© WWW.CILTUZMANI.COM Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer
Saç dökülme Tipleri Telogen effluvium Androjenik Alopesi Anagen effluvium Alopesi Areata Traksiyon Alopesi Saçın mantar Hastalıkları Yara izine bağlı alopesi Saç dökülmesinin Tedavisi İlaçlarla Tedavi Cerrahi tedavi Kozmetik Tedaviler Bitkisel Tedavi

Saç Hakkında

Saç kılların kalınlığı, rengi, yoğunluğu ve karakter özellikleri ırklara, yaşa, cinse ve bulunduğu yere göre değişir.

Saç kıllarının Yoğunluğu

Bir erişkin vücudunda ortalama 5 milyon kıl bulunur. Kafa derisini kaplayan kılların sayısı ise 100.000 ile 150.000 arasında değişir. Yeni doğan bir bebeğin kafa derisinin santimetre karesinde 1.100 saç kökü bulunur. Sarışınlarda siyah saçlılara göre daha fazla saç sayısı mevcutken kızıl saçlılarda bu sayı daha da azdır. 25 yaşındaki bir insanda bu sayı 600'e düşer. 30-50 yaşları arasındaki saç yoğunluğu santimetre karede 250-300 civarındadır.

Saçların büyüme döngüsü

Saç, bir ayda normal olarak 6-12 mm uzar. İnsan saçı "saç büyüme döngüsü olarak bilinen sürekli bir büyüme ve dinlenme, dönemleri ile büyür. Siklusun üç fazı vardır: 1. Büyüme fazı (Anagen): 2-8 yıl sürer ve ayda ortalama 1cm uzar. Anajen (büyüme) evresi saçın yaşam döngüsünün %90'ını oluşturur ve 1.000 gün veya daha fazla sürer. Yaklaşık 15 gün süren katajen (ara) ve yaklaşık 100 gün süren telojen (dinlenme) evreleri ise geri kalan %10'luk bölümü oluştururlar. Bu, herhangi bir zamanda, saçların %10'unun ara ve dinlenme evrelerinde olduğu, dolayısıyla uzamadığı anlamına gelir 2. Degradasyon fazı (Katagen): 2-4 hafta sürer. Büyüme evresinin sonunda saç kökleri kendilerini dinlenme evresine hazırlarlar. Saç kökünün büyüme döneminden dinlenme dönemine geçiş yaptığı bu aralığa katajen evresi denir. Katajen evresinde saç kökü en dip bölgelerinden başlayarak kendi içine çöker. 3. Dinlenme fazı (Telogen): Bu, saç kökünün dinlenme evresidir. Yaklaşık 3-4 ay süren bu dönem sonunda saç, kökünden ayrılır ve düşer. Bu evrenin sonunda bu saç telinin ayrıldığı yerden yeni bir saç çıkar ve böylelikle yeni bir döngü başlar.
ANAGEN KATAGEN TELOGEN ANAGEN
Saçlar insanlarin kişiliklerini ifade edebilmek ve cinsiyetlerini ortaya koymak icin bir araç olabilir. Kılların, koruma, ısı kaybını önleme veya kamuflaj gibi görevleri artık insanlar için pek önemli değildir. Saçın normal ve sağlıklı görünümü, sosyal ve kişisel ilişkilerde önemlidir. Kılların, sadece biyolojik olarak değil, aynı zamanda psikolojik yönleri ön plana çıkmıştır. Belirli saç modelleri sosyal grupları, kişisel veya sosyal bir tavrı, hatta sadece bir duyguyu ifade etmek veya karşı cinsin dikkatini çekmek için kullanılmaktadır. Kadınlar için yüz veya vücutlarındaki aşırı kıllanma ne kadar can sıkıcı bir durumsa, erkekler için de sakal, saç ve vücut kıllarının olmaması veya dökülmesi o kadar sıkıntı kaynağı olabilir.
Dermatoloji &  Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Normal Saç Dökülmesi

Saçlar yaşam döngülerinin sonunda kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) dökülür. Dinlenme evresinde saçın, köküyle olan bağlantısı gevşer ve saç kökü cilt yüzeyine doğru ilerler. Bu sürecin sonunda saç teli düşer. Bu şekilde her gün 50-150 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Takip eden günlerde saç kökü, dökülenin yerini almak üzere yeni bir saç çıkarır. Yeni doğan bebeklerin ilk birkaç gününde görülen ani saç dökülmesi veya hamile bir kadında doğumun hemen ertesinde görülen yaygın saç dökülmesi büyük hastalık ve ameliyatlardan 3-4 ay sonra aşırı saç dökülmesi normaldir. Erişkinliğe doğru düz ön saç çizgisinin kaybolması da fizyolojik saç dökülmesi olarak kabul edilir, fakat bu saç dökülmesi geri dönüşümlü değildir.

Muayene Yöntemleri

Biyopsi, Saç Çekme, Saç Koparma, Saç Büyümesinin Ölçülmesi, Fototrikogram, klinik değerlendirmede androjenik alopesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Telojen saç yüzdesinin %10 dan az ve kıl yoğunluğunun 180-200 adet/cm2 den az olması erken saç kaybını gösterir. Polarize ışık ile inceleme Mikroskop altında saçın incelenmesidir. Burada özellikle genetik saç bozuklukları görülebilir. Basit yöntemdir ancak saç kökü hakkında direkt bilgi verir.

Saç Dökülme Tipi

Saç dökülmesinin en sık sebeplerinden biri “Telogen Effulium” diğeri “Androjenik Alopesi” dir. Hormonal problemler saç dökülmesine neden olabilir. Eğer tiroid beziniz az yada çok çalışıyorsa, saç kaybı olabilir. Bu saç kaybı tiroid tedavisi ile geri dönüşümlüdür. Saç kaybı erkek (androjen) yada kadın (östrojen) hormonlarındaki düzensizlik ile de görülebilir.

Telogen effluvium

Telogen effluvium, uzun bir dönem içinde saçta yaygın olarak görülen incelme ve dökülmedir. Normalde saçların çoğu anagen fazda iken %15'i gerileme fazındadır. Bu tip etkenler saç siklusunu bozarlar. Saç anagen (büyüme) döneminde iken durur ve telogen (gerileme) faza geçer. Bir kaç ay içinde de saç dökülür. Uzun süreli ciddi bir enfeksiyon, bir ameliyat veya psikolojik ağır bir stresden 2-3 ay sonra meydana gelen yaygın saç dökülmesi vardır. Bu dökülme özellikle kadınlarda doğum yaptıktan sonra görülen ani hormon değişikliklerine de bağlı olabilir. Kemoterapi, anemi, tiroid hastalıkları, ağır diyetler, demir veya çinko eksikliği, bazı ilaçlar, zehirlenmeler, düşük radyasyon bu tip bir dökülmeye neden olabilir. Nedenin saptanması ve tedavi uygulanmasından birkaç ay sonra saçlar normale dönebilir. İlaçlara bağlı: Antimitotikler Heparin Karbimazol İsotretionin Beta blokerler Amfetaminler Warfarin Propiltiourasil Vitamin A Etretinate Levodopa Talyum Yetersiz beslenme: Anormal yeme alışkanlıkları ağır proteinden fakir dietlerlerin ardından vücudun tolere edebileceği 2-3 ay sonrası saç dökülmesi ortaya çıkar. Protein eksiklikleri dışında emilim bozukluğu,yetersiz alımı veya kanamaya bağlı demirin eksikliği ve çinkonun yetersiz alımı dökülmeye sebep olabilir. Gebelik ve Doğum Kontrolü: Gebelikden veya yeni başlanan bir doğum kontol hapından 2-3 ay sonrasında saç dökülmeleri hormonal değişikliklere bağlı olarak görülebilir.

Androjenik Alopesi

Androjenler (testosteron, dihidrotestosteron) saç büyüme siklusu'nun en önemli kontrol faktörleridir. Androgenetik saç dökülmesi tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipidir. Androjenik saç dökülmesi veya kellik, ya da erkek tipi saç dökülmesi olarak da adlandırılır. Androjenler, sakal, bıyık, koltukaltı ve pubis kılları için gereklidir. Saç kılının büyümesi androjene bağımlı değildir fakat androjenler erkek ve kadın tipi saç dökülmesinde rol alırlar. Erkek tipi saç dökülmesinde kalıtsal gen geçişi esastır. Erkek tipi saç dökülmesi olan erkeklerde saç kaybı, ergenliğe geçiş sonrası androjenlerin yükselmesi ile herhangi bir zamanda başlayabilir. Androgenler normal miktarda bile olsalar eğer saç dökülmesi geni mevcutsa, erkek tipi saç dökülmesi oluşacaktır. Genellikle ilk değişiklik şakak ve alın köşe bölgelerindeki gerilemedir. Sadece şakak ve alın köşe bölgelerindeki gerileme ile kalan daha ileri safhalara geçmeyen erkekler de vardır. Saç kaybının yaş artışı ile sınırlanma eğilimine rağmen, erken yaşta erkek tipi saç dökülmesi olan erkeklerde saç kaybının miktarı ve gidişinin öngörülebilmesi mümkün değildir. Genel olarak, saçlarını 20'li yaşlarında kaybedenlerde, saç dökülmesinin ileri derecede olacağı söylenebilir. Bazı erkeklerde, erkek tipi saç dökülmesi'nin başlaması 40'lı yaşlara kadar gecikebilir. Hatırlamada kolaylık olarak genellikle yaş ile dökülme yüzdesi rakamı karşılaştırılabilir. Bu oran kullanılarak 50'li yaşlarındaki bir erkekte %50 oranında değişen derecelerde erkek tipi saç dökülmesi görülmesi beklenebilir. Kadınlar için bu oran %40 dır. Kadın tipi saç dökülmesi erkek tipi saç dökülmesinden farklıdır. Genellikle erkeklerden daha geç yaşta, yirmili yaşların sonu ile kırklı yaşlar arasında, görülür. Genellikle, doğum kontrol hapı kullanımı, doğum sonrası, menapoz dönemi civarı ve menapoz sonrası gibi hormonal değişiklik zamanlarında görülür. Alın köşelerinde açılma (gerileme) erkeklere oranla çok az görülür. Kadınlarda saç çizgisi genellikle yerini korur. Erkeklerdeki gibi tüm saçlı deride saç dökülme riski vardır. Erkeklerdeki önden açılmaya zıt olarak kadınlarda genel bir seyrelme görülür. Kadınlarda da erkeklerdeki kadar sık görülmektedir. Kadınlardaki saç kaybı özellikle menapoz döneminde belirginleşir. Androgenler, erkeklerde saç kaybı oluşturan aynı mekanizma ile kadınlardaki saç kaybından sorumludur. Kadınlar, overler ve adrenal bez ile az miktarda androgen üretirler. Overler ve adrenal bez dışında androgenlere dönüştürülen ön hormonlar da overlerde oluşturulur. Kadınlar, kadın tipi saç dökülmesi nedeni ile nadiren bir bölgede saçlarının tamamını kaybederler. Eğer kaybederler ise sebep olarak altta yatan patolojik bir başka neden aranmalıdır. Kadında, içinde etkilenmeyen saç bölgeleri olan, saç folikülü minyatürizasyonu gelişimi daha nadirdir. Normal kalınlıktaki saçlar, ince, küçük çaplı saçlarla karışık olarak bulunur. Sonuç, total saç kaybından ziyade saç yoğunluğunda azalmadır. Saç büyüme siklusu erkeklerdeki gibi etkilenir. Büyüme (anagen) fazı kısalarak kısa saçlarda artış ve dinlenme (telogen) fazı artarak saç seyrekliği görülür. Saç kaybının, anormal hormon azlığı ya da fazlalığından olduğu düşünülüyorsa, hormon seviyeleri ölçülmelidir.

Anagen Effluvium

Tüm kemopterapi ajanlarının az dozlarda telogen effluvium yaparken daha yüksek dozlarda anagen effluviuma neden olurlar. Kolşisin kullanımı, insektisid zehirlenmeleri, arsenik, borik asid ve bazı bitki zehirleri, radyasyon, çok ciddi açlıklar anagen effluviuma neden olur. Bu dökülme tipinde saç anagen dönemde tahrip olarak telogen dönemi atlar ve ani çok fazla %90 lara varan saç kaybı ortaya çıkar.

Frontal Fibrozan Alopesi

Frontal fibrozan alopesi (FFA) skar ve saç dökülmesine neden olan ve dünya çapında sıklığı artmakta olan nadir bir dermatolojik hastalıktır. FFA hastaları tipik olarak alın bölgesinde saç ve kaş dökülmesi kaşıntı veya yanma hissi ile ortaya çıkar. FFA, erkekleri ve menopoz öncesi kadınları da etkileyebilecek olmasına rağmen daha çok menopoz sonrası kadınları etkileyen, klinik olarak belirgin bir liken planopilaris (LPP) çeşididir. Kalıcı saç dökülmesini önlemek için erken tanı ve acil tedavi gereklidir. Geriye dönük çalışmalardan elde edilen veriler, 5-alfa redüktaz inhibitörlerinin (5aRI'lerin) hastalığı stabilize etmede etkili olduğunu göstermektedir. Klinik deneylerde, aktif belirtileri olan FFA hastalarında oral finasterid ile birlikte hidroksiklorokin, topikal kalsinörin inhibitörleri (takrolimus) ve excimer lazer ile birlikte tedavi edilmesi ile en uygun sonuçlar alınmaktadır.

Alopesi Areata

Hastalarda genellikle madeni para büyüklüğünde, yani 2.5 santimetre çapında bir veya daha fazla dairesel alanda saç dökülmesi görülür.Herhangi bir alanda saç kaybı oluşturabilen, tekrarlayıcı bir hastalıktır. En çok her iki cinsten genç ve orta yaşlı erişkinlerde görülür. tüm saçların kaybına kadar ilerleyebilir (alopecia totalis). Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, bu saç dökülmesinden, yalnızca saçları etkileyen bir otoimmün süreç sorumlu tutulmaktadır. Hastalar, hastalık nedeni olarak sıklıkla stres ve kaygıyı suçlarlar.

Çekilmeye Bağlı Saç Dökülmesi (Traction Alopecia)

Traction Alopecia saç foliküllerinin kronik çekilmesi ile oluşur. Sıklıkla kadınlarda, saçları sıkıca bağlama ve benzeri uygulamalar ile oluşur. Genellikle saç çizgisi boyunca oluşur. Trichotillomania, bir grup akıl hastalığında (compulsive), hastaların saçlarını çekip kopartması ile oluşan, sıklıkla acaip şekilde görünen bir saç kaybı tipidir.

Mantar Enfeksiyonları

Bazı mantar enfeksiyonları kızarıklık pullanma yama şeklinde çocuklarda saç dökülmelerine sebep olacaktır. İlaç tedavisi sonrası saç tekrar çıkar.

Yara dokusu nedeni ile saç dökülmesi

Tüm nedbe dokusu oluşturan sebepler saç folikülüne de hasar verebilir ve saç dökülmesine neden olur. Oluşan saç dökülmesi kalıcıdır, geriye dönmez. Nedbe dokusu oluşturarak saç dökülmesine sebep olan hastalıklar şunlardır: Primer veya sistemik deri hastalıkları Cutenous Lupus, Liken Planus, Folliculitis, Follikülitis Dekalvans, Pseudo pelade, Linear Skleroderma , Lupus Eritematosus, Sarkoidozis, Deri metastazı, Morfea, Liken sklerosus, Amiloidosis, Graft versus host reaksiyonu, Pemfigoid (skatrisyel) Genetik hastalıklar Darier hastalığı, Keratosis follikülaris, spinulosa dekalvans, Kondrodisplazi punktata (X'e bağlı dominant form) Epidermolizis bülloza, İktiyozis, Inkontinesiya pigmenti Tümörler Bazal hücreli karsinom, Adneks tümörleri, Yassı hücreli karsinom* Hemanjiom, Lenfoma, Metastatik karsinom İnfeksiyon hastalıkları Lepra, Tersiyer sifiliz, Zoster, Dermofitler, Fronkül, Karbonkül,, Lupus vulgaris,* Perifollikulit Fiziksel hasar İyonizan ışın, Termal yanık, Kimyasal hasar, Mekanik travma saça uygulanan kimyasal işlemler. Aşırı güneş ve tuzlu su (sörfçü saçı)

Alopesinin Tedavisi

Burada anlatılan tedaviler yalnızca bilgi amaçlıdır. Sizi muayene ederek değerlendirecek ve uygun tedaviyi buna göre verecek olanlar Dermatoloji veya Plastik cerrahi uzmanlarıdır. Bilinçsizce, uzman doktorların kontrolü dışında yapılan tedaviler geri dönüşümsüz kötü sonuçlar doğurabilir. * Saç dökülmesinde doğru tanı ve tedavi yapılsa da dökülme 3-4 ay daha devam edebilir. Tedavide sabırlı olmak gerekir.

İlaçlarla Tedavi

Telogen effluvium gibi saçların inceldiği ve döküldüğü durumların nedenlerinden biri saçların yeterince beslenememesidir. Saçlar kan dolaşımı vasıtası ile yalnızca diplerinden beslenir. Dışarıdan yapılan krem losyon gibi uygulamalar çoğunlukla geçici bir etki gösterecek ya da yeterli olmayacaktır. Saç bakım ürünleri bir süre saçların iyi görünmesini sağlayabilir.Bunun dışında kalıcı bir fayda sağlamazlar.Saçınız için gerekli maddeleri ağız yolu ile alabilirsiniz. Saç dökülmesinde tedavi seçenekleri nedene yönelik olmalıdır. Örneğin demir eksikliği varsa önce bu tedavi edilmelidir. Kalsiyum,demir,selenyum, çinko, p- aminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiamin gibi maddelerin ağız yoluyla alımı gerekli olabilir. Piyasada saç dökülmesi için üretilmiş çok sayıda ilaç vardır ama ne yazık ki bugüne kadar FDA onaylı yalnızca iki ilaç Finasterid-DHT-inhibitor ve minoxidil üretilebilmiştir. Bu ilaçlarda başka amaçlı araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır ve dökülen, tamamen yok olan saçlar üzerinde etkili değildirler. Yalnızca androjenik alopeside etkilidirler. Dökülmekte olan cansız saçları kuvvetlendirir, saç dökülme hızını yavaşlatır ve kısa dönem önce dökülmüş hala ölmemiş olan kıl köklerinden saç çıkmasını sağlayabilir. JAK inhibitörlerinin romatoid artrit, myelofibrozis ve polisitemi vera tedavilerinde kullanımları FDA tarafından onaylanmıştır. JAK/STAT iletim yolağını kullanan diğer deri hastalıklarıyla birlikte Alopesi areata için pek çok çalışma yapılmıştır. Ümit verici sonuçlar alınmakla birlikte şimdilik yeterli bulunmamıştır.

Demir

Demir eksiliği saç dökülmesinde en sık görülen nedenlerden biridir. Demir replasman tedavilerinde C vitamini ve L-lizin de verilmesi tedavinin sonuçlarını daha başarılı hale getirecektir.

Sülfürlü Aminoasitler

Kılın yapısının %80 ini oluşturan keratin yüksek oranda sülfür içerir. Sülfürün kaynağı L-sistindir. Özellikle B kompleks vitaminlerle verildiğinde saç kalitesinde artma görülür. Et balık ve yumurtada bulunan diğer bir aminoasit L-lizin dir. Lizin çinko ve demir kullanımı için gereklidir.

Vitaminler

B12 nin saç gelişimde bilinen bir rolü yoktur. Ancak Biotin(B7) ve Niasinin önemli etkileri vardır. Ancak normalde biotin eksikliği nadir görülür. Çiğ yumurta yiyenler ve valproik asit kullananlarda olabilir. C vitamini saç yapımında görevlidir eksikliğinde tamamlanması gerekir. D vitamini etkisi tam olarak bilinmese de alopesi areatada düşük bulunmuştur.

Finasterid

5-alfa-redüktaz enzim baskılayıcısı etkisi ile androjen blokeri olan Finasteride(Propecia) günde 1 mg olarak hastalar tarafından kullanılabilinir. Finasteride 5-alfa-redüktazi baskılayarak DHT (dehidrotestesteron)'un duyarlı saç köklerini yok edici etkisini ortadan kaldırmakta, saç döngüsünü uzatmakta ve incelmiş, keratin tabakası zarar görmüş saçları uzun süre kullanımda canladırmaktadır. % 1-3 arasında seksüel aktiviteyi kısıtlayıcı yan etkisi rapor edilmiştir. Finasteride kullanımı kesildiğinde saçlarin yine cansız,incelmiş yapisina geri döndüğü de bilinmektedir.Kadınlarda ve çocuklarda kullanılmıyor. Gebelerde teratojenik etki gösterebiliyor. Yıllık kullanım bedeli yaklaşık 600 dolar civarında

Minoxidilin

Minoksidil normalde hipertansiyon tedavisi için tıpta kullanılan ama yan etkisi hipertirikoz(kıllanma) olan bir ilaçtir.Biyolojik cevap düzenleyicisi olan Minoxidil androgenetik saç dökülmesi nedeniyle küçülmüş olan kıl köklerini büyütür ve yeniden güçlendirir. Ayrıca kılların büyüme fazını uzatarak, belli bir uzunluga gelmeden dökülmesini engeller. Damar genişletici etkisi ile saçlı derideki kan akımını artırdığı veya direkt bir etki gösterdiği tartışılmalıdır. %2 ve %5’lik konsantrasyonlar halinde piyasada mevcuttur. Erkekler için %5 ve %2 lik solusyonların herikisi de kullanabilir, kadınlarda ise %2 lik solusyon önerilmektedir. Minoxidil su, alkol ve glycol karışımının içinde, saçsız bölgeye sürülen bir losyon olarak kullanılmaktadır. Bazı ilaçlarla birlikte, Bazı beslenme bozukluklarında, kanser tedavisi sırasında, hipotrioidide, hamilelikte ve emziren kadınlarda,50 yaşın üzerinde kullanılması sakıncalıdır. Minoxidil istenmeyen bölgelerde de kıllanma yapabilir. Alın bölgesinde değil, tepe bölgesindeki saç dökülmelerinde daha etkili olduğunu bilinmektedir. İlac en az 4 ay kullanılmalıdır.İlk aylarda dökülmeyi arttırabilir. Ancak kullanılmaya devam edildiğinde dökülme duracaktır. Minoxidilin mevcut saçların dökülmesini önleyici ve zayıf olanları kuvvetlendirici bir etkisi vardır. Ancak ilaç bırakıldığında saçlar yine eski haline dönmektedir Yıllık kullanım bedeli 300 dolar civarında (muadilleri kullanılırsa 150 dolar) 35 yaşın üzerindeki kadınlarda görülen androjenik alopeside ilk seçenek olmalıdır. Bir yıl sonra cevap alınmazsa spironolakton eklenebilir.

Procapil

Fransız firması Sederma Pharma laboratuarlarında saç dökülme tedavisi amacıyla geliştirilmiş üçlü komplekstir. Bu moleküller apigenin, oleanoic asit ve biotinil tripeptiddir. Üçlü complex olması sayesinde minoxidil gibi kökü uyarıp bölgesel damar genişlemesi yaparken finasterid gibi 5 alfa redüktaz inhibisyonuyla bölgesel olarak DHT oluşumunu engellemektedir. Firma tarafından %3 oranından daha az Procapil desteğinin saç dökülmelerinde başarılı olamayacağı belirtilmektedir.

Spironolakton

Birincil olarak saç dökülmesi tedavisi için önerilen bir ilaç değildir.Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılır. Ancak bazı sınırlı sayıda araştırmalarsa saç dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.

Azeleik Asit

Azelaik piyasada %20lik krem formunda bulunan ve sivilce tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Yan etki olarak kıllanmayı artırdığı tespit edildiğinden saç dökülmesi tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Yan etki olarak deride döküntü, dermatit ve deri renginde açılma gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları gözlenmektedir.

Cimetidine

Cimetidine mide asit salgısını azaltığı için ülser tedavisinde kullanılır. Yan etki olarak kıllanmayı artırır.

Tretinoin

Tretinoin akne ve bazı baska cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu endikasyonlarının yanında saçın damarsal ve hücresel gelişmesini sağladığı için saçsızlık tedavisinde de kullanılabilir.Yan etki olarak deri renginde değişiklik ve derinin ışığa hassasiyetine neden olur.

Ketokonazol

Ketokonazol mantar enfeksiyonlarında kullanılan bir ilaçtır. Krem, şampuan ve tablet formları vardır. Krem veya şampuan formlarını saça herhangi bir etkisi yoktur. Tablet formunun ise testosteron üretimini azaltıcı anti-androjen etkiye sahip oldugu bilinmektedir. Aşırı kullanım ve hassasiyet sonucu karaciger yetmezligi yapabilir.

Cyprotereone acetate

Bir doğum kontrol hapıdır. Vücutta kıllanma yapar. Kadınların vücudunda az miktarda bulunan erkeklik hormonlarını bloke eder. 35 yaş öncesi androjenik saç dökülmesi olan kadınlarda ethinyl estradiol ve bu ilaç kullanılabilir. Sarılık, migren, kaşıntı gibi yan etkileri vardır Flutamide Prostat kanseri gibi bazı hastalıkların tedavisi için geliştirilmiş bir ilaçtır. Hücrelerde androjen moleküllerinin bağlanmasını engeller.

SADBE ( Squaric Acid Dibuttyl Ester)

Haricen uygulandığında hastaların bu cilt bölgesinde allerjik kontakt dermatit oluşturan bir maddedir. Diğer tedavilere dirençli Alopeci areata hastalarının tedavisinde denenmiştir. Hastaların üçte birinden yanıt alınmıştır.

PRP İle Saç Tedavisi

PRP konusu sitemizde ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Saç kaybı sorunlarında – PRP uyuyan saç köklerini canlandırdığı ve yeni saç büyümesini uyardığı gösterilmiştir. Saç dökülmesinde skar oluşmamış ise, PRP tek başına etkili olabildiği gibi PRP, ACell & D3 kombinasyonu şeklinde kullanılmaktadır. Bu kombinasyon tedavisi “saç aşısı” olarak lanse edilmektedir. ACell Hücredışı matriksdir, yani bir iskelet sağlar. Saç ekiminde faydalı olduğuna dair çalışmalar vardır. Ancak PRP ile etkisi kanıtlanmamıştır.

Otolog Mikro Greft Tedavisi

Autolog Mikro Greft Tedavisi, androgenetik alopesi ve diğer saç kaybı problemleriyle mücadele etmek için kullanılan bir tekniktir. Bu teknikte, kişinin kendi (otolog) hücrelerinin süspansiyonu kullanılarak kafa derisinin yenilenmesi sağlanır. Otolog Mikro Greft, güvenli ve etkili bir tekniktir ve tek seans uygulanır. FDA ve CE onaylıdır. Bu uygulama Yurtdışında “Autologous Micro-Grafts Procedure” veya “Otolog Mikro Greft Yöntemi” isimleri ile uygulanmaktadır. Bu yöntem oldukça konforlu ve kliniklerde lokal anestezi kullanılarak gerçekleştirilir. kafa derinizin arkasından küçük mikro greftler alarak çalışan, gelişmiş, cerrahi olmayan bir sistemdir. Bu mikro greftler daha sonra rejeneratif hücreleri elde etmek için işlenir. Bu hücreler daha sonra saç dökülmesi olan bölgelere enjekte edilir ve burada onarımı arttırmak ve saçın yeniden büyümesini teşvik etmek için kullanılır. Sonuç, daha kalın ve daha güçlü saçlardır. Hastalar uygulamadan hemen sonra günlük aktivitelerine dönebilirler. Kişiden kişiye değişmekle beraber etkisi 3 ila 4 ay sonra görülmeye başlanır. Ancak görsel olarak asıl etkisini 6 aydan sonra gösterir. Tamamen doğaldır ve zararlı etkileri yoktur. Kişinin kendi hücreleri kullanıldığı bu teknikle kafa derisi ve mevcut saç yoğunluğu iyileştirilir ve yeni saç foliküllerinin büyümesi sağlanır. Bu uygulama, saçın normal döngüsüne dönmesini sağlar.Böylece saçın yoğunluk ve kalınlık kalitesini de arttırdığı için saç dökülmesini normal seyrine getirir.Ayrıca yeni saç oluşumunu tetikleyerek daha iyi bir görüntü elde etmemizi sağlar.

Düşük Doz Lazer Tedavisi

Düşük seviye lazer terapisi - kırmızı ışık terapisi veya soğuk lazer terapisi olarak da adlandırılır, saç büyümesini teşvik etmek için kafa derisi dokusuna uygulanan foton ışınları zayıflamış hücreler tarafından emilir. Saç ekim ameliyatından daha güvenli, daha tolere edilebilir ve daha az invaziv olduğu yaygın olarak kabul görmektedir. Saç dökülmesi için lazer tedavisi teorisi, düşük dozda lazer tedavilerinin saç köklerinde saç büyümesini arttıran dolaşım ve stimülasyonu sağlamasıdır. Lazer tedavisinin sonuçları tutarsız görünmektedir. bazı insanlar için işe yararken diğerleri için faydalı olmamaktadır.

Cerrahi Tedaviler

Saç Ekimi

İlk saç nakli 1822 tarihinden günümüze kadar saç nakilleri yapılmıştır. Son yıllarda mikrocerrahi yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Daha önce kullanılan yöntemler oldukça zor ve ağır operasyonlarken son yıllarda geliştirilen yöntemlerle daha hafif, komplikasyon riski olmayan ve doğal görüntü oluşturan teknikler ortaya koymuştur: Strip excision (şerit operasyonu) olarak bilinen, başın saçlı bölgesinden 10-12 cm uzunluğunda, 1-3 cm genişliğinde makrograft alıp, bu makrograftin içinde yer alan saç köklerini laboratuar koşullarında mikroskoplar yardımıyla ayırıp, başın saçsız bölgesine naklederek yapılan operasyonlardır. Strip operasyonu ile alınan makrogreftin bıraktığı büyük boşluk dikişle kapatılmaktadır. Eskiden sık olarak uygulanan bu cerrahi yöntem artık yerini daha başarılı olan FUE ve FIT yöntemlerine bırakmaktadır.

FUE, FIT ve DHI Saç Ekim Teknikleri

Dünyada uygulanan son saç ekimi teknikleri olan Follicular Unit Extraction yani FUE ve Follıcular Isolation Technique yani FIT hem saçı alırken hem de alınan saçı ekerken doğal sonuçlar üreten saç ekimi girişimleridir. Özel iğnelerle başın ve gövdenin saç bulunan bölgelerindeki saç köklerini ,uygulanan bölgede yara izi bırakmadan tek tek çıkararak ve elde edilen saç köklerini yine çapı çok ince iğnelerle ekime dayanır, bıçak dikiş kullanılmaz ve komplikasyon çok daha azdır. Ayrıca vücudun diğer kılları da ekim için kullanılabilir. DHI (Direct Hair Implamantation) tekniği saçların doğrudan ekilmesi anlamında kullanılmaktadır. Bu yöntemde Klasik FUE'den farklı olarak saçların ekilmesi öncesinde ciltte kesi ile kanallar açılmaz, saçlar implanter adı verilen özel iğneler ile ekilir. DHI de kanal açma işlemi gerektirmediğinden saçların arasına da ekim işlemi yapılabilir. Bu şekilde saçları kesmeden saç ekimi yapılabilir.

Cerrahi Olmayan Saç Ekleme Yöntemleri

Cerrahi olmayan saç ekleme yöntemleri farklı adlar alabilir: peruk, tepe saçı, saç eklentisi, saç protezi, vs. Bu malzemeleri varolan saçlara ya da kafa derisine tutturmak için kullanılar çeşitli yöntemler mevcuttur: Varolan Saça Ekleme: Eklenecek saç malzemesinin varolan saçlara sıkıca bağlanması esasına dayanan tekniğe genel olarak saç dokuması denir. Altı-sekiz haftada bir yeniden sıkılaştırılmalıdır. Deriye Yapıştırma: Saç iki taraflı bantlar veya özel yapıştırıcılar yardımıyla yapıştırılabilir. Bu tekniğin temel problemi peruğun kolayca çıkabilmesidir.

Peruk, Protez ve Suni Saç

Saçların uzun ve yorucu bakım gerektirmesi, cildin hava temasının kesilmesi yada azalması, saçlı derinin temizlik işlemlerinin yapılamaması, protezlerde kullanılan yapışkan maddelerin cilde verdiği zarar, cildin enfeksiyon kapma riski mevcuttur.

Saç Dökülmesi İçin Doğal Tedaviler

Haklarındaki bilgilerin kısıtlı olduğu birçok tedavi saç dökülmesi için önerilmiştir.Bunlarla ilgili yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğu için sonuçları hakkında da yeterli bilgi yoktur. Yılan Yağı: %40'ı yılan yağı olan ve doğal maddelerden yapılmış yılan yağı saç dökülen alana sürülüp 3 saat sonra yıkanıyor Millet Seed (Darı Tohumu): Çalışmalar darı özünün sağlıklı saç büyümesine katkıda bulunduğunu göstermektedir. Mevcut hücre aktivitelerinin yanı sıra dokuyu yenileyerek, yeni saç köklerini uyararır ve saç kaybını azaltır. Silis içeriği parlak saçların üretilmesine yardımcı olur ve proteinler, ana saç yapı taşı olan keratin üretimini destekler. Çinko: Çinko aynı zamanda çok etkili bir anti-androjen olan bir vitamin-mineraldir. Çinko, B6 vitaminiyle birlikte kullanıldığında 5 alfa-redüktaz enzimini bloke ederek testosteronun DHT’ye dönüşmesini engeller. Ne var ki çinkonun androgenetik saç dökülmesine karşı etkinliğini ortaya koyan çok az sayıda araştırma mevcuttur.Propecia gibi başka 5 alfa-redüktaz inhibitörleriyle karşılaştırıldığında çinko çok daha güvenlidir, çünkü çinko vücudumuzda zaten bulunmakta olan bir vitamindir ve yan etkisi yoktur. Saw Palmetto: Cüce Amerikan hurması olarak da bilinen palmiye türü bir ağacın meyvelerinden elde edilen özütü, tablet haline getirilmiştir. Anti-androjen olarak bilinmektedir. Saç dökülmesi tedavisindeki etkinliğini kanıtlamaya yönelik bir çalışma yok Radix: Cinsiyet hormonlarının kanda taşınabilmesini sağlayan bir proteinin aktivitesini ve testosteron bağlama özelliğini etkileyen bir bitki türüdür. Balkabağı Çekirdeği Yağı: Amerika’da yetişen bir tür bal kabağı türü olan (Pumpkin) çekirdeğinden çıkarılan yağ kullanılmaktadır. Anti-androjen etkiye sahiptir. Saç dökülmesi tedavisinde kullanılır. Yeşil Çay (Camelia sinensis): Japonya ve bazı Asya ülkelerinde oldukça boldur. Günlük kullanımı son derece yaygındır. Yeşil çayın bir çok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Bu yüzden çok iyi araştırılmıştır.Yeşil çayın yağı anti-androjenik etkiye sahip olduğunu öne sürmektedirler. Bu iddia sayesinde, etkinliğini doğrudan ispatlayan hiçbir çalışma olmamasına rağmen yeşil çay androgenetik saç dökülmesinin popüler tedavilerinden biri haline geldi. Yeşil çay içeren bazı şampuanların saça ve deriye faydalı olduğu söylenmektedir. Proanthocyanidins: Üzüm ekstresinden elde edilen bu madde saç folikullerini uyarmaktadır.

Saçlarda Beyazlaşma

Saç beyazlaması muhtemelen genetik nedenlerden oluşur. Bazı hastalıklar (pernicious anemia, hiper/hipo- tiroidizm, osteopeni, progeri ve pangeri ,savunma sistemi bozuklukları yapan durumlar, protein eksikliği, koroner kalp hastalıkları, B12 eksikliği yapan barsak hastalıkları, mantar hastalıkları ) ilaç kullanımı sigara erken dönemde beyazlaşmalara neden olabilir. Normalde saçlar ortalama 34 (+/- 9) yaşlarında beyazlar. Werner’s sendromu Böök’s sendromu Cri-du-chat sendromu Griscelli hastalığı nörofibromatozis ve tuberos sklerozis erken beyazlaşmanın görülebildiği durumlardır. Vitiligo ve amelanotik nevüsler saçlarda beyaz alanlara neden olabilir. B-12 dışında , B-6, biotin, D vitamini veya E vitamini eksiklikleri erken beyazlamaya katkıda bulunabilir. Development dergisindeki 2015 raporunda D-3, B-12 ve bakır vitaminleri ile bunların gri saçlara bağlanmasıyla ilgili çeşitli eksiklik çalışmalarına dikkat çekiliyor. Beslenme eksikliklerinin pigmentasyonu etkilediğini, rengin vitamin takviyesiyle geri dönebileceğini düşündürmektedir. Uluslararası Trichology Dergisi'nde bildirilen 2016 tarihli bir çalışmada, 25 yaşın altındaki genç Kızılderililerde erken yaşlanma ile ilgili faktörlere bakılmış. Serum ferritin düzeyi, B-12 vitamini ve iyi kolesterol HDL-C'nin düşük düzeylerinin erken saç beyazlaması olanlarda yaygın olduğu bulundu.

Saç Problemleri

© WWW.CILTUZMANI.COM Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Saç dökülme Tipleri Telogen effluvium Androjenik Alopesi Anagen effluvium Alopesi Areata Traksiyon Alopesi Saçın mantar Hastalıkları Yara izine bağlı alopesi Saç dökülmesinin Tedavisi İlaçlarla Tedavi Cerrahi tedavi Kozmetik Tedaviler Bitkisel Tedavi

Saç Hakkında

Saç kılların kalınlığı, rengi, yoğunluğu ve karakter özellikleri ırklara, yaşa, cinse ve bulunduğu yere göre değişir.

Saç kıllarının Yoğunluğu

Bir erişkin vücudunda ortalama 5 milyon kıl bulunur. Kafa derisini kaplayan kılların sayısı ise 100.000 ile 150.000 arasında değişir. Yeni doğan bir bebeğin kafa derisinin santimetre karesinde 1.100 saç kökü bulunur. Sarışınlarda siyah saçlılara göre daha fazla saç sayısı mevcutken kızıl saçlılarda bu sayı daha da azdır. 25 yaşındaki bir insanda bu sayı 600'e düşer. 30-50 yaşları arasındaki saç yoğunluğu santimetre karede 250-300 civarındadır.

Saçların büyüme döngüsü

Saç, bir ayda normal olarak 6-12 mm uzar. İnsan saçı "saç büyüme döngüsü olarak bilinen sürekli bir büyüme ve dinlenme, dönemleri ile büyür. Siklusun üç fazı vardır: 1. Büyüme fazı (Anagen): 2-8 yıl sürer ve ayda ortalama 1cm uzar. Anajen (büyüme) evresi saçın yaşam döngüsünün %90'ını oluşturur ve 1.000 gün veya daha fazla sürer. Yaklaşık 15 gün süren katajen (ara) ve yaklaşık 100 gün süren telojen (dinlenme) evreleri ise geri kalan %10'luk bölümü oluştururlar. Bu, herhangi bir zamanda, saçların %10'unun ara ve dinlenme evrelerinde olduğu, dolayısıyla uzamadığı anlamına gelir 2. Degradasyon fazı (Katagen): 2-4 hafta sürer. Büyüme evresinin sonunda saç kökleri kendilerini dinlenme evresine hazırlarlar. Saç kökünün büyüme döneminden dinlenme dönemine geçiş yaptığı bu aralığa katajen evresi denir. Katajen evresinde saç kökü en dip bölgelerinden başlayarak kendi içine çöker. 3. Dinlenme fazı (Telogen): Bu, saç kökünün dinlenme evresidir. Yaklaşık 3-4 ay süren bu dönem sonunda saç, kökünden ayrılır ve düşer. Bu evrenin sonunda bu saç telinin ayrıldığı yerden yeni bir saç çıkar ve böylelikle yeni bir döngü başlar.
Saçlar insanlarin kişiliklerini ifade edebilmek ve cinsiyetlerini ortaya koymak icin bir araç olabilir. Kılların, koruma, ısı kaybını önleme veya kamuflaj gibi görevleri artık insanlar için pek önemli değildir. Saçın normal ve sağlıklı görünümü, sosyal ve kişisel ilişkilerde önemlidir. Kılların, sadece biyolojik olarak değil, aynı zamanda psikolojik yönleri ön plana çıkmıştır. Belirli saç modelleri sosyal grupları, kişisel veya sosyal bir tavrı, hatta sadece bir duyguyu ifade etmek veya karşı cinsin dikkatini çekmek için kullanılmaktadır. Kadınlar için yüz veya vücutlarındaki aşırı kıllanma ne kadar can sıkıcı bir durumsa, erkekler için de sakal, saç ve vücut kıllarının olmaması veya dökülmesi o kadar sıkıntı kaynağı olabilir.
Uzmanından en tarafsız kaynak.

Saç Problemleri

Normal Saç Dökülmesi

Saçlar yaşam döngülerinin sonunda kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) dökülür. Dinlenme evresinde saçın, köküyle olan bağlantısı gevşer ve saç kökü cilt yüzeyine doğru ilerler. Bu sürecin sonunda saç teli düşer. Bu şekilde her gün 50-150 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Takip eden günlerde saç kökü, dökülenin yerini almak üzere yeni bir saç çıkarır. Yeni doğan bebeklerin ilk birkaç gününde görülen ani saç dökülmesi veya hamile bir kadında doğumun hemen ertesinde görülen yaygın saç dökülmesi büyük hastalık ve ameliyatlardan 3-4 ay sonra aşırı saç dökülmesi normaldir. Erişkinliğe doğru düz ön saç çizgisinin kaybolması da fizyolojik saç dökülmesi olarak kabul edilir, fakat bu saç dökülmesi geri dönüşümlü değildir.

Muayene Yöntemleri

Biyopsi, Saç Çekme, Saç Koparma, Saç Büyümesinin Ölçülmesi, Fototrikogram, klinik değerlendirmede androjenik alopesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Telojen saç yüzdesinin %10 dan az ve kıl yoğunluğunun 180-200 adet/cm2 den az olması erken saç kaybını gösterir. Polarize ışık ile inceleme Mikroskop altında saçın incelenmesidir. Burada özellikle genetik saç bozuklukları görülebilir. Basit yöntemdir ancak saç kökü hakkında direkt bilgi verir.

Saç Dökülme Tipi

Saç dökülmesinin en sık sebeplerinden biri “Telogen Effulium” diğeri “Androjenik Alopesi” dir. Hormonal problemler saç dökülmesine neden olabilir. Eğer tiroid beziniz az yada çok çalışıyorsa, saç kaybı olabilir. Bu saç kaybı tiroid tedavisi ile geri dönüşümlüdür. Saç kaybı erkek (androjen) yada kadın (östrojen) hormonlarındaki düzensizlik ile de görülebilir.

Telogen effluvium

Telogen effluvium, uzun bir dönem içinde saçta yaygın olarak görülen incelme ve dökülmedir. Normalde saçların çoğu anagen fazda iken %15'i gerileme fazındadır. Bu tip etkenler saç siklusunu bozarlar. Saç anagen (büyüme) döneminde iken durur ve telogen (gerileme) faza geçer. Bir kaç ay içinde de saç dökülür. Uzun süreli ciddi bir enfeksiyon, bir ameliyat veya psikolojik ağır bir stresden 2-3 ay sonra meydana gelen yaygın saç dökülmesi vardır. Bu dökülme özellikle kadınlarda doğum yaptıktan sonra görülen ani hormon değişikliklerine de bağlı olabilir. Kemoterapi, anemi, tiroid hastalıkları, ağır diyetler, demir veya çinko eksikliği, bazı ilaçlar, zehirlenmeler, düşük radyasyon bu tip bir dökülmeye neden olabilir. Nedenin saptanması ve tedavi uygulanmasından birkaç ay sonra saçlar normale dönebilir. İlaçlara bağlı: Antimitotikler Heparin Karbimazol İsotretionin Beta blokerler Amfetaminler Warfarin Propiltiourasil Vitamin A Etretinate Levodopa Talyum Yetersiz beslenme: Anormal yeme alışkanlıkları ağır proteinden fakir dietlerlerin ardından vücudun tolere edebileceği 2-3 ay sonrası saç dökülmesi ortaya çıkar. Protein eksiklikleri dışında emilim bozukluğu,yetersiz alımı veya kanamaya bağlı demirin eksikliği ve çinkonun yetersiz alımı dökülmeye sebep olabilir. Gebelik ve Doğum Kontrolü: Gebelikden veya yeni başlanan bir doğum kontol hapından 2-3 ay sonrasında saç dökülmeleri hormonal değişikliklere bağlı olarak görülebilir.

Androjenik Alopesi

Androjenler (testosteron, dihidrotestosteron) saç büyüme siklusu'nun en önemli kontrol faktörleridir. Androgenetik saç dökülmesi tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipidir. Androjenik saç dökülmesi veya kellik, ya da erkek tipi saç dökülmesi olarak da adlandırılır. Androjenler, sakal, bıyık, koltukaltı ve pubis kılları için gereklidir. Saç kılının büyümesi androjene bağımlı değildir fakat androjenler erkek ve kadın tipi saç dökülmesinde rol alırlar. Erkek tipi saç dökülmesinde kalıtsal gen geçişi esastır. Erkek tipi saç dökülmesi olan erkeklerde saç kaybı, ergenliğe geçiş sonrası androjenlerin yükselmesi ile herhangi bir zamanda başlayabilir. Androgenler normal miktarda bile olsalar eğer saç dökülmesi geni mevcutsa, erkek tipi saç dökülmesi oluşacaktır. Genellikle ilk değişiklik şakak ve alın köşe bölgelerindeki gerilemedir. Sadece şakak ve alın köşe bölgelerindeki gerileme ile kalan daha ileri safhalara geçmeyen erkekler de vardır. Saç kaybının yaş artışı ile sınırlanma eğilimine rağmen, erken yaşta erkek tipi saç dökülmesi olan erkeklerde saç kaybının miktarı ve gidişinin öngörülebilmesi mümkün değildir. Genel olarak, saçlarını 20'li yaşlarında kaybedenlerde, saç dökülmesinin ileri derecede olacağı söylenebilir. Bazı erkeklerde, erkek tipi saç dökülmesi'nin başlaması 40'lı yaşlara kadar gecikebilir. Hatırlamada kolaylık olarak genellikle yaş ile dökülme yüzdesi rakamı karşılaştırılabilir. Bu oran kullanılarak 50'li yaşlarındaki bir erkekte %50 oranında değişen derecelerde erkek tipi saç dökülmesi görülmesi beklenebilir. Kadınlar için bu oran %40 dır. Kadın tipi saç dökülmesi erkek tipi saç dökülmesinden farklıdır. Genellikle erkeklerden daha geç yaşta, yirmili yaşların sonu ile kırklı yaşlar arasında, görülür. Genellikle, doğum kontrol hapı kullanımı, doğum sonrası, menapoz dönemi civarı ve menapoz sonrası gibi hormonal değişiklik zamanlarında görülür. Alın köşelerinde açılma (gerileme) erkeklere oranla çok az görülür. Kadınlarda saç çizgisi genellikle yerini korur. Erkeklerdeki gibi tüm saçlı deride saç dökülme riski vardır. Erkeklerdeki önden açılmaya zıt olarak kadınlarda genel bir seyrelme görülür. Kadınlarda da erkeklerdeki kadar sık görülmektedir. Kadınlardaki saç kaybı özellikle menapoz döneminde belirginleşir. Androgenler, erkeklerde saç kaybı oluşturan aynı mekanizma ile kadınlardaki saç kaybından sorumludur. Kadınlar, overler ve adrenal bez ile az miktarda androgen üretirler. Overler ve adrenal bez dışında androgenlere dönüştürülen ön hormonlar da overlerde oluşturulur. Kadınlar, kadın tipi saç dökülmesi nedeni ile nadiren bir bölgede saçlarının tamamını kaybederler. Eğer kaybederler ise sebep olarak altta yatan patolojik bir başka neden aranmalıdır. Kadında, içinde etkilenmeyen saç bölgeleri olan, saç folikülü minyatürizasyonu gelişimi daha nadirdir. Normal kalınlıktaki saçlar, ince, küçük çaplı saçlarla karışık olarak bulunur. Sonuç, total saç kaybından ziyade saç yoğunluğunda azalmadır. Saç büyüme siklusu erkeklerdeki gibi etkilenir. Büyüme (anagen) fazı kısalarak kısa saçlarda artış ve dinlenme (telogen) fazı artarak saç seyrekliği görülür. Saç kaybının, anormal hormon azlığı ya da fazlalığından olduğu düşünülüyorsa, hormon seviyeleri ölçülmelidir.

Anagen Effluvium

Tüm kemopterapi ajanlarının az dozlarda telogen effluvium yaparken daha yüksek dozlarda anagen effluviuma neden olurlar. Kolşisin kullanımı, insektisid zehirlenmeleri, arsenik, borik asid ve bazı bitki zehirleri, radyasyon, çok ciddi açlıklar anagen effluviuma neden olur. Bu dökülme tipinde saç anagen dönemde tahrip olarak telogen dönemi atlar ve ani çok fazla %90 lara varan saç kaybı ortaya çıkar.

Frontal Fibrozan Alopesi

Frontal fibrozan alopesi (FFA) skar ve saç dökülmesine neden olan ve dünya çapında sıklığı artmakta olan nadir bir dermatolojik hastalıktır. FFA hastaları tipik olarak alın bölgesinde saç ve kaş dökülmesi kaşıntı veya yanma hissi ile ortaya çıkar. FFA, erkekleri ve menopoz öncesi kadınları da etkileyebilecek olmasına rağmen daha çok menopoz sonrası kadınları etkileyen, klinik olarak belirgin bir liken planopilaris (LPP) çeşididir. Kalıcı saç dökülmesini önlemek için erken tanı ve acil tedavi gereklidir. Geriye dönük çalışmalardan elde edilen veriler, 5-alfa redüktaz inhibitörlerinin (5aRI'lerin) hastalığı stabilize etmede etkili olduğunu göstermektedir. Klinik deneylerde, aktif belirtileri olan FFA hastalarında oral finasterid ile birlikte hidroksiklorokin, topikal kalsinörin inhibitörleri (takrolimus) ve excimer lazer ile birlikte tedavi edilmesi ile en uygun sonuçlar alınmaktadır.

Alopesi Areata

Hastalarda genellikle madeni para büyüklüğünde, yani 2.5 santimetre çapında bir veya daha fazla dairesel alanda saç dökülmesi görülür.Herhangi bir alanda saç kaybı oluşturabilen, tekrarlayıcı bir hastalıktır. En çok her iki cinsten genç ve orta yaşlı erişkinlerde görülür. tüm saçların kaybına kadar ilerleyebilir (alopecia totalis). Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, bu saç dökülmesinden, yalnızca saçları etkileyen bir otoimmün süreç sorumlu tutulmaktadır. Hastalar, hastalık nedeni olarak sıklıkla stres ve kaygıyı suçlarlar.

Çekilmeye Bağlı Saç Dökülmesi

(Traction Alopecia)

Traction Alopecia saç foliküllerinin kronik çekilmesi ile oluşur. Sıklıkla kadınlarda, saçları sıkıca bağlama ve benzeri uygulamalar ile oluşur. Genellikle saç çizgisi boyunca oluşur. Trichotillomania, bir grup akıl hastalığında (compulsive), hastaların saçlarını çekip kopartması ile oluşan, sıklıkla acaip şekilde görünen bir saç kaybı tipidir.

Mantar Enfeksiyonları

Bazı mantar enfeksiyonları kızarıklık pullanma yama şeklinde çocuklarda saç dökülmelerine sebep olacaktır. İlaç tedavisi sonrası saç tekrar çıkar.

Yara dokusu nedeni ile saç dökülmesi

Tüm nedbe dokusu oluşturan sebepler saç folikülüne de hasar verebilir ve saç dökülmesine neden olur. Oluşan saç dökülmesi kalıcıdır, geriye dönmez. Nedbe dokusu oluşturarak saç dökülmesine sebep olan hastalıklar şunlardır: Primer veya sistemik deri hastalıkları Cutenous Lupus, Liken Planus, Folliculitis, Follikülitis Dekalvans, Pseudo pelade, Linear Skleroderma , Lupus Eritematosus, Sarkoidozis, Deri metastazı, Morfea, Liken sklerosus, Amiloidosis, Graft versus host reaksiyonu, Pemfigoid (skatrisyel) Genetik hastalıklar Darier hastalığı, Keratosis follikülaris, spinulosa dekalvans, Kondrodisplazi punktata (X'e bağlı dominant form) Epidermolizis bülloza, İktiyozis, Inkontinesiya pigmenti Tümörler Bazal hücreli karsinom, Adneks tümörleri, Yassı hücreli karsinom* Hemanjiom, Lenfoma, Metastatik karsinom İnfeksiyon hastalıkları Lepra, Tersiyer sifiliz, Zoster, Dermofitler, Fronkül, Karbonkül,, Lupus vulgaris,* Perifollikulit Fiziksel hasar İyonizan ışın, Termal yanık, Kimyasal hasar, Mekanik travma saça uygulanan kimyasal işlemler. Aşırı güneş ve tuzlu su (sörfçü saçı)

Alopesinin Tedavisi

Burada anlatılan tedaviler yalnızca bilgi amaçlıdır. Sizi muayene ederek değerlendirecek ve uygun tedaviyi buna göre verecek olanlar Dermatoloji veya Plastik cerrahi uzmanlarıdır. Bilinçsizce, uzman doktorların kontrolü dışında yapılan tedaviler geri dönüşümsüz kötü sonuçlar doğurabilir. * Saç dökülmesinde doğru tanı ve tedavi yapılsa da dökülme 3-4 ay daha devam edebilir. Tedavide sabırlı olmak gerekir.

İlaçlarla Tedavi

Telogen effluvium gibi saçların inceldiği ve döküldüğü durumların nedenlerinden biri saçların yeterince beslenememesidir. Saçlar kan dolaşımı vasıtası ile yalnızca diplerinden beslenir. Dışarıdan yapılan krem losyon gibi uygulamalar çoğunlukla geçici bir etki gösterecek ya da yeterli olmayacaktır. Saç bakım ürünleri bir süre saçların iyi görünmesini sağlayabilir.Bunun dışında kalıcı bir fayda sağlamazlar.Saçınız için gerekli maddeleri ağız yolu ile alabilirsiniz. Saç dökülmesinde tedavi seçenekleri nedene yönelik olmalıdır. Örneğin demir eksikliği varsa önce bu tedavi edilmelidir. Kalsiyum,demir,selenyum, çinko, p- aminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiamin gibi maddelerin ağız yoluyla alımı gerekli olabilir. Piyasada saç dökülmesi için üretilmiş çok sayıda ilaç vardır ama ne yazık ki bugüne kadar FDA onaylı yalnızca iki ilaç Finasterid-DHT-inhibitor ve minoxidil üretilebilmiştir. Bu ilaçlarda başka amaçlı araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır ve dökülen, tamamen yok olan saçlar üzerinde etkili değildirler. Yalnızca androjenik alopeside etkilidirler. Dökülmekte olan cansız saçları kuvvetlendirir, saç dökülme hızını yavaşlatır ve kısa dönem önce dökülmüş hala ölmemiş olan kıl köklerinden saç çıkmasını sağlayabilir. JAK inhibitörlerinin romatoid artrit, myelofibrozis ve polisitemi vera tedavilerinde kullanımları FDA tarafından onaylanmıştır. JAK/STAT iletim yolağını kullanan diğer deri hastalıklarıyla birlikte Alopesi areata için pek çok çalışma yapılmıştır. Ümit verici sonuçlar alınmakla birlikte şimdilik yeterli bulunmamıştır.

Demir

Demir eksiliği saç dökülmesinde en sık görülen nedenlerden biridir. Demir replasman tedavilerinde C vitamini ve L-lizin de verilmesi tedavinin sonuçlarını daha başarılı hale getirecektir.

Sülfürlü Aminoasitler

Kılın yapısının %80 ini oluşturan keratin yüksek oranda sülfür içerir. Sülfürün kaynağı L-sistindir. Özellikle B kompleks vitaminlerle verildiğinde saç kalitesinde artma görülür. Et balık ve yumurtada bulunan diğer bir aminoasit L-lizin dir. Lizin çinko ve demir kullanımı için gereklidir.

Vitaminler

B12 nin saç gelişimde bilinen bir rolü yoktur. Ancak Biotin(B7) ve Niasinin önemli etkileri vardır. Ancak normalde biotin eksikliği nadir görülür. Çiğ yumurta yiyenler ve valproik asit kullananlarda olabilir. C vitamini saç yapımında görevlidir eksikliğinde tamamlanması gerekir. D vitamini etkisi tam olarak bilinmese de alopesi areatada düşük bulunmuştur.

Finasterid

5-alfa-redüktaz enzim baskılayıcısı etkisi ile androjen blokeri olan Finasteride(Propecia) günde 1 mg olarak hastalar tarafından kullanılabilinir. Finasteride 5-alfa-redüktazi baskılayarak DHT (dehidrotestesteron)'un duyarlı saç köklerini yok edici etkisini ortadan kaldırmakta, saç döngüsünü uzatmakta ve incelmiş, keratin tabakası zarar görmüş saçları uzun süre kullanımda canladırmaktadır. % 1-3 arasında seksüel aktiviteyi kısıtlayıcı yan etkisi rapor edilmiştir. Finasteride kullanımı kesildiğinde saçlarin yine cansız,incelmiş yapisina geri döndüğü de bilinmektedir.Kadınlarda ve çocuklarda kullanılmıyor. Gebelerde teratojenik etki gösterebiliyor. Yıllık kullanım bedeli yaklaşık 600 dolar civarında

Minoxidilin

Minoksidil normalde hipertansiyon tedavisi için tıpta kullanılan ama yan etkisi hipertirikoz(kıllanma) olan bir ilaçtir.Biyolojik cevap düzenleyicisi olan Minoxidil androgenetik saç dökülmesi nedeniyle küçülmüş olan kıl köklerini büyütür ve yeniden güçlendirir. Ayrıca kılların büyüme fazını uzatarak, belli bir uzunluga gelmeden dökülmesini engeller. Damar genişletici etkisi ile saçlı derideki kan akımını artırdığı veya direkt bir etki gösterdiği tartışılmalıdır. %2 ve %5’lik konsantrasyonlar halinde piyasada mevcuttur. Erkekler için %5 ve %2 lik solusyonların herikisi de kullanabilir, kadınlarda ise %2 lik solusyon önerilmektedir. Minoxidil su, alkol ve glycol karışımının içinde, saçsız bölgeye sürülen bir losyon olarak kullanılmaktadır. Bazı ilaçlarla birlikte, Bazı beslenme bozukluklarında, kanser tedavisi sırasında, hipotrioidide, hamilelikte ve emziren kadınlarda,50 yaşın üzerinde kullanılması sakıncalıdır. Minoxidil istenmeyen bölgelerde de kıllanma yapabilir. Alın bölgesinde değil, tepe bölgesindeki saç dökülmelerinde daha etkili olduğunu bilinmektedir. İlac en az 4 ay kullanılmalıdır.İlk aylarda dökülmeyi arttırabilir. Ancak kullanılmaya devam edildiğinde dökülme duracaktır. Minoxidilin mevcut saçların dökülmesini önleyici ve zayıf olanları kuvvetlendirici bir etkisi vardır. Ancak ilaç bırakıldığında saçlar yine eski haline dönmektedir Yıllık kullanım bedeli 300 dolar civarında (muadilleri kullanılırsa 150 dolar) 35 yaşın üzerindeki kadınlarda görülen androjenik alopeside ilk seçenek olmalıdır. Bir yıl sonra cevap alınmazsa spironolakton eklenebilir.

Procapil

Fransız firması Sederma Pharma laboratuarlarında saç dökülme tedavisi amacıyla geliştirilmiş üçlü komplekstir. Bu moleküller apigenin, oleanoic asit ve biotinil tripeptiddir. Üçlü complex olması sayesinde minoxidil gibi kökü uyarıp bölgesel damar genişlemesi yaparken finasterid gibi 5 alfa redüktaz inhibisyonuyla bölgesel olarak DHT oluşumunu engellemektedir. Firma tarafından %3 oranından daha az Procapil desteğinin saç dökülmelerinde başarılı olamayacağı belirtilmektedir.

Spironolakton

Birincil olarak saç dökülmesi tedavisi için önerilen bir ilaç değildir.Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılır. Ancak bazı sınırlı sayıda araştırmalarsa saç dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.

Azeleik Asit

Azelaik piyasada %20lik krem formunda bulunan ve sivilce tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Yan etki olarak kıllanmayı artırdığı tespit edildiğinden saç dökülmesi tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Yan etki olarak deride döküntü, dermatit ve deri renginde açılma gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları gözlenmektedir.

Cimetidine

Cimetidine mide asit salgısını azaltığı için ülser tedavisinde kullanılır. Yan etki olarak kıllanmayı artırır.

Tretinoin

Tretinoin akne ve bazı baska cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu endikasyonlarının yanında saçın damarsal ve hücresel gelişmesini sağladığı için saçsızlık tedavisinde de kullanılabilir.Yan etki olarak deri renginde değişiklik ve derinin ışığa hassasiyetine neden olur.

Ketokonazol

Ketokonazol mantar enfeksiyonlarında kullanılan bir ilaçtır. Krem, şampuan ve tablet formları vardır. Krem veya şampuan formlarını saça herhangi bir etkisi yoktur. Tablet formunun ise testosteron üretimini azaltıcı anti-androjen etkiye sahip oldugu bilinmektedir. Aşırı kullanım ve hassasiyet sonucu karaciger yetmezligi yapabilir.

Cyprotereone acetate

Bir doğum kontrol hapıdır. Vücutta kıllanma yapar. Kadınların vücudunda az miktarda bulunan erkeklik hormonlarını bloke eder. 35 yaş öncesi androjenik saç dökülmesi olan kadınlarda ethinyl estradiol ve bu ilaç kullanılabilir. Sarılık, migren, kaşıntı gibi yan etkileri vardır Flutamide Prostat kanseri gibi bazı hastalıkların tedavisi için geliştirilmiş bir ilaçtır. Hücrelerde androjen moleküllerinin bağlanmasını engeller.

SADBE ( Squaric Acid Dibuttyl Ester)

Haricen uygulandığında hastaların bu cilt bölgesinde allerjik kontakt dermatit oluşturan bir maddedir. Diğer tedavilere dirençli Alopeci areata hastalarının tedavisinde denenmiştir. Hastaların üçte birinden yanıt alınmıştır.

PRP İle Saç Tedavisi

PRP konusu sitemizde ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Saç kaybı sorunlarında – PRP uyuyan saç köklerini canlandırdığı ve yeni saç büyümesini uyardığı gösterilmiştir. Saç dökülmesinde skar oluşmamış ise, PRP tek başına etkili olabildiği gibi PRP, ACell & D3 kombinasyonu şeklinde kullanılmaktadır. Bu kombinasyon tedavisi “saç aşısı” olarak lanse edilmektedir. ACell Hücredışı matriksdir, yani bir iskelet sağlar. Saç ekiminde faydalı olduğuna dair çalışmalar vardır. Ancak PRP ile etkisi kanıtlanmamıştır.

Otolog Mikro Greft Tedavisi

Autolog Mikro Greft Tedavisi, androgenetik alopesi ve diğer saç kaybı problemleriyle mücadele etmek için kullanılan bir tekniktir. Bu teknikte, kişinin kendi (otolog) hücrelerinin süspansiyonu kullanılarak kafa derisinin yenilenmesi sağlanır. Otolog Mikro Greft, güvenli ve etkili bir tekniktir ve tek seans uygulanır. FDA ve CE onaylıdır. Bu uygulama Yurtdışında “Autologous Micro-Grafts Procedure” veya “Otolog Mikro Greft Yöntemi” isimleri ile uygulanmaktadır. Bu yöntem oldukça konforlu ve kliniklerde lokal anestezi kullanılarak gerçekleştirilir. kafa derinizin arkasından küçük mikro greftler alarak çalışan, gelişmiş, cerrahi olmayan bir sistemdir. Bu mikro greftler daha sonra rejeneratif hücreleri elde etmek için işlenir. Bu hücreler daha sonra saç dökülmesi olan bölgelere enjekte edilir ve burada onarımı arttırmak ve saçın yeniden büyümesini teşvik etmek için kullanılır. Sonuç, daha kalın ve daha güçlü saçlardır. Hastalar uygulamadan hemen sonra günlük aktivitelerine dönebilirler. Kişiden kişiye değişmekle beraber etkisi 3 ila 4 ay sonra görülmeye başlanır. Ancak görsel olarak asıl etkisini 6 aydan sonra gösterir. Tamamen doğaldır ve zararlı etkileri yoktur. Kişinin kendi hücreleri kullanıldığı bu teknikle kafa derisi ve mevcut saç yoğunluğu iyileştirilir ve yeni saç foliküllerinin büyümesi sağlanır. Bu uygulama, saçın normal döngüsüne dönmesini sağlar.Böylece saçın yoğunluk ve kalınlık kalitesini de arttırdığı için saç dökülmesini normal seyrine getirir.Ayrıca yeni saç oluşumunu tetikleyerek daha iyi bir görüntü elde etmemizi sağlar.

Düşük Doz Lazer Tedavisi

Düşük seviye lazer terapisi - kırmızı ışık terapisi veya soğuk lazer terapisi olarak da adlandırılır, saç büyümesini teşvik etmek için kafa derisi dokusuna uygulanan foton ışınları zayıflamış hücreler tarafından emilir. Saç ekim ameliyatından daha güvenli, daha tolere edilebilir ve daha az invaziv olduğu yaygın olarak kabul görmektedir. Saç dökülmesi için lazer tedavisi teorisi, düşük dozda lazer tedavilerinin saç köklerinde saç büyümesini arttıran dolaşım ve stimülasyonu sağlamasıdır. Lazer tedavisinin sonuçları tutarsız görünmektedir. bazı insanlar için işe yararken diğerleri için faydalı olmamaktadır.

Cerrahi Tedaviler

Saç Ekimi

İlk saç nakli 1822 tarihinden günümüze kadar saç nakilleri yapılmıştır. Son yıllarda mikrocerrahi yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Daha önce kullanılan yöntemler oldukça zor ve ağır operasyonlarken son yıllarda geliştirilen yöntemlerle daha hafif, komplikasyon riski olmayan ve doğal görüntü oluşturan teknikler ortaya koymuştur: Strip excision (şerit operasyonu) olarak bilinen, başın saçlı bölgesinden 10-12 cm uzunluğunda, 1-3 cm genişliğinde makrograft alıp, bu makrograftin içinde yer alan saç köklerini laboratuar koşullarında mikroskoplar yardımıyla ayırıp, başın saçsız bölgesine naklederek yapılan operasyonlardır. Strip operasyonu ile alınan makrogreftin bıraktığı büyük boşluk dikişle kapatılmaktadır. Eskiden sık olarak uygulanan bu cerrahi yöntem artık yerini daha başarılı olan FUE ve FIT yöntemlerine bırakmaktadır.

FUE, FIT ve DHI Saç Ekim Teknikleri

Dünyada uygulanan son saç ekimi teknikleri olan Follicular Unit Extraction yani FUE ve Follıcular Isolation Technique yani FIT hem saçı alırken hem de alınan saçı ekerken doğal sonuçlar üreten saç ekimi girişimleridir. Özel iğnelerle başın ve gövdenin saç bulunan bölgelerindeki saç köklerini ,uygulanan bölgede yara izi bırakmadan tek tek çıkararak ve elde edilen saç köklerini yine çapı çok ince iğnelerle ekime dayanır, bıçak dikiş kullanılmaz ve komplikasyon çok daha azdır. Ayrıca vücudun diğer kılları da ekim için kullanılabilir. DHI (Direct Hair Implamantation) tekniği saçların doğrudan ekilmesi anlamında kullanılmaktadır. Bu yöntemde Klasik FUE'den farklı olarak saçların ekilmesi öncesinde ciltte kesi ile kanallar açılmaz, saçlar implanter adı verilen özel iğneler ile ekilir. DHI de kanal açma işlemi gerektirmediğinden saçların arasına da ekim işlemi yapılabilir. Bu şekilde saçları kesmeden saç ekimi yapılabilir.

Cerrahi Olmayan Saç Ekleme

Yöntemleri

Cerrahi olmayan saç ekleme yöntemleri farklı adlar alabilir: peruk, tepe saçı, saç eklentisi, saç protezi, vs. Bu malzemeleri varolan saçlara ya da kafa derisine tutturmak için kullanılar çeşitli yöntemler mevcuttur: Varolan Saça Ekleme: Eklenecek saç malzemesinin varolan saçlara sıkıca bağlanması esasına dayanan tekniğe genel olarak saç dokuması denir. Altı-sekiz haftada bir yeniden sıkılaştırılmalıdır. Deriye Yapıştırma: Saç iki taraflı bantlar veya özel yapıştırıcılar yardımıyla yapıştırılabilir. Bu tekniğin temel problemi peruğun kolayca çıkabilmesidir.

Peruk, Protez ve Suni Saç

Saçların uzun ve yorucu bakım gerektirmesi, cildin hava temasının kesilmesi yada azalması, saçlı derinin temizlik işlemlerinin yapılamaması, protezlerde kullanılan yapışkan maddelerin cilde verdiği zarar, cildin enfeksiyon kapma riski mevcuttur.

Saç Dökülmesi İçin Doğal Tedaviler

Haklarındaki bilgilerin kısıtlı olduğu birçok tedavi saç dökülmesi için önerilmiştir.Bunlarla ilgili yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğu için sonuçları hakkında da yeterli bilgi yoktur. Yılan Yağı: %40'ı yılan yağı olan ve doğal maddelerden yapılmış yılan yağı saç dökülen alana sürülüp 3 saat sonra yıkanıyor Millet Seed (Darı Tohumu): Çalışmalar darı özünün sağlıklı saç büyümesine katkıda bulunduğunu göstermektedir. Mevcut hücre aktivitelerinin yanı sıra dokuyu yenileyerek, yeni saç köklerini uyararır ve saç kaybını azaltır. Silis içeriği parlak saçların üretilmesine yardımcı olur ve proteinler, ana saç yapı taşı olan keratin üretimini destekler. Çinko: Çinko aynı zamanda çok etkili bir anti-androjen olan bir vitamin-mineraldir. Çinko, B6 vitaminiyle birlikte kullanıldığında 5 alfa-redüktaz enzimini bloke ederek testosteronun DHT’ye dönüşmesini engeller. Ne var ki çinkonun androgenetik saç dökülmesine karşı etkinliğini ortaya koyan çok az sayıda araştırma mevcuttur.Propecia gibi başka 5 alfa-redüktaz inhibitörleriyle karşılaştırıldığında çinko çok daha güvenlidir, çünkü çinko vücudumuzda zaten bulunmakta olan bir vitamindir ve yan etkisi yoktur. Saw Palmetto: Cüce Amerikan hurması olarak da bilinen palmiye türü bir ağacın meyvelerinden elde edilen özütü, tablet haline getirilmiştir. Anti-androjen olarak bilinmektedir. Saç dökülmesi tedavisindeki etkinliğini kanıtlamaya yönelik bir çalışma yok Radix: Cinsiyet hormonlarının kanda taşınabilmesini sağlayan bir proteinin aktivitesini ve testosteron bağlama özelliğini etkileyen bir bitki türüdür. Balkabağı Çekirdeği Yağı: Amerika’da yetişen bir tür bal kabağı türü olan (Pumpkin) çekirdeğinden çıkarılan yağ kullanılmaktadır. Anti-androjen etkiye sahiptir. Saç dökülmesi tedavisinde kullanılır. Yeşil Çay (Camelia sinensis): Japonya ve bazı Asya ülkelerinde oldukça boldur. Günlük kullanımı son derece yaygındır. Yeşil çayın bir çok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Bu yüzden çok iyi araştırılmıştır.Yeşil çayın yağı anti-androjenik etkiye sahip olduğunu öne sürmektedirler. Bu iddia sayesinde, etkinliğini doğrudan ispatlayan hiçbir çalışma olmamasına rağmen yeşil çay androgenetik saç dökülmesinin popüler tedavilerinden biri haline geldi. Yeşil çay içeren bazı şampuanların saça ve deriye faydalı olduğu söylenmektedir. Proanthocyanidins: Üzüm ekstresinden elde edilen bu madde saç folikullerini uyarmaktadır.

Saçlarda Beyazlaşma

Saç beyazlaması muhtemelen genetik nedenlerden oluşur. Bazı hastalıklar (pernicious anemia, hiper/hipo-tiroidizm, osteopeni, progeri ve pangeri ,savunma sistemi bozuklukları yapan durumlar, protein eksikliği, koroner kalp hastalıkları, B12 eksikliği yapan barsak hastalıkları, mantar hastalıkları ) ilaç kullanımı sigara erken dönemde beyazlaşmalara neden olabilir. Normalde saçlar ortalama 34 (+/- 9) yaşlarında beyazlar. Werner’s sendromu Böök’s sendromu Cri-du-chat sendromu Griscelli hastalığı nörofibromatozis ve tuberos sklerozis erken beyazlaşmanın görülebildiği durumlardır. Vitiligo ve amelanotik nevüsler saçlarda beyaz alanlara neden olabilir. B-12 dışında , B-6, biotin, D vitamini veya E vitamini eksiklikleri erken beyazlamaya katkıda bulunabilir. Development dergisindeki 2015 raporunda D-3, B- 12 ve bakır vitaminleri ile bunların gri saçlara bağlanmasıyla ilgili çeşitli eksiklik çalışmalarına dikkat çekiliyor. Beslenme eksikliklerinin pigmentasyonu etkilediğini, rengin vitamin takviyesiyle geri dönebileceğini düşündürmektedir. Uluslararası Trichology Dergisi'nde bildirilen 2016 tarihli bir çalışmada, 25 yaşın altındaki genç Kızılderililerde erken yaşlanma ile ilgili faktörlere bakılmış. Serum ferritin düzeyi, B-12 vitamini ve iyi kolesterol HDL-C'nin düşük düzeylerinin erken saç beyazlaması olanlarda yaygın olduğu bulundu.
ANAGEN KATAGEN TELOGEN ANAGEN