanseridir. Tam olarak  kanser özellikleri  göstermediği için bazı  doktorlarca kanser  olarak  adlandırılmamaktadır. %  85 baş boyun bölgesinde  görülür. Derinin kıllı  bölgelerini tutar. Daha  sıklıkla açık tenli kişilerde  görülür. Bu kanser; en iyi  huylu olan cilt kanseri  tipidir. Deride önce  nodul (sertlik) sonra  küçük bir krater ve  etrafında kabarıklık  şeklinde başlar. Rengi  normal deri renginden  kahverengi ve siyaha  kadar değişik şekillerde  olabilir, fakat genellikle  inci benzeri saydam bir  yapıdadır. Bazen geçmiş  yara izlerine benzer bir  şekilde gelişebilir.  Genellikle seneler  sürebilen yavaş bir  gelişim gösterir. En sık  baş boyun ve ellerde görülür.

Yassı Hücreli Epitelioma (YHE)

 Derinin yassı  hücrelerinden  kaynaklanır açık tenli  kişilerde en sık görülen  ikinci cilt kanseri  türüdür. Genellikle  güneş gören bölgelerde,  bowen tümörü veya  solar (aktinik) keratoz  gibi öncü lezyonlardan  gelişir.  Skuamöz (yassı )  hücreli kanser, deride bir  kabarıklık ya da ince  kabuklu bir kızarıklık  şeklinde başlar. Yumru  şeklinde üzeri keratotik  kabuklu ya da nodüler  olabilir. Genişlemiş ince   damarlar görülebilir.  Aylar içinde çevresine ve  diğer organlara  yayılabilir. Klinik olarak  BHE ye göre daha kötü  huylu olsa da zamanında  teşhis konduğunda  tamamen tedavi  edilebilir.  Melanoma dışı her iki cilt  kanserlerinde tedavi  cerrahi ve gerekirse  radyoterapi ile yapılır.  Tedavide başarı oranı  yüksektir.

Aktinik Keratoz

Güneşte çok fazla kalanlarda güneş gören bölgelerde oluşan bir lezyondur. Bir  cilt kanseri cinsi olmamakla birlikte, yassı hücreli kansere zemin hazırlaması  açısından önemlidir. YHE lerin %65'i , BHE lerin % 36 sı aktinik keratoz  zemininden gelişir. Kriyoterapi en iyi tedavi şeklidir.

ABCD Kuralı Nedir?

ABCD İngilizce bir kısaltmadır

    Asimetri (bir yarısının diğer  yarısından farklı olması),     Border düzensizliği  (melanomada sınırlar düzensiz  girintili çıkıntılıdır),     Color  (Renk: melanoma da sıklıkla  birkaç renk birden vardır.) ve       Diameter (Boyut: Çoğunlukla   melanomalar tanı  konduğunda 6 mm den  büyüktür. Ama daha küçük de  olabilir).  ABCD kuralı erken melanoma  tanısı için bundan 20 yıl önce  geliştirildiğinde, bir pratisyen  doktorun  kanser potansiyeli  olan lezyonları bening  pigmentli benlerden ayırt  edebilmesine yardımcı  olabilmeyi amaçlanıyordu. Bununla birlikte her kural gibi  bununda istisnaları mevcuttur.  Yapılan pek çok çalışmada  görülmüştür ki tüm  melanomalar ABCD kuralını takip etmez. Mayıs 2003 de yayınlanan bir  çalışmada ( Journal of the American Academy of Dermatology )  nodüler  melanoma olarak bilinen  lezyonlar incelenmiş ve ABCD kuralına uymadığı  görülmüştür. Nodüler melanomalar  simetrik kabarık  uniform pigment  içermeyen lezyonlardır.  " Bu çalışma nodüler melanomalarda renk değişikliği olmadığını göstermiştir.  Çalışmaya katılan nodüler melanomalı hastaların  %71 ‘i belirgin bir renk  değişikliği olmadığını belirtirken  % 57 si daha geleneksel yüzeyel yayılan  melanoma olarak sınıflananlar lezyonlarında renk değişikliğinden bahsetmiştir.  Bu tek örnekten anlaşıldığı gibi  nodüler melanomalı hastalarda  ABCD  kriterlerinden çok  kanama ve giysilere takılma gibi doğasında bir  değişiklik  hissedilmesi daha önemli olabilir." 8 Aralık  2004, Journal of the `American Medical Association`da yayınlanan  başka bir çalışmada tüm melanomaların ABCD kuralını izlemediği belirtilirken  veriler bize 6mm den küçük ve yayılma eğilimde olan  bazı melanomalar  olduğunu göstermiştir.

Cilt Kanseri Tanı

Yöntemleri

Deri üzerindeki pigmente lezyonları  değerlendirmek için görüntü analizi yapan DB- Mips gibi bilgisayar programları kullanılabilmektedir. Ancak bunlar şu an için  uzman bir dermatologdan daha başarılı  değildir. Özel cihazlarla farklı dalga boyu ışık kullanılarak  (multispektral) SIAscope ve  Melafind gibi, cildin   melanin hemoglobin ve kollagen yapısı  hakkında hem doktora bazı veriler sunan hem de bunları bilgisayarda  melanom tanısı için değerlendiren cihazlar mevcuttur. 1930 lu yıllarda Hintli  Chandrasekhara Venkata Ramanhe adlı Fizikçiye nobel  ödülü kazandıran  "Raman spektroskopisi" yöntemini kullanan "Aura" adlı bir  cihaz mevcuttur. Deri  üzerine gönderilen ışınlar deriyi geçerken aynen parmak izi gibi içinden  geçtikleri yapıya göre kendine özgü dalga boyu değişikliğine uğrarlar. Bu da  doktora dokuda büyüyen yapı hakkında bilgi verir. Bu bilgiler 21 farklı biyolojik  belirtiyi tarayan bilgisayar tarafından değerlendirilerek, lezyonun malign ya da  bening olabileceği saptanır. Confocal scanning laser microscopy (CSLM)   Epidermis ve papiller dermisi,  histolojik detaya yaklaşan bir çözünürlükte, biyopsi yapmaya gerek kalmadan  hasta üstünde inceleyen bir görüntüleme sistemidir. Farklı Vivascope ve Vivacam cihazları mevcuttur.  Ultrason ve CSLM arasında bir cihaz olarak bilinen "Optik koherans Tomografi"  tekniği uzun bir süredir özellikle göz doktorları tarafından kullanılmaktaydı.  Ancak son dönemlerde  Dermatolojide deri kanserlerinin tanısında oldukça  başarılı bir şekilde özellikle VivoSight  adlı bir cihaz Almanya başta olmak üzere  pek çok ülkede kullanılmaya başlanmıştır. 2 mm derinliğe kadar etkili olduğu  belirtilmektedir. Cilt kanseri araştırmasında görüntülerin dokuların akustik özelliklerine göre  oluştuğu, ultrason da kullanılmaktadır. Melanomlar ultrasonda genellikle solid,  homojen, hipoekoik lezyonlar şeklinde görülür. Ultrason melanom tanısında  şimdilik kullanılmamaktadır. Ancak maksimum melanom kalınlığını, volümünü,  damar yapısını belirleyerek, cerrahi işlemin planlama aşamasında yol gösterir.

Malign Melanom (MM)

 "Malign melanom" en  tehlikeli  kanser türüdür.  Bu hastalığın erken tanısı  hayati önem  taşımaktadır. Deri  kanserine bağlı  ölümlerin dörtte  üçünden sorumludur.  Sınırları düzensiz,  böbrek şeklinde çıkıntılar  ve çentikler vardır.  Malign hücreler önce  yatay büyür ve üst  deridedir ancak kısa  sürede derinlere inerek  yayılırlar. Hızla geliştiği  için  tüm vücuda yayılır  ve sıklıkla öldürücüdür.  Bir ben üzerinde veya  normal derinin üzerinde   siyah ya da koyu bir  lekelenme şeklinde   gelişebilir. Bu nedenle  benlerimizde olan  değişimleri izlemek  önemlidir. Simetrik  olmaması, sınırlarındaki  düzensizlik veya çeşitli  renkler içeren displastik  benler melanoma için  tehlikeli olabilir. Ciltteki  pullanma, kanama,  kaşıntı gibi şikâyetler  diğer bir belirti olabilir. Üzerinde kıl olan benlerin kansere dönüşmediği doğru mu? Üzerinde kıl olan melanotik veya pigmentli benler  çok büyük olasılıkla benign  olmasına karşın, yapilan bir çalışmada ( Mart  2007  JAAD) üzerinde kıl yada  kıllar olan pigmentli üç vakada lezyonun  invasive melanoma olduğu  kanıtlanmıştır "Bu inanç ilk oluştuğu yıllarda  gelişen  melanoma lezyonunda kılların  tümör  tarafından yok edilmesine dayanılarak oluşmuştu ancak günümüzde eskiye  göre çok daha erken dönemde teşhis edilmektedir   Cilt kanseri sadece açık tenli kişilerde mi görülür? Beyaz kafkas ırkı diğer ırklara göre melanoma tanısına 10 kez daha  yatkındır,  çalışmalar göstermiştir ki Afrika kökenli Amerikalıların daha çok vücudunun  güneş görmeyen bölgelerinde tırnaklarında avuç içlerinde ağız içinde burun  içinde, genital bölgelerde ve ayaklarda görülmektedir.  Bir çalışmada  beyaz   Kafkas ırkı olan hastaların  %90’ında melanoma güneş gören bölgelerde  oluşurken, Afrika kökenli –Amerikalı hastalarda bu bölgelerde  yalnızca % 33  oranında görülmüştür Güneş görmeyen bölgelerde gelişen melanomalar  ABCD kuralını izlemezler ve  saptanmaları fark edilmeleri güçtür. Bu nedenle çok daha tehlikelidir. Teşhis  konduğunda çoğunlukla diğer organlara yayılmıştır. (Ocak  2004  JAAD)

Benler ve Cilt Kanseri

Melanoma nedenleri?

En ciddi deri kanseri formu olan melanoma, ölüme neden olan kanserlerin     % 75 den fazlasını oluşturuyorsa onun nedenleri ve karakteristikleri  hakkındaki gerçekleri bilmek hayatınızı kurtarabilir. Dermatoloji uzmanları,  melanoma hakkında bazı genel inançlardan kurtulmayı umut ederek risk  faktörleri nin daha çok kişi tarafından anlaşılacağını  ve tanısal kalıplara  uymayan melonamlara karşı daha uyanık olunulacağını  düşünüyorlar.   Güneşin etkili olduğu düşünülmekle birlikte güneş görmeyen yerlerde de  görülmesi nedeni ile durum biraz tartışmalıdır.  Beyaz tenli kişilerde sıklığı her 10 yılda iki katına çıkmaktadır. Ekvator  bölgesinde daha sıktır. Ergenlik öncesi nadirdir. Melanoma ileri yaşlarda  ortaya çıksa dahi, çocuklukta güneş yanığı olan bir kişinin melanomaya  yakalanma riski, iki kat fazladır. Güneş yanıklarının oluşmasını önlemek  özellikle çocukluk döneminde çok önemlidir. Yalnızca yazın tatilde güneşlenen  bunun dışında güneşe çıkmayan kişiler gibi özellikle aralıklı güneş ışığı alanlar  daha çok risk altındadır. Melanoma riskleri ve nedenleri hakkında  tamamen doğru olmayan bazı genel  bilgiler nedeni ile kendisinde gelişen bir melanoma  fark edilmeyebilir.  Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Uzak doğulularda yada esmer kişilerde  de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.  Kadınlarda daha sıktır.  Çoğunda siyah, mavi, kahverengi ve pembe gibi  pek  çok renk vardır.  MM'nın pigment içermeyen, açık renkli "amelanotik" tipleri de  mevcuttur.  

CİLT LENFOMALARI

Lenfoma Nedir?

Lenfomalar lenfatik sistemin kanserlerdir. Eğer lenfoma varsa, lenfositlerinin (normalde enfeksiyonlarla savaşan özel beyaz kan hücreleri) bir kısmı 'kontrol dışıdır'. Anormal bir şekilde bölünür, ya da gerektiği zaman ölmez. Bu anormal lenfositler lenfatik drenaj sisteminin seyri boyunca çeşitli noktalarda gruplar halinde düzenlenmiş küçük oval kabarıklıklar olan lenf düğümlerinde birikebilir. Lenfoma vücudun her yerindeki lenf düğümlerini etkileyebilir. Aynı zamanda, dalak (bağışıklık sisteminin bir parçası) ya da kemik iliği gibi diğer organlarınızı tutabilir. Diğer kanserler gibi, lenfoma tutulmuş dokunun işlevini etkileyebilir. Örneğin,  lenfoma  kemik iliğinizde ise yeni kan hücreleri yapmak mümkün olmayabilir.  Lenfoma, lenfatik sistemin bir hastalık olmasına rağmen, aynı zamanda vücudun diğer bölgelerinde ortaya çıkabilir. Örneğin, lenfoma meme, mide, bağırsak, deri veya karaciğeri etkileyebilir. Bu gibi yerlerde ortaya çıkar lenfoma 'lenf nodu dışında' anlamına gelen 'ekstranodal' olduğu söylenir.

Cilt Lenfoması

Cilt lenfomaları deride (başka bir yerden oraya yayılmamış) başlayan non-Hodgkin lenfomalardır. Neredeyse hepsi düşük derecelidir (yavaş büyüyen). Bu lenfomalar, bazen vücutta lenf düğümlerini, kemik iliğini, kanı ya da başka yerleri etkileyebilir ancak genellikle deride kalır. Çoğu cilt lenfoması T hücrelerinden gelişir ve kutanöz T-hücreli lenfoma adını alır. Kutanöz T-hücreli lenfomada en yaygın tür mikozis fungoides'tir. Kutanöz T-hücreli lenfoma genellikle deride pullu ve kaşıntılı olabilen kırmızı yamalar şeklinde görünür. Bazen deride kırmızı veya morumsu kabarıklıklar olarak görünür. Tedavi yapılmadan önce deri lenfomaları genellikle uzun süre izlenir. Buna “izle ve bekle” yaklaşımı denir. Kutanöz T-hücreli lenfoma tedavisine steroid kremler, kemoterapi losyonları, ultraviyole ışık tedavileri ve radyoterapi gibi cildin kendisine yapılan tedaviler de dahildir. Verilen diğer tedaviler, steroid tabletler, (damar içine infüzyon veya tablet şeklinde) kemoterapi ve immünoterapidir (vücudun bağışıklık sistemini hedef alan bir tedavi) B hücrelerinden gelişen deri lenfoması Kutanöz B Hücreli Lenfoma olarak adlandırılır. Bu lenfomalar deride kabarıklıklar olarak görünmek eğilimindedirler. Kutanöz B Hücreli Lenfoma cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve antikor ile tedavi edilebilir. Cilt lenfoması ile yaşamak bazen zor olabilir ama lenfomaların çoğunun başarıyla tedavi edilebildiğini ve nadiren yaşam beklentisini etkilediğini bilmek önemlidir. Deri Lenfoması için “Electron beam” radyasyon tedavisi Radyasyon tedavisinde, cilt tümörlerini tedavi etmek için, x-ışınları ve elektronları kullanır. Kutanöz T-hücreli lenfomanın (CTCL) mikozis fungoides varyantı, x ışınları 19. yüzyılın sonunda keşfedildikten sadece birkaç yıl sonra radyoterapi ile tedavi edilen ilk kanser tipidir. Günümüzde radyasyon tedavisi tüm deriye uygulanabildiği gibi CTCL lezyonları tek tek de  tedavi edilebilir. “Electron beam” radyasyon nedir? “Elektron ışın radyasyon” lineer hızlandırıcı denilen bir makinede üretilen ve deriye yönlendirilen çok küçük elektrik yüklü parçacıklardan oluşan özel bir radyoterapi türüdür.CTCL tedavisi yapan  çoğu merkezde Orthovoltage (düşük enerji) X-ışını tedavisinin yerini elektron ışını radyasyon almaya başlamıştır.  Elektron beam radyasyonun, geleneksel X-ray’e göre avantajları Ortovoltaj (düşük enerji) x-ışınları tekrarlayan deri lenfoma lezyonlarını etkin bir şekilde tedavi edebilir ancak, hastalık daha yaygın ise altta yatan dokulara (kan damarları, kaslar, kemik iliği)  nüfuz etmesi ayrı bir dezavantaj olarak kabul edilebilir. Buna karşılık, elektron ışını tedavisi öncelikle ilgili derinin yüzeyel katmanlarına (epidermis ve dermis) radyasyon verir ve daha derin dokulara ve organlara herhangi bir radyasyon etkisi göstermez. Elektron ışın radyasyon, tümör hücrelerine çok zararlıyken, çevresindeki normal deri hücreleri tarafından oldukça iyi tolere edilir. Elektron beam radyasyonu nasıl uygulanır? Elektron ışını radyasyonu, iki yolla uygulanabilir: Lokalize elektron ışın tedavisi• Cildin tedavi edilecek küçük bir kaç alanı tanımlanır ve elektron ışını sadece deri yüzeyinin bu birkaç alanını hedefler.• Tipik olarak, 10 ila 15 tedavi uygulanır ve mikozis fungoides (TF) lezyonlarının yaklaşık yüzde 90’ı yok edilebilir.• Bu tür tedavi, kendi cilt üzerinde, sadece birkaç sorunlu alanı olan ve genellikle nitrojen mustard kremleri, fototerapi ya da kemoterapi gibi diğer tedavi türlerini uygulayan kişilerde ek tedavi olarak değerlidir. Tüm cilt elektron ışını tedavisi• Elektron ışını radyasyonu uygulamanın başka bir şekli de tüm cilt yüzeyine uygulamaktır. Bu aynı zamanda, “total skin electron beam” tedavi (TSEB) olarak da bilinir. Cildin geniş alanlarında sorun varsa TSEB kullanılır. • TSEB ile tedavide genellikle radyasyon makinesinin önünde ve ayakta tedavi gören kişi tarafından radyasyon  ışınını vücudun tüm alanlarına uygulanabilmesi için tasarlanan konumlarda bir dizi tedavi gerçekleştirilir. • Alternatif olarak, hasta elektron ışınının önünde yavaş yavaş dönen bir platform üzerinde de durabilir. • Standart yaklaşım, 10 hafta boyunca küçük fraksiyonlarla haftada üç kez 3600 cGy toplam doza ulaşmaktır. • Tedavi sırasında, vücudun farklı bölümlerini ulaşan radyasyon miktarının ölçümleri yapılır. El ve ayak gibi vücudun bazı alanları çok fazla radyasyon alma eğilimlidir ve tedavi esnasında korunması gerekebilir. Ayrıca, bu alanlar TSEB tedavi ile yeterli radyasyon almadıysa cilt üzerinde bu küçük alanlarda dozun arttırıldığı ekstra tedaviler genellikle gerekli olabilir. Elektron demeti tedavisinde hiçbir hassasiyet veya rahatsızlık yoktur. Çoğu kişi, çok az veya orta derecede yan etki ile tedaviyi iyi tolere eder. Elektron beam radyasyonu nasıl çalışır? Elektron ışınları DNA hasarı yaparak tümör hücrelerini öldürür, DNA, hücrenin en önemli parçasıdır, çünkü üreme ve hücre fonksiyonlarını yapan tüm kodu taşır Elektron ışınları DNA'da kırıklara neden olarak hücre çoğalmasını imkânsız hale getirir. Vücuttaki normal hücrelerin çoğu, tümör hücrelerinin aksine hızlı çoğalmaz. Tümör hücreleri, bu nedenle elektron ışınının radyasyon hasarına karşı daha duyarlıdır. Radyasyon tedavisi yakındaki normal hücrelere en az zarar vererek, tahrip edilen kanser hücrelerinin sayısını en üst düzeye çıkarmayı amaçlamaktadır. Deri lenfoması için elektron beam radyasyonunun yan etkileri Tedavi sırasında veya hemen sonrası, elektron ışını radyasyonu yorgunluk, kaşıntı, bronzlaşma ve yanıklar(orta veya şiddetli güneş yanığı gibi)  gibi akut etkilere neden olabilir. Bu akut yan etkiler nadiren şiddetli olmasına rağmen, uygun destekleyici tedavi zamanında uygulandığında kendini sınırlar Uzun vadeli etkiler ciltte kuruma, azalmış terleme, renk değişiklikleri, saçlarda dökülme ve genişlemiş kan damarı gelişimi (telanjiektazi). Elektron ışını radyasyonu da kişinin cilt kanserine yakalanma riskini artırabilir. Buna ek olarak, TSEB ‘e bağlı değişmiş fiziksel görünümden (saç dökülmesi) kaynaklanan psikolojik etki, genellikle önemlidir.
· · · · · · · · · ·
© WWW.CILTUZMANI.COM  Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Dermatoloji & Kozmetoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.
Cilt kanseri anormal deri hücrelerinin  kontrolsüz büyümesidir. Cilt hücrelerinde  ultraviyole radyasyonun neden olduğu  tamir edilemeyen DNA hasarı, kötü huylu  tümörler oluşturmak üzere  cilt  hücrelerinde genetik bozukluk ve  mutasyonların oluşumunu tetikler. En sık  görülen kanser tipidir. Her yıl yalnızca ABD  de iki milyondan fazla kişi cilt kanserine  yakalanmaktadır. 65 yaşına kadar  Amerikalıların yaklaşık yarısında cilt kanseri  ortaya çıkar. Tek neden olmasa da en önemli etken güneş ışığıdır. Mümkün  olduğunca giysilerle ve güneş koruyucularla ve 10-16 saatleri arasında  güneşe çıkmayarak  korunmalıyız. Özellikle çocuklarda güneşe bağlı gelişen  yanıklar ileride deri kanserine zemin hazırlayabilir. Güneş dışında kronik  yaralar, deri tüberkülozu, dolaşım bozuklukları, yara izleri, kanserojen  maddeler, sigara, bozuk diş protezleri, kseroderma pigmentozum gibi bazı  kalıtsal hastalıklar cilt kanserlerine zemin hazırlayabilir. Cilt Kanserinin her  geçen yıl meme, prostat, akciğer ve kolon birlikte görülme sıklığı artmaktadır.  Amerika birleşik devletlerinde  800 bin melanomlu  hastaya karşın, yaklaşık  13 milyon kadar melanoma dışındaki cilt kanserine ( Bazal Hücreli  Epitelioma veya Yassı Hücreli Kanser) yakalanmış insan  yaşamaktadır.

Bazal Hücreli Epitelioma (BHE)

Epidermisteki bazal  hücrelerden kaynaklanır.  En sık görülen cilt  kanseridir. Tam olarak  kanser özellikleri  göstermediği için bazı  doktorlarca kanser  olarak  adlandırılmamaktadır. %  85 baş boyun bölgesinde  görülür. Derinin kıllı  bölgelerini tutar. Daha  sıklıkla açık tenli kişilerde  görülür. Bu kanser; en iyi  huylu olan cilt kanseri  tipidir. Deride önce  nodul (sertlik) sonra  küçük bir krater ve  etrafında kabarıklık  şeklinde başlar. Rengi  normal deri renginden  kahverengi ve siyaha  kadar değişik şekillerde  olabilir, fakat genellikle  inci benzeri saydam bir  yapıdadır. Bazen geçmiş  yara izlerine benzer bir  şekilde gelişebilir.  Genellikle seneler  sürebilen yavaş bir  gelişim gösterir. En sık  baş boyun ve ellerde görülür.

Yassı Hücreli Epitelioma (YHE)

 Derinin yassı  hücrelerinden  kaynaklanır açık tenli  kişilerde en sık görülen  ikinci cilt kanseri  türüdür. Genellikle  güneş gören bölgelerde,  bowen tümörü veya  solar (aktinik) keratoz  gibi öncü lezyonlardan  gelişir.  Skuamöz (yassı )  hücreli kanser, deride bir  kabarıklık ya da ince  kabuklu bir kızarıklık  şeklinde başlar. Yumru  şeklinde üzeri keratotik  kabuklu ya da nodüler  olabilir. Genişlemiş ince   damarlar görülebilir.  Aylar içinde çevresine ve  diğer organlara  yayılabilir. Klinik olarak  BHE ye göre daha kötü  huylu olsa da zamanında  teşhis konduğunda  tamamen tedavi  edilebilir.  Melanoma dışı her iki cilt  kanserlerinde tedavi  cerrahi ve gerekirse  radyoterapi ile yapılır.  Tedavide başarı oranı  yüksektir.

Aktinik Keratoz

Güneşte çok fazla kalanlarda güneş gören bölgelerde oluşan bir lezyondur. Bir  cilt kanseri cinsi olmamakla birlikte, yassı hücreli kansere zemin hazırlaması  açısından önemlidir. YHE lerin %65'i , BHE lerin % 36 sı aktinik keratoz  zemininden gelişir. Kriyoterapi en iyi tedavi şeklidir.

Melanoma nedenleri?

En ciddi deri kanseri formu olan melanoma, ölüme neden olan kanserlerin     % 75 den fazlasını oluşturuyorsa onun nedenleri ve karakteristikleri  hakkındaki gerçekleri bilmek hayatınızı kurtarabilir. Dermatoloji uzmanları,  melanoma hakkında bazı genel inançlardan kurtulmayı umut ederek risk  faktörleri nin daha çok kişi tarafından anlaşılacağını  ve tanısal kalıplara  uymayan melonamlara karşı daha uyanık olunulacağını  düşünüyorlar.   Güneşin etkili olduğu düşünülmekle birlikte güneş görmeyen yerlerde de  görülmesi nedeni ile durum biraz tartışmalıdır.  Beyaz tenli kişilerde sıklığı her 10 yılda iki katına çıkmaktadır. Ekvator  bölgesinde daha sıktır. Ergenlik öncesi nadirdir. Melanoma ileri yaşlarda  ortaya çıksa dahi, çocuklukta güneş yanığı olan bir kişinin melanomaya  yakalanma riski, iki kat fazladır. Güneş yanıklarının oluşmasını önlemek  özellikle çocukluk döneminde çok önemlidir. Yalnızca yazın tatilde güneşlenen  bunun dışında güneşe çıkmayan kişiler gibi özellikle aralıklı güneş ışığı alanlar  daha çok risk altındadır. Melanoma riskleri ve nedenleri hakkında  tamamen doğru olmayan bazı genel  bilgiler nedeni ile kendisinde gelişen bir melanoma  fark edilmeyebilir.  Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Uzak doğulularda yada esmer kişilerde  de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.  Kadınlarda daha sıktır.  Çoğunda siyah, mavi, kahverengi ve pembe gibi  pek  çok renk vardır.  MM'nın pigment içermeyen, açık renkli "amelanotik" tipleri de  mevcuttur.  

ABCD Kuralı Nedir?

ABCD İngilizce bir kısaltmadır

    Asimetri (bir yarısının diğer  yarısından farklı olması),     Border düzensizliği  (melanomada sınırlar düzensiz  girintili çıkıntılıdır),     Color  (Renk: melanoma da sıklıkla  birkaç renk birden vardır.) ve       Diameter (Boyut: Çoğunlukla   melanomalar tanı  konduğunda 6 mm den  büyüktür. Ama daha küçük de  olabilir).  ABCD kuralı erken melanoma  tanısı için bundan 20 yıl önce  geliştirildiğinde, bir pratisyen  doktorun  kanser potansiyeli  olan lezyonları bening  pigmentli benlerden ayırt  edebilmesine yardımcı  olabilmeyi amaçlanıyordu. Bununla birlikte her kural gibi  bununda istisnaları mevcuttur.  Yapılan pek çok çalışmada  görülmüştür ki tüm  melanomalar ABCD kuralını takip etmez. Mayıs 2003 de yayınlanan bir  çalışmada ( Journal of the American Academy of Dermatology )  nodüler  melanoma olarak bilinen  lezyonlar incelenmiş ve ABCD kuralına uymadığı  görülmüştür. Nodüler melanomalar  simetrik kabarık  uniform pigment  içermeyen lezyonlardır.  " Bu çalışma nodüler melanomalarda renk değişikliği olmadığını göstermiştir.  Çalışmaya katılan nodüler melanomalı hastaların  %71 ‘i belirgin bir renk  değişikliği olmadığını belirtirken  % 57 si daha geleneksel yüzeyel yayılan  melanoma olarak sınıflananlar lezyonlarında renk değişikliğinden bahsetmiştir.  Bu tek örnekten anlaşıldığı gibi  nodüler melanomalı hastalarda  ABCD  kriterlerinden çok  kanama ve giysilere takılma gibi doğasında bir  değişiklik  hissedilmesi daha önemli olabilir." 8 Aralık  2004, Journal of the `American Medical Association`da yayınlanan  başka bir çalışmada tüm melanomaların ABCD kuralını izlemediği belirtilirken  veriler bize 6mm den küçük ve yayılma eğilimde olan  bazı melanomalar  olduğunu göstermiştir.

Cilt Kanseri Tanı Yöntemleri

Deri üzerindeki pigmente lezyonları  değerlendirmek için görüntü analizi yapan DB- Mips gibi bilgisayar programları kullanılabilmektedir. Ancak bunlar şu an için  uzman bir dermatologdan daha başarılı  değildir. Özel cihazlarla farklı dalga boyu ışık kullanılarak  (multispektral) SIAscope ve  Melafind gibi, cildin   melanin hemoglobin ve kollagen yapısı  hakkında hem doktora bazı veriler sunan hem de bunları bilgisayarda  melanom tanısı için değerlendiren cihazlar mevcuttur. 1930 lu yıllarda Hintli  Chandrasekhara Venkata Ramanhe adlı Fizikçiye nobel  ödülü kazandıran  "Raman spektroskopisi" yöntemini kullanan "Aura" adlı bir  cihaz mevcuttur. Deri  üzerine gönderilen ışınlar deriyi geçerken aynen parmak izi gibi içinden  geçtikleri yapıya göre kendine özgü dalga boyu değişikliğine uğrarlar. Bu da  doktora dokuda büyüyen yapı hakkında bilgi verir. Bu bilgiler 21 farklı biyolojik  belirtiyi tarayan bilgisayar tarafından değerlendirilerek, lezyonun malign ya da  bening olabileceği saptanır. Confocal scanning laser microscopy (CSLM)   Epidermis ve papiller dermisi,  histolojik detaya yaklaşan bir çözünürlükte, biyopsi yapmaya gerek kalmadan  hasta üstünde inceleyen bir görüntüleme sistemidir. Farklı Vivascope ve Vivacam cihazları mevcuttur.  Ultrason ve CSLM arasında bir cihaz olarak bilinen "Optik koherans Tomografi"  tekniği uzun bir süredir özellikle göz doktorları tarafından kullanılmaktaydı.  Ancak son dönemlerde  Dermatolojide deri kanserlerinin tanısında oldukça  başarılı bir şekilde özellikle VivoSight  adlı bir cihaz Almanya başta olmak üzere  pek çok ülkede kullanılmaya başlanmıştır. 2 mm derinliğe kadar etkili olduğu  belirtilmektedir. Cilt kanseri araştırmasında görüntülerin dokuların akustik özelliklerine göre  oluştuğu, ultrason da kullanılmaktadır. Melanomlar ultrasonda genellikle solid,  homojen, hipoekoik lezyonlar şeklinde görülür. Ultrason melanom tanısında  şimdilik kullanılmamaktadır. Ancak maksimum melanom kalınlığını, volümünü,  damar yapısını belirleyerek, cerrahi işlemin planlama aşamasında yol gösterir.

Malign Melanom (MM)

  "Malign melanom" en  tehlikeli  kanser türüdür.  Bu hastalığın erken tanısı  hayati önem  taşımaktadır. Deri  kanserine bağlı  ölümlerin dörtte  üçünden sorumludur.  Sınırları düzensiz,  böbrek şeklinde çıkıntılar  ve çentikler vardır.  Malign hücreler önce  yatay büyür ve üst  deridedir ancak kısa  sürede derinlere inerek  yayılırlar. Hızla geliştiği  için  tüm vücuda yayılır  ve sıklıkla öldürücüdür.  Bir ben üzerinde veya  normal derinin üzerinde   siyah ya da koyu bir  lekelenme şeklinde   gelişebilir. Bu nedenle  benlerimizde olan  değişimleri izlemek  önemlidir. Simetrik  olmaması, sınırlarındaki  düzensizlik veya çeşitli  renkler içeren displastik  benler melanoma için  tehlikeli olabilir. Ciltteki  pullanma, kanama,  kaşıntı gibi şikâyetler  diğer bir belirti olabilir. Üzerinde kıl olan benlerin kansere dönüşmediği doğru mu? Üzerinde kıl olan melanotik veya pigmentli benler  çok büyük olasılıkla benign  olmasına karşın, yapilan bir çalışmada ( Mart  2007  JAAD) üzerinde kıl yada  kıllar olan pigmentli üç vakada lezyonun  invasive melanoma olduğu  kanıtlanmıştır "Bu inanç ilk oluştuğu yıllarda  gelişen  melanoma lezyonunda kılların  tümör  tarafından yok edilmesine dayanılarak oluşmuştu ancak günümüzde eskiye  göre çok daha erken dönemde teşhis edilmektedir   Cilt kanseri sadece açık tenli kişilerde mi görülür? Beyaz kafkas ırkı diğer ırklara göre melanoma tanısına 10 kez daha  yatkındır,  çalışmalar göstermiştir ki Afrika kökenli Amerikalıların daha çok vücudunun  güneş görmeyen bölgelerinde tırnaklarında avuç içlerinde ağız içinde burun  içinde, genital bölgelerde ve ayaklarda görülmektedir.  Bir çalışmada  beyaz   Kafkas ırkı olan hastaların  %90’ında melanoma güneş gören bölgelerde  oluşurken, Afrika kökenli –Amerikalı hastalarda bu bölgelerde  yalnızca % 33  oranında görülmüştür Güneş görmeyen bölgelerde gelişen melanomalar  ABCD kuralını izlemezler ve  saptanmaları fark edilmeleri güçtür. Bu nedenle çok daha tehlikelidir. Teşhis  konduğunda çoğunlukla diğer organlara yayılmıştır. (Ocak  2004  JAAD)

Benler ve Cilt

Kanseri

CİLT LENFOMALARI

Lenfoma Nedir?

Lenfomalar lenfatik sistemin kanserlerdir. Eğer lenfoma varsa, lenfositlerinin (normalde enfeksiyonlarla savaşan özel beyaz kan hücreleri) bir kısmı 'kontrol dışıdır'. Anormal bir şekilde bölünür, ya da gerektiği zaman ölmez. Bu anormal lenfositler lenfatik drenaj sisteminin seyri boyunca çeşitli noktalarda gruplar halinde düzenlenmiş küçük oval kabarıklıklar olan lenf düğümlerinde birikebilir. Lenfoma vücudun her yerindeki lenf düğümlerini etkileyebilir. Aynı zamanda, dalak (bağışıklık sisteminin bir parçası) ya da kemik iliği gibi diğer organlarınızı tutabilir. Diğer kanserler gibi, lenfoma tutulmuş dokunun işlevini etkileyebilir. Örneğin,  lenfoma  kemik iliğinizde ise yeni kan hücreleri yapmak mümkün olmayabilir.  Lenfoma, lenfatik sistemin bir hastalık olmasına rağmen, aynı zamanda vücudun diğer bölgelerinde ortaya çıkabilir. Örneğin, lenfoma meme, mide, bağırsak, deri veya karaciğeri etkileyebilir. Bu gibi yerlerde ortaya çıkar lenfoma 'lenf nodu dışında' anlamına gelen 'ekstranodal' olduğu söylenir.

Cilt Lenfoması

Cilt lenfomaları deride (başka bir yerden oraya yayılmamış) başlayan non-Hodgkin lenfomalardır. Neredeyse hepsi düşük derecelidir (yavaş büyüyen). Bu lenfomalar, bazen vücutta lenf düğümlerini, kemik iliğini, kanı ya da başka yerleri etkileyebilir ancak genellikle deride kalır. Çoğu cilt lenfoması T hücrelerinden gelişir ve kutanöz T-hücreli lenfoma adını alır. Kutanöz T- hücreli lenfomada en yaygın tür mikozis fungoides'tir. Kutanöz T-hücreli lenfoma genellikle deride pullu ve kaşıntılı olabilen kırmızı yamalar şeklinde görünür. Bazen deride kırmızı veya morumsu kabarıklıklar olarak görünür. Tedavi yapılmadan önce deri lenfomaları genellikle uzun süre izlenir. Buna “izle ve bekle” yaklaşımı denir. Kutanöz T-hücreli lenfoma tedavisine steroid kremler, kemoterapi losyonları, ultraviyole ışık tedavileri ve radyoterapi gibi cildin kendisine yapılan tedaviler de dahildir. Verilen diğer tedaviler, steroid tabletler, (damar içine infüzyon veya tablet şeklinde) kemoterapi ve immünoterapidir (vücudun bağışıklık sistemini hedef alan bir tedavi) B hücrelerinden gelişen deri lenfoması Kutanöz B Hücreli Lenfoma olarak adlandırılır. Bu lenfomalar deride kabarıklıklar olarak görünmek eğilimindedirler. Kutanöz B Hücreli Lenfoma cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve antikor ile tedavi edilebilir. Cilt lenfoması ile yaşamak bazen zor olabilir ama lenfomaların çoğunun başarıyla tedavi edilebildiğini ve nadiren yaşam beklentisini etkilediğini bilmek önemlidir. Deri Lenfoması için “Electron beam” radyasyon tedavisi Radyasyon tedavisinde, cilt tümörlerini tedavi etmek için, x-ışınları ve elektronları kullanır. Kutanöz T- hücreli lenfomanın (CTCL) mikozis fungoides varyantı, x ışınları 19. yüzyılın sonunda keşfedildikten sadece birkaç yıl sonra radyoterapi ile tedavi edilen ilk kanser tipidir. Günümüzde radyasyon tedavisi tüm deriye uygulanabildiği gibi CTCL lezyonları tek tek de  tedavi edilebilir. “Electron beam” radyasyon nedir? “Elektron ışın radyasyon” lineer hızlandırıcı denilen bir makinede üretilen ve deriye yönlendirilen çok küçük elektrik yüklü parçacıklardan oluşan özel bir radyoterapi türüdür.CTCL tedavisi yapan  çoğu merkezde Orthovoltage (düşük enerji) X-ışını tedavisinin yerini elektron ışını radyasyon almaya başlamıştır.  Elektron beam radyasyonun, geleneksel X-ray’e göre avantajları Ortovoltaj (düşük enerji) x-ışınları tekrarlayan deri lenfoma lezyonlarını etkin bir şekilde tedavi edebilir ancak, hastalık daha yaygın ise altta yatan dokulara (kan damarları, kaslar, kemik iliği)  nüfuz etmesi ayrı bir dezavantaj olarak kabul edilebilir. Buna karşılık, elektron ışını tedavisi öncelikle ilgili derinin yüzeyel katmanlarına (epidermis ve dermis) radyasyon verir ve daha derin dokulara ve organlara herhangi bir radyasyon etkisi göstermez. Elektron ışın radyasyon, tümör hücrelerine çok zararlıyken, çevresindeki normal deri hücreleri tarafından oldukça iyi tolere edilir. Elektron beam radyasyonu nasıl uygulanır? Elektron ışını radyasyonu, iki yolla uygulanabilir: Lokalize elektron ışın tedavisi• Cildin tedavi edilecek küçük bir kaç alanı tanımlanır ve elektron ışını sadece deri yüzeyinin bu birkaç alanını hedefler.• Tipik olarak, 10 ila 15 tedavi uygulanır ve mikozis fungoides (TF) lezyonlarının yaklaşık yüzde 90’ı yok edilebilir.• Bu tür tedavi, kendi cilt üzerinde, sadece birkaç sorunlu alanı olan ve genellikle nitrojen mustard kremleri, fototerapi ya da kemoterapi gibi diğer tedavi türlerini uygulayan kişilerde ek tedavi olarak değerlidir. Tüm cilt elektron ışını tedavisi• Elektron ışını radyasyonu uygulamanın başka bir şekli de tüm cilt yüzeyine uygulamaktır. Bu aynı zamanda, “total skin electron beam” tedavi (TSEB) olarak da bilinir. Cildin geniş alanlarında sorun varsa TSEB kullanılır. • TSEB ile tedavide genellikle radyasyon makinesinin önünde ve ayakta tedavi gören kişi tarafından radyasyon ışınını vücudun tüm alanlarına uygulanabilmesi için tasarlanan konumlarda bir dizi  tedavi gerçekleştirilir. • Alternatif olarak, hasta elektron ışınının önünde yavaş yavaş dönen bir platform üzerinde de durabilir. • Standart yaklaşım, 10 hafta boyunca küçük fraksiyonlarla haftada üç kez 3600 cGy toplam doza ulaşmaktır. • Tedavi sırasında, vücudun farklı bölümlerini ulaşan radyasyon miktarının ölçümleri yapılır. El ve ayak gibi vücudun bazı alanları çok fazla radyasyon alma eğilimlidir ve tedavi esnasında korunması gerekebilir. Ayrıca, bu alanlar TSEB tedavi ile yeterli radyasyon almadıysa cilt üzerinde bu küçük alanlarda dozun arttırıldığı ekstra tedaviler genellikle gerekli olabilir. Elektron demeti tedavisinde hiçbir hassasiyet veya rahatsızlık yoktur. Çoğu kişi, çok az veya orta derecede yan etki ile tedaviyi iyi tolere eder. Elektron beam radyasyonu nasıl çalışır? Elektron ışınları DNA hasarı yaparak tümör hücrelerini öldürür, DNA, hücrenin en önemli parçasıdır, çünkü üreme ve hücre fonksiyonlarını yapan tüm kodu taşır Elektron ışınları DNA'da kırıklara neden olarak hücre çoğalmasını imkânsız hale getirir. Vücuttaki normal hücrelerin çoğu, tümör hücrelerinin aksine hızlı çoğalmaz. Tümör hücreleri, bu nedenle elektron ışınının radyasyon hasarına karşı daha duyarlıdır. Radyasyon tedavisi yakındaki normal hücrelere en az zarar vererek, tahrip edilen kanser hücrelerinin sayısını en üst düzeye çıkarmayı amaçlamaktadır. Deri lenfoması için elektron beam radyasyonunun yan etkileri Tedavi sırasında veya hemen sonrası, elektron ışını radyasyonu yorgunluk, kaşıntı, bronzlaşma ve yanıklar(orta veya şiddetli güneş yanığı gibi)  gibi akut etkilere neden olabilir. Bu akut yan etkiler nadiren şiddetli olmasına rağmen, uygun destekleyici tedavi zamanında uygulandığında kendini sınırlar Uzun vadeli etkiler ciltte kuruma, azalmış terleme, renk değişiklikleri, saçlarda dökülme ve genişlemiş kan damarı gelişimi (telanjiektazi). Elektron ışını radyasyonu da kişinin cilt kanserine yakalanma riskini artırabilir. Buna ek olarak, TSEB ‘e bağlı değişmiş fiziksel görünümden (saç dökülmesi) kaynaklanan psikolojik etki, genellikle önemlidir.
· · · · · · · · · ·