© WWW.CILTUZMANI.COM    Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer Dermatoloji & Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Selülit

Selülit yalnızca aşırı kilolu kişlerde değil  herkesde oluşabilir. İleri yaş, spor  yapmama, kötü beslenme (hayvansal  yağlar, tuz, şeker, kola, kahve kullanma)  yeterli sıvı almama dolaşım bozuklukları,  topuklu ayakkabılar, alkol ve sigara   selülite sebep olabilir. Selülitlerin  oluşma nedenleri hormonlar, genetik  kalıtım ve yaşam tarzına bağlıdır.   Radyofrekans, lazer, ozon tedavisi,  antiselulit kremler, mezoterapi, masaj,  liposuction,  ultrason ve basınç tedavisi,  antioksidan tedavileri uygulanmaktadır.  Yaşam tarzını da değiştirmek gerekmektedir. Bol su içmek, daha az kafein  ve tuz tüketmek, spor yapmak ve sağlıklı beslenmek önemlidir. 

Radyofrekans ile Selülit Tedavisi

Radyofrekans  bir yüzyıldan fazladır tıp alanında kullanılmaktadır. Radyofrekans teknolojisi   çok yönlülüğü   etkinlik ve güvenliği  nedeni ile artık estetik tıpta bir standart olarak kabul  edilmektedir. Non-ablative Radyofrekansın (monopolar, bipolar, tripolar veya multipolar ve  fraksiyonel) cinsleri tüm dünyada deri gençleştirilmesi amacı ile kullanılmaktadır. Ayrıca selülit,  keloid ve hipertrofik skarlarda, rozasea da akne ve akne skarlarında da tüm cilt tiplerinde  kullanılmaktadır.  Non-ablatif Radyofrekans, FDA  tarafında 2002 yılında   alın ve göz  bölgesindeki  kırışıklık ve deri  sıkılaştırma tedavisi için 2004 yılında  ise tüm yüz tedavisi için  onaylanmıştır. Non-Ablatif  kelimesinin anlamı, cildin yalnızca  orta ve alt dokularına etki ederken  üst tabakalara çok az veya hiç zarar  vermemesidir. En sık kullanılan  endikasyonu deri kırışıklıkları ve   gevşekliklerindeki  nonablatif  gerginleştirici etkisidir.  Monopolar dipolar veya  multipolar olabilir. Bunlar dışında  Fraksiyonel Radyofrekans,  Sublatif  Radyofrekans, Faz kontrollü Radyofrekans, ve Kombinasyonlu   Radyofrekanslar mevcuttur. Bilgisayar tarafından kontrol edilen Radyofrekans jenaratörü  soğutma   sistemi el cihazı ve  buna bağlı elektrod uçlardan oluşur. Alternatif akımın yönü  saniyede milyonlarca kez  değiştirilerek  vücuttaki su molekülleri ile iyonlarını hareketlenir ve enerji açığa çıkar ve  uygulanan bölge ısınır. RF dalga boyu 3kHz ila 300GHz arasında değişebilir.  Unipolar Radyofrekans, ilerleyen yaşlarla ciltte görülen sarkma ve gevşemeler,kırışıklıklar,  bölgesel yağ birikimleri için, derinin yüzeyel tabakaları serinletici ve anestezik özel spreylerle  korunarak deri altındaki kollagenin tek bir elektrod ve topraklama pedi kullanılarak  radiofrekans enerjisi ile ısıtılmasıdır. Bu ısıtma sonucu derinin alt tabakalarında (4 mm)  kollegen hasarına bağlı   hemen bir sıkılaşma oluşacaktır. İlerleyen dönemde fibroblastların  uyarılmasına bağlı bu bölgede yeni oluşan kollagen deride daha da fazla bir sıkılaşma ile genç  bir görünümü arttıracaktır.  Özellikle yüz bölgesinde kaşların kalkmasını sağlar ve yorgun yüz  ifadesini önler. Ancak tüm vücutta kullanılabilir. Unipolar Radyofrekanslar için  yeni çıkan  teknolojik programlar ve kısa atımlı bilgisayar kontrollü ve titreşimli cihazlar ile ağrı sorunu  minimale indirilmiştir.  Tedavi amacı ile periorbital bölge dahil yüz bölgesinde ve selülitte  kullanılabilir. Radyofrekans uygulamaları lazerlerde olduğu gibi belli bir renge duyarlı değildir. Bu nedenle  tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Lekelenmeye neden olmaz, güneş karşı duyarlılığı arttırmaz.    Bipolar Radyofrekans cihazında elektrik iki elektrod arası geçebildiği için topraklama pedine  ihtiyaç yoktur. Bir prob üzerinde iki uç mevcuttur. Bu iki elektrod arası uzaklığın yarısı tahmini  penetrasyon derinliğidir. Ne var ki, iki kutuplu Radyofrekansın   tek kutuplu  Radyofrekans ile  benzer bir homojen hacimli ısıtma üretemediği, iddia edilmektedir. Unipolar RF ile aynı  endikasyonlarla kullanılsa da etki daha yüzeyeldir, bu nedenle yüz bölgesi tedavilerde daha  çok kullanılır. Ağrı unipolar RF ye göre daha azdır.   Bipolar cihazlarda en önemli gelişme  multifrekans teknolojisi olmuştur. Tek atımda üç ayrı frekans verilebilmektedir. Böylece  böylece ısıtma derinliği bağımsız bir biçimde kontrol edilebilmektedir.   Fraksiyonel Radyofrekans cihazları, bilinen Radyofrekans  cihazlarında minimal invaziv   bipolar mikroiğne uygulama sisteminin gelişimi ile  ortaya çıkmıştır. Bilinen Radyofrekans  cihazlarının aksine non ablatif etkiye sahip olmayan Fraksiyonel Radyofrekans cihazı, iğneler  vasıtası ile epidermisde minimal bir etki oluştururken  termal bölgelerdeki  gibi retiküler  dermis içinde lokalize pıhtılaşma bölgeleri oluşturur. Fraksiyonel Radyofrekansda 64 adet  pozitif negatif elektrod mevcuttur. Akne skarları  ve kırışıklıklarda etkilidir.  Fraksiyonel  Radyofrekans sistemi puls süresini değiştirerek dermal ısıtmanın kontrolünü ve böylece  epidermis ve önemli adneksal yapıların fraksiyonel olarak korunmasının sağlamaktadır.   Çalışmalarda retiküler dermiste tedavi edilen alanda  (termal bölgesinde) denature  kollajenlerin, korunmuş dermis bölgeleri ile ayrıldığı görülmüştür.  Bu bölgeler 10 hafta içinde  yeni deri dokusu ile değişir.    Multipolar (çokkutuplu) Radyofrekans cihazının dokuyu tedavi etmek için, hem unipolar  hem de  bipolar Radyofrekansın üstünlüklerinden yararlanan çok sayıda elektrodu  vardır.  Bipolar cihazlar epidermisin zarar görmesini önlemek için etkin entegre soğutma cihazlarına  ihtiyaç duymasına rağmen, üç kutuplu cihazlarda dokuların orta derin ve yüzeysel  kısımlarını  aynı anda ısıttığı için epidermis koruyucu soğutma sistemi  gerektirmez. Ağrısızdır. Akne  skarlarında ve kırışıklıklarda uygulanmaktadır.  Sublativ fraksiyonel  Radyofrekans de ise mikroiğneler kullanılarak derin dermis 1.5 mm  derinlikte ısıtılır. İğne uçlarındaki sensörler çevre ısıyı kontrol ederek ısının hassas bir şekilde  iletilmesini sağlar. Kontrollü çalışmalarla yüz derisi gevşekliğinde kullanımı önerilmektedir.  Bunun dışında kontrolsüz çalışmalarda  akne ve akne skarlarında da kullanılmıştır.  Daha yeni bir fraksiyonel Radyofrekans tipi olan faz kontrollü  çok kaynaklı radyofrekans  sistemi  kullanıcının enerji emisyonunu  11mm  derinliğe kadar ulaştırmasına izin vererek   dermisin derin dokuları olan papiller dermis, retiküler dermis ve fasya süperfisiyalise ısıyı  yoğunlaştırmayı mümkün kılar. Kombinasyon Tedavileri:  Radyofrekans tedavisi günümüzde sinerjik etkileri nedeni ile pek  çok estetik cihazla birlikte kullanılmaktadır. En sık olarak lazer ve infrared  ışık kaynaklarının  optik enerjisi kullanılmaktadır. Bu şekilde her iki sistem daha az enerji kullanarak  komplikasyonları ve rahatsızlığı azaltabilmektedir.          RF+ELOS: (Elektro optik  sinerji)                   RF+ IR: (Infrared) Diğer bir kombinasyon  vakum, masaj veya roller gibi mekanik uygulamalardır. Bunlarla  kan  dolaşımını ve radyofrekansın tedavideki başarısını arttıracaktır.   PEMF(Pulsed Electromagnetic Field) ile multipolar Radyofrekans kombinasyonu  yeni bir  tedavi yaklaşımıdır. Ağrıyı azaltırken güvenliği ve etkinliği belirgin biçimde arttırmaktadır. PEMF  kollagen sentezini ve yeni damar oluşumunu dolayısı ile iyileşme hızını arttırmaktadır.  Radyofrekans tedavileri sonrasında hasta genellikle normal yaşamına dönebilir. Nadiren hafif  kızarıklık ve şişme olabilir. Ancak bunlar kısa sürede düzelir. Özel bir bakım gerekli değildir.  Normal cilt bakımı ve güneş koruyucular önerilir.  Optimal sonuca bazen kısa sürede  ulaşlabilir. Bununla birlikte  pek çok hastada bu 2-3 ay alır. Genellikle tek bir tedavi yeterlidir.  İkinci bir tedavi gerekirse en az 6 ay beklenmesi gereklidir. Yapılan çalışmalarda uygulama  sonrası etkinin  senelerce sürebildiğini göstermekle birlikte bazı çalışmalarda 6 ay olarak  saptanmıştır.   

LPG  ve   Endermoloji ile Sellulit tedavisi     

 Selülitten etkilenen alanlara masaj uygulanması için çeşitli makineler kullanıma sunulmuştur.  Bu makineler masaj için dönen silindirler kullanır. Masaj uygulamalarının bir örneği olan   Endermoloji Fransa'da geliştirildi ve 1990'ların ortalarından beri selülit tedavisinde  kullanılmaktadır. Bu teknikte, etkilenen alanları emen, çeken ve sıkan elektrikle çalışan bir  cihaz kullanılır. Tedaviler pahalıdır ve genellikle 30-45 dakika sürer ve fark edilebilir bir sonuç  almadan   önce 10-12 tedavi seansı gereklidir. Endermolojinin   selülitin görünümünde geçici  bir düzelme sağladığı   ABD FDA tarafından onaylanmıştır. Bu teknik, selülit görünümünde  geçici bir azalma meydana getiriyor olsa da, kalıcı olarak deri altındaki konfigürasyonu  değiştirmek   yerine sadece yağın dağılımını değiştiriyor gibi görünmektedir. Selülit üzerinde  elde edilen "ilk etki" sonrasında  düzenli bakım tedavileri gereklidir.      LPG  selülitli bölgelere dönen ve vakum yapan özel bir masaj aleti ile uygulanır. Kullanılan bu  aletin etkisi ile lenf dolaşımı hızlanır, yağ dokusunun tekrardan deri dokusu üzerine yapışması  engellenir. Bu teknikle yağ alınmaz, ancak yapışan dokunun neden olduğu dalgalı görüntü  azaltılır. Selülitlerin görünümünde farklılık ortaya çıkması için LPG'nin haftada iki kez  30  dakika  en az 6-8 seans yapılması önerilmektedir.       

Ultrason Dalgaları   ve Kavitasyon  ile Sellulit tedavisi  

Sellülit için  iki tip ultrason tedavisi uygulanır. Düşük frekanslı (LF) ses dalgaları veya  orta ve  yüksek frekanslı (MHF)ses dalgaları yağ hücrelerini parçalar.  Tipik olarak derin  bölge yağlarına   etkili olan MHF ultrasonla yapılan selülit tedavisinde nörosempatik sistem uyarilarak adrenalin  salgılanir.  Deri altındaki yüzeyel yağlara etkili olan düşük frekans (LF) ultrason  tedavisi en sık  kullanılan tiptir. Bazı ultrason tedavilerinde her iki frekans birlikte kullanılmaktadır. Bu non  invaziv yöntemle yağlar parçalanarak dolaşım sistemine geçer ve vücut tarafından yok edilir.  Ultrasonun etkisini arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için  uygulama öncesi ve  sonrasında masaj yapılabilir. Bazı hastalar tedavi sonrası hemen sonuç alırken bazılarında ilerleyen  seanslar sonrası sonuç alınmaya başlanır. Bu uygulama diet ve egzersiz  sonrası sonuç alınmamış bölgeler için uygulanabilir.   Ultrasound  tedavisi  her ay bir veya iki kez uygulanmalıdır. Çünkü insan  vücudu sürekli yağ depolar. Kollajeni uyarmak ve cildi sıkılaştırmak için ultrason tedavisi  sonrası düşük yağlı diyete devam etmek ve günlük rutin egzersizleri  kesmemek  gerekmektedir. Terapistler genellikle kana karışan yağın bir an önce atılabilmesi için bol sıvı  almanızı önereceklerdir.       Kavitasyon düşük frekanslı bir tür ultrason cihazıdır. Ancak ultrason cihazlarındaki termal ve  mekanik etkisinden ziyade kavitasyon etkisi ön plana çıkmıştır. Kavitasyon ile, yağ hücreleri  arasındaki sıvıda mikro boyutta çok sayıda hava kabarcığı oluşur ve yağ hücresi membranlarını  parçalanır. Ancak damar, kas gibi diğer dokularda bir hasara yol açmaz. Başlıklar ve cihazın  frekansı değiştirilerek uygulanan bölgenin derinliği de değiştirilebilir.   

Karboksiterapi

Karboksiterapi, günlük yaşamı etkilemeden karbondioksit gazının selülit ve bölgesel yağlanma  tedavisinde kullanıldığı  bir tekniktir. Saf CO2 allerjik reaksiyona neden olmaz .Belirli  miktarlarda, deri altına düzenli bir enjeksiyonla verilir. C02, geniş bir bölgeye buradan kolayca  yayılır. Yağ dokusunda artan karbondioksite cevap olarak damarlar genişler, bu bölgede  kollajen ve elastin sentezi ve oksijen oranı artar. Oksijen yağların yakılmasına neden olur.   Tedavi haftada 1-2 kez toplam 15-20 dakika süre 12-20 seans uygulanmalıdır. Uzman kişilerce  yapılırsa enjeksiyon yerlerinde bazen 1-2 günde geçen hafif morluk ve kızarma dışında pek yan  etki görülmez. Uygulama ardından yarım saat süren bir şişlik hissi olabilir. İşlem sonrası hafif  bir yürüyüşle bu şişlik kaybolacaktır. Tedavi sırasında çok ince uçlu iğneler nedeniyle ağrı  hissedilmez.    Yağlanma ve sellülit gibi problemlerde altta yatan bir çok neden  olabileceğinden, bu yönden değerlendirilerek tedaviye başlanmalıdır. 

Lazer tedavisi  

 FDA selülit  görünümünü geçici olarak azaltılması için ışık tedavisi ile emme  veya masajı  birleştiren iki ışık tedavi cihazını onaylamıştır. Üreticiye göre, cihaz, deri altında yağı eritmekte,  cilt altında fibröz bantlar koparmakta ve kollajen üretimini teşvik etmektedir.     TriActive  emme ve deri manipülasyonu ile düşük seviyeli bir lazer tedavisini birleştirirken,  VelaSmooth, lazer ve masaj tedavisi birleştiren  başka bir tedavidir.    Endermologie gibi, her ikisi için de birden fazla seans uygulamayı ve düzelmiş görünümünü  korumak için tedaviye devam etmeyi gerektirir.  Lazer / masaj  tedavisi, yalnızca masaj  tedavilerinden daha pahalıdır, komple bir programın genellikle  binlerce lira maliyeti vardır.

Kriyolipoliz

Alt karın bölgesinde ve vücudun kenarlarında lokalize yağ alanlarını uzaklaştırmak için. FDA tarafından onaylanmış,  non-invaziv  bir prosedür.Yağ hücrelerinin içinde lipitleri dondurur sonra yavaş yavaş çevre dokulara zarar vermeden  çözülmesini sağlar. Genel olarak, 2.5cm yağ çözünmesi için üç tedaviye ihtiyaç vardır. Sonuçlar anında farkedilmez, gözle görülür bir iyileşme üç dört ay sonra ortaya çıkar

Selülit kremleri

Bir çoğu aslında  aminofilin, kafein ve teofilin içermektedir. Ancak yağ yakıcı olarak bilinen bu  maddelerin cilt yolu ile bölgede yeterli konsantrasyona ulaşması zordur. Selülite etkili  olduklarına dair bilimsel bir kanıt mevcut değildir.

Besin Takviyeleri

 Pazarlanan birkaç üründe ginkgo biloba , tatlı yonca , üzüm çekirdeği biyoflavinoidleri, bir tür  kahverengi denizyosunu olan bladderwrack , çuha çiçeği yağı , balık yağı , ve soya lesitin gibi  maddeler içerebilmektedir .   Bu preparatların, metabolizma hızını  arttırdığı , hücre hasarına  karşı koruduğu ve yağları parçaladığı gibi vücut üzerinde olumlu etkileri  iddia edilmektedir.   Bu tür iddiaları değerlendirmek zordur. Bu tür " metabolizma ", " dolaşım " veya " hücre hasarı  " gibi kavramlar üzerinde pozitif etkileri olup olmadığı kolayca objektif olarak ölçülemez .   Bu  ürünler ilaç olarak  değil,  besin takviyesi olarak satılmaktadır. Dolayısı ile FDA kontrolünde  değildir. Ayrıca bilimsel çalışma ya yoktur, ya da şu ana kadar etkili olduğu kanıtlanamamıştır.  Ayrıca bu ürünler içersindeki maddeler allerji yapabilir veya vücutta diğer ilaçlarla etkileşime  sebep olabilir. Liposuction Bu vücuttan yağı uzaklaştırmak için yapılan cerrahi bir  işlemdir. Selülit yüzeyel yağlarla ilgili bir  durumdur. Liposuction sadece derinin altındaki yüzeyel yağı değil, derin yağı da uzaklaştırır.   Amerikan Dermatoloji Akademisi liposuction uygulamasının ciltte daha fazla çöküntüler   oluşturarak selülit görünümünü daha da kötüye götürebileceği konusunda uyarmaktadır.

Mesoterapi

Mezoterapi   iltihabi deri hastalıklarındaki ağrıyı gidermek için ilk olarak Avrupa'da  geliştirilmiş  bir tedavidir. Derinin hemen altındaki dokuya vitamin, mineral, amino  asit ve enzim gibi  maddeler  enjekte edilmektedir.  Çok sayıda seans ve her seansda çok sayıda enjeksiyon   gereklidir. Verilen maddeler FDA tarafından "off-label" onaylanmış olabilir. Yani  aslında başka  bir endikasyon için onaylanmıştır.  Mezoterapide yağı yıkarak selülit görünümünde hafif bir  iyileşme görülebilir. Ama aynı zamanda şişme, enfeksiyon, ve düzensiz kontür risklerini de  taşır. Bir çok doktor tarafından kanıtlanmamış ve riskli bulunmaktadır
© WWW.CILTUZMANI.COM  Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Dermatoloji & Kozmetoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Selülit

Selülit yalnızca aşırı kilolu kişlerde değil  herkesde oluşabilir. İleri yaş, spor  yapmama, kötü beslenme (hayvansal  yağlar, tuz, şeker, kola, kahve kullanma)  yeterli sıvı almama dolaşım bozuklukları,  topuklu ayakkabılar, alkol ve sigara   selülite sebep olabilir. Selülitlerin  oluşma nedenleri hormonlar, genetik  kalıtım ve yaşam tarzına bağlıdır.   Radyofrekans, lazer, ozon tedavisi,  antiselulit kremler, mezoterapi, masaj,  liposuction,  ultrason ve basınç tedavisi,  antioksidan tedavileri uygulanmaktadır.  Yaşam tarzını da değiştirmek gerekmektedir. Bol su içmek, daha az kafein  ve tuz tüketmek, spor yapmak ve sağlıklı beslenmek önemlidir. 

Radyofrekans ile Selülit Tedavisi

Radyofrekans  bir yüzyıldan fazladır tıp alanında kullanılmaktadır. Radyofrekans teknolojisi   çok yönlülüğü   etkinlik ve güvenliği  nedeni ile artık estetik tıpta bir standart olarak kabul  edilmektedir. Non-ablative Radyofrekansın (monopolar, bipolar, tripolar veya multipolar ve  fraksiyonel) cinsleri tüm dünyada deri gençleştirilmesi amacı ile kullanılmaktadır. Ayrıca selülit,  keloid ve hipertrofik skarlarda, rozasea da akne ve akne skarlarında da tüm cilt tiplerinde  kullanılmaktadır.  Non-ablatif Radyofrekans, FDA  tarafında 2002 yılında   alın ve göz  bölgesindeki  kırışıklık ve deri  sıkılaştırma tedavisi için 2004 yılında  ise tüm yüz tedavisi için  onaylanmıştır. Non-Ablatif  kelimesinin anlamı, cildin yalnızca  orta ve alt dokularına etki ederken  üst tabakalara çok az veya hiç zarar  vermemesidir. En sık kullanılan  endikasyonu deri kırışıklıkları ve   gevşekliklerindeki  nonablatif  gerginleştirici etkisidir.  Monopolar dipolar veya  multipolar olabilir. Bunlar dışında  Fraksiyonel Radyofrekans,  Sublatif  Radyofrekans, Faz kontrollü Radyofrekans, ve Kombinasyonlu   Radyofrekanslar mevcuttur. Bilgisayar tarafından kontrol edilen Radyofrekans jenaratörü  soğutma   sistemi el cihazı ve  buna bağlı elektrod uçlardan oluşur. Alternatif akımın yönü  saniyede milyonlarca kez  değiştirilerek  vücuttaki su molekülleri ile iyonlarını hareketlenir ve enerji açığa çıkar ve  uygulanan bölge ısınır. RF dalga boyu 3kHz ila 300GHz arasında değişebilir.  Unipolar Radyofrekans, ilerleyen yaşlarla ciltte görülen sarkma ve gevşemeler,kırışıklıklar,  bölgesel yağ birikimleri için, derinin yüzeyel tabakaları serinletici ve anestezik özel spreylerle  korunarak deri altındaki kollagenin tek bir elektrod ve topraklama pedi kullanılarak  radiofrekans enerjisi ile ısıtılmasıdır. Bu ısıtma sonucu derinin alt tabakalarında (4 mm)  kollegen hasarına bağlı   hemen bir sıkılaşma oluşacaktır. İlerleyen dönemde fibroblastların  uyarılmasına bağlı bu bölgede yeni oluşan kollagen deride daha da fazla bir sıkılaşma ile genç  bir görünümü arttıracaktır.  Özellikle yüz bölgesinde kaşların kalkmasını sağlar ve yorgun yüz  ifadesini önler. Ancak tüm vücutta kullanılabilir. Unipolar Radyofrekanslar için  yeni çıkan  teknolojik programlar ve kısa atımlı bilgisayar kontrollü ve titreşimli cihazlar ile ağrı sorunu  minimale indirilmiştir.  Tedavi amacı ile periorbital bölge dahil yüz bölgesinde ve selülitte  kullanılabilir. Radyofrekans uygulamaları lazerlerde olduğu gibi belli bir renge duyarlı değildir. Bu nedenle  tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Lekelenmeye neden olmaz, güneş karşı duyarlılığı arttırmaz.    Bipolar Radyofrekans cihazında elektrik iki elektrod arası geçebildiği için topraklama pedine  ihtiyaç yoktur. Bir prob üzerinde iki uç mevcuttur. Bu iki elektrod arası uzaklığın yarısı tahmini  penetrasyon derinliğidir. Ne var ki, iki kutuplu Radyofrekansın   tek kutuplu  Radyofrekans ile  benzer bir homojen hacimli ısıtma üretemediği, iddia edilmektedir. Unipolar RF ile aynı  endikasyonlarla kullanılsa da etki daha yüzeyeldir, bu nedenle yüz bölgesi tedavilerde daha  çok kullanılır. Ağrı unipolar RF ye göre daha azdır.   Bipolar cihazlarda en önemli gelişme  multifrekans teknolojisi olmuştur. Tek atımda üç ayrı frekans verilebilmektedir. Böylece  böylece ısıtma derinliği bağımsız bir biçimde kontrol edilebilmektedir.   Fraksiyonel Radyofrekans cihazları, bilinen Radyofrekans  cihazlarında minimal invaziv   bipolar mikroiğne uygulama sisteminin gelişimi ile  ortaya çıkmıştır. Bilinen Radyofrekans  cihazlarının aksine non ablatif etkiye sahip olmayan Fraksiyonel Radyofrekans cihazı, iğneler  vasıtası ile epidermisde minimal bir etki oluştururken  termal bölgelerdeki  gibi retiküler  dermis içinde lokalize pıhtılaşma bölgeleri oluşturur. Fraksiyonel Radyofrekansda 64 adet  pozitif negatif elektrod mevcuttur. Akne skarları  ve kırışıklıklarda etkilidir.  Fraksiyonel  Radyofrekans sistemi puls süresini değiştirerek dermal ısıtmanın kontrolünü ve böylece  epidermis ve önemli adneksal yapıların fraksiyonel olarak korunmasının sağlamaktadır.   Çalışmalarda retiküler dermiste tedavi edilen alanda  (termal bölgesinde) denature  kollajenlerin, korunmuş dermis bölgeleri ile ayrıldığı görülmüştür.  Bu bölgeler 10 hafta içinde  yeni deri dokusu ile değişir.    Multipolar (çokkutuplu) Radyofrekans  cihazının dokuyu tedavi etmek için, hem unipolar  hem de  bipolar Radyofrekansın üstünlüklerinden yararlanan çok sayıda elektrodu  vardır.  Bipolar cihazlar epidermisin zarar görmesini önlemek için etkin entegre soğutma cihazlarına  ihtiyaç duymasına rağmen, üç kutuplu cihazlarda dokuların orta derin ve yüzeysel  kısımlarını  aynı anda ısıttığı için epidermis koruyucu soğutma sistemi  gerektirmez. Ağrısızdır. Akne  skarlarında ve kırışıklıklarda uygulanmaktadır.  Sublativ fraksiyonel  Radyofrekans de ise mikroiğneler kullanılarak derin dermis 1.5 mm  derinlikte ısıtılır. İğne uçlarındaki sensörler çevre ısıyı kontrol ederek ısının hassas bir şekilde  iletilmesini sağlar. Kontrollü çalışmalarla yüz derisi gevşekliğinde kullanımı önerilmektedir.  Bunun dışında kontrolsüz çalışmalarda  akne ve akne skarlarında da kullanılmıştır.  Daha yeni bir fraksiyonel Radyofrekans tipi olan faz kontrollü  çok kaynaklı radyofrekans  sistemi  kullanıcının enerji emisyonunu  11mm  derinliğe kadar ulaştırmasına izin vererek   dermisin derin dokuları olan papiller dermis, retiküler dermis ve fasya süperfisiyalise ısıyı  yoğunlaştırmayı mümkün kılar. Kombinasyon Tedavileri:  Radyofrekans tedavisi günümüzde sinerjik etkileri nedeni ile pek  çok estetik cihazla birlikte kullanılmaktadır. En sık olarak lazer ve infrared  ışık kaynaklarının  optik enerjisi kullanılmaktadır. Bu şekilde her iki sistem daha az enerji kullanarak  komplikasyonları ve rahatsızlığı azaltabilmektedir.          RF+ELOS: (Elektro optik  sinerji)                   RF+ IR: (Infrared) Diğer bir kombinasyon  vakum, masaj veya roller gibi mekanik uygulamalardır. Bunlarla  kan  dolaşımını ve radyofrekansın tedavideki başarısını arttıracaktır.   PEMF(Pulsed Electromagnetic Field) ile multipolar Radyofrekans kombinasyonu  yeni bir  tedavi yaklaşımıdır. Ağrıyı azaltırken güvenliği ve etkinliği belirgin biçimde arttırmaktadır. PEMF  kollagen sentezini ve yeni damar oluşumunu dolayısı ile iyileşme hızını arttırmaktadır.  Radyofrekans tedavileri sonrasında hasta genellikle normal yaşamına dönebilir. Nadiren hafif  kızarıklık ve şişme olabilir. Ancak bunlar kısa sürede düzelir. Özel bir bakım gerekli değildir.  Normal cilt bakımı ve güneş koruyucular önerilir.  Optimal sonuca bazen kısa sürede  ulaşlabilir. Bununla birlikte  pek çok hastada bu 2-3 ay alır. Genellikle tek bir tedavi yeterlidir.  İkinci bir tedavi gerekirse en az 6 ay beklenmesi gereklidir. Yapılan çalışmalarda uygulama  sonrası etkinin  senelerce sürebildiğini göstermekle birlikte bazı çalışmalarda 6 ay olarak  saptanmıştır.   

LPG  ve   Endermoloji ile Sellulit

tedavisi     

 Selülitten etkilenen alanlara masaj uygulanması için çeşitli makineler kullanıma sunulmuştur.  Bu makineler masaj için dönen silindirler kullanır. Masaj uygulamalarının bir örneği olan   Endermoloji Fransa'da geliştirildi ve 1990'ların ortalarından beri selülit tedavisinde  kullanılmaktadır. Bu teknikte, etkilenen alanları emen, çeken ve sıkan elektrikle çalışan bir  cihaz kullanılır. Tedaviler pahalıdır ve genellikle 30-45 dakika sürer ve fark edilebilir bir sonuç  almadan   önce 10-12 tedavi seansı gereklidir. Endermolojinin   selülitin görünümünde geçici  bir düzelme sağladığı   ABD FDA tarafından onaylanmıştır. Bu teknik, selülit görünümünde  geçici bir azalma meydana getiriyor olsa da, kalıcı olarak deri altındaki konfigürasyonu  değiştirmek   yerine sadece yağın dağılımını değiştiriyor gibi görünmektedir. Selülit üzerinde  elde edilen "ilk etki" sonrasında  düzenli bakım tedavileri gereklidir.      LPG  selülitli bölgelere dönen ve vakum yapan özel bir masaj aleti ile uygulanır. Kullanılan bu  aletin etkisi ile lenf dolaşımı hızlanır, yağ dokusunun tekrardan deri dokusu üzerine yapışması  engellenir. Bu teknikle yağ alınmaz, ancak yapışan dokunun neden olduğu dalgalı görüntü  azaltılır. Selülitlerin görünümünde farklılık ortaya çıkması için LPG'nin haftada iki kez  30  dakika  en az 6-8 seans yapılması önerilmektedir.       

Ultrason Dalgaları   ve Kavitasyon  ile

Sellulit tedavisi  

Sellülit için  iki tip ultrason tedavisi uygulanır. Düşük frekanslı (LF) ses dalgaları veya  orta ve  yüksek frekanslı (MHF)ses dalgaları yağ hücrelerini parçalar.  Tipik olarak derin  bölge yağlarına   etkili olan MHF ultrasonla yapılan selülit tedavisinde nörosempatik sistem uyarilarak adrenalin  salgılanir.  Deri altındaki yüzeyel yağlara etkili olan düşük frekans (LF) ultrason  tedavisi en sık  kullanılan tiptir. Bazı ultrason tedavilerinde her iki frekans birlikte kullanılmaktadır. Bu non  invaziv yöntemle yağlar parçalanarak dolaşım sistemine geçer ve vücut tarafından yok edilir.  Ultrasonun etkisini arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için  uygulama öncesi ve  sonrasında masaj yapılabilir. Bazı hastalar tedavi sonrası hemen sonuç alırken bazılarında ilerleyen  seanslar sonrası sonuç alınmaya başlanır. Bu uygulama diet ve egzersiz  sonrası sonuç alınmamış bölgeler için uygulanabilir.   Ultrasound  tedavisi  her ay bir veya iki kez uygulanmalıdır. Çünkü insan  vücudu sürekli yağ depolar. Kollajeni uyarmak ve cildi sıkılaştırmak için ultrason tedavisi  sonrası düşük yağlı diyete devam etmek ve günlük rutin egzersizleri  kesmemek  gerekmektedir. Terapistler genellikle kana karışan yağın bir an önce atılabilmesi için bol sıvı  almanızı önereceklerdir.       Kavitasyon düşük frekanslı bir tür ultrason cihazıdır. Ancak ultrason cihazlarındaki termal ve  mekanik etkisinden ziyade kavitasyon etkisi ön plana çıkmıştır. Kavitasyon ile, yağ hücreleri  arasındaki sıvıda mikro boyutta çok sayıda hava kabarcığı oluşur ve yağ hücresi membranlarını  parçalanır. Ancak damar, kas gibi diğer dokularda bir hasara yol açmaz. Başlıklar ve cihazın  frekansı değiştirilerek uygulanan bölgenin derinliği de değiştirilebilir.   

Karboksiterapi

Karboksiterapi, günlük yaşamı etkilemeden karbondioksit gazının selülit ve bölgesel yağlanma  tedavisinde kullanıldığı  bir tekniktir. Saf CO2 allerjik reaksiyona neden olmaz .Belirli  miktarlarda, deri altına düzenli bir enjeksiyonla verilir. C02, geniş bir bölgeye buradan kolayca  yayılır. Yağ dokusunda artan karbondioksite cevap olarak damarlar genişler, bu bölgede  kollajen ve elastin sentezi ve oksijen oranı artar. Oksijen yağların yakılmasına neden olur.   Tedavi haftada 1-2 kez toplam 15-20 dakika süre 12-20 seans uygulanmalıdır. Uzman kişilerce  yapılırsa enjeksiyon yerlerinde bazen 1-2 günde geçen hafif morluk ve kızarma dışında pek yan  etki görülmez. Uygulama ardından yarım saat süren bir şişlik hissi olabilir. İşlem sonrası hafif  bir yürüyüşle bu şişlik kaybolacaktır. Tedavi sırasında çok ince uçlu iğneler nedeniyle ağrı  hissedilmez.    Yağlanma ve sellülit gibi problemlerde altta yatan bir çok neden  olabileceğinden, bu yönden değerlendirilerek tedaviye başlanmalıdır. 

Lazer tedavisi  

 FDA selülit  görünümünü geçici olarak azaltılması için ışık tedavisi ile emme  veya masajı  birleştiren iki ışık tedavi cihazını onaylamıştır. Üreticiye göre, cihaz, deri altında yağı eritmekte,  cilt altında fibröz bantlar koparmakta ve kollajen üretimini teşvik etmektedir.     TriActive  emme ve deri manipülasyonu ile düşük seviyeli bir lazer tedavisini birleştirirken,  VelaSmooth, lazer ve masaj tedavisi birleştiren  başka bir tedavidir.    Endermologie gibi, her ikisi için de birden fazla seans uygulamayı ve düzelmiş görünümünü  korumak için tedaviye devam etmeyi gerektirir.  Lazer / masaj  tedavisi, yalnızca masaj  tedavilerinden daha pahalıdır, komple bir programın genellikle  binlerce lira maliyeti vardır.

Kriyolipoliz

Alt karın bölgesinde ve vücudun kenarlarında  lokalize yağ alanlarını uzaklaştırmak için. FDA tarafından onaylanmış, non-invaziv  bir prosedür.Yağ hücrelerinin içinde lipitleri dondurur sonra yavaş yavaş çevre dokulara zarar vermeden çözülmesini sağlar. Genel olarak, 2.5cm yağ çözünmesi için üç tedaviye ihtiyaç vardır. Sonuçlar anında farkedilmez, gözle görülür bir iyileşme üç dört ay sonra ortaya çıkar

Selülit kremleri

Bir çoğu aslında  aminofilin, kafein ve teofilin içermektedir. Ancak yağ yakıcı olarak bilinen bu  maddelerin cilt yolu ile bölgede yeterli konsantrasyona ulaşması zordur. Selülite etkili  olduklarına dair bilimsel bir kanıt mevcut değildir.

Besin Takviyeleri

 Pazarlanan birkaç üründe ginkgo biloba , tatlı yonca , üzüm çekirdeği biyoflavinoidleri, bir tür  kahverengi denizyosunu olan bladderwrack , çuha çiçeği yağı , balık yağı , ve soya lesitin gibi  maddeler içerebilmektedir .   Bu preparatların, metabolizma hızını  arttırdığı , hücre hasarına  karşı koruduğu ve yağları parçaladığı gibi vücut üzerinde olumlu etkileri  iddia edilmektedir.   Bu tür iddiaları değerlendirmek zordur. Bu tür " metabolizma ", " dolaşım " veya " hücre hasarı  " gibi kavramlar üzerinde pozitif etkileri olup olmadığı kolayca objektif olarak ölçülemez .   Bu  ürünler ilaç olarak  değil,  besin takviyesi olarak satılmaktadır. Dolayısı ile FDA kontrolünde  değildir. Ayrıca bilimsel çalışma ya yoktur, ya da şu ana kadar etkili olduğu kanıtlanamamıştır.  Ayrıca bu ürünler içersindeki maddeler allerji yapabilir veya vücutta diğer ilaçlarla etkileşime  sebep olabilir. Liposuction Bu vücuttan yağı uzaklaştırmak için yapılan cerrahi bir  işlemdir. Selülit yüzeyel yağlarla ilgili bir  durumdur. Liposuction sadece derinin altındaki yüzeyel yağı değil, derin yağı da uzaklaştırır.   Amerikan Dermatoloji Akademisi liposuction uygulamasının ciltte daha fazla çöküntüler   oluşturarak selülit görünümünü daha da kötüye götürebileceği konusunda uyarmaktadır.

Mesoterapi

Mezoterapi   iltihabi deri hastalıklarındaki ağrıyı gidermek için ilk olarak Avrupa'da  geliştirilmiş  bir tedavidir. Derinin hemen altındaki dokuya vitamin, mineral, amino  asit ve enzim gibi  maddeler  enjekte edilmektedir.  Çok sayıda seans ve her seansda çok sayıda enjeksiyon   gereklidir. Verilen maddeler FDA tarafından "off-label" onaylanmış olabilir. Yani  aslında başka  bir endikasyon için onaylanmıştır.  Mezoterapide yağı yıkarak selülit görünümünde hafif bir  iyileşme görülebilir. Ama aynı zamanda şişme, enfeksiyon, ve düzensiz kontür risklerini de  taşır. Bir çok doktor tarafından kanıtlanmamış ve riskli bulunmaktadır