© WWW.CILTUZMANI.COM Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer
Dermatoloji &  Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Dermatolojik

Lazer kullanımı

Lazer İngilizce, LASER, "Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation" kelimelerinin baş harflerinin birleşmesinden oluşan bir kısaltmadır. Albert Einstein 1917 yılında "The Quantum Theory of Radiation” adlı konsepti ile lazerin ilk işaretlerini vermiştir. 1959 da Dr. Charles H. Townes bu konseptden MASER (Microwave Amplification)cihazını geliştirdi. Ancak aynı dönemde Rusyada Nikolay Basov ve Aleksandr Prokhorov tarafından da bu cihaz geliştirilmişti. Bu üç bilim insanı lazerin gelişimine katkılarından dolayı 1964 yılında Nobel Fizik ödülü alacaklardır. MASER in ardından 1960 yılında Amerikalı Theodore Maiman ilk lazeri keşfederken, askeri endüstriyel alanda böyle başarılı olacağını herhalde tahmin etmesi zordu. Hemen bir yıl sonra 1961 de Cincinnati Üniversitesinden Dr Leonard Goldman tarafından Ruby lazer dövme ve diğer pigmente lezyonların tedavisinde ilk kez kullanıldı. O günden bu yana, lazerin birçok yeni kullanım alanı keşfedildi. Artık hayatımızda önemli bir yeri var. Lazerler dalga boylarına göre sınıflandırılmaktadır. 400-700nm dalga boyundaki tüm lazerler gözle görülebilir bir renk üretmektedir. 400nm mavi 630nm ise kırmızı ışık verir. Bazen bu görsel özellikleri nedeni ile kullanılsa da aslında bu özel ışınlar, günlük hayatımıza girmiş durumdadır. Lazer ışınları yazabilir, okuyabilir, ölçebilir, kesebilir veya tedavi edebilir. Bu ışınlar, hem bir demirde hem de insan damarlarında veya göz ameliyatlarında aynı mükemmellikte çalışabiliyor. Tüm lazerlerde ilke aynıdır. Atomlara ışık yaymaya başlayana kadar enerji pompalanır. Oluşan bu ışık, aynalarla iyice güçlendirilir. Enerji, yakut lazerde, xenon lambası ile; neodiyum YAG lazerde ise flaş lambası veya diod lazerlerle pompalanır, gaz lazerler de ise hızlanmış elektronlar vasıtası ile pompalanır. Lazer malzemesi, ışığın dalga boyunu da belirler. Bir atom, enerjiyle pompalanınca daha fazla enerji alamaz. Böyle bir atom zorunlu olarak enerjisini ışık olarak verir ve çarpıştığı dalga ile aynı frekans ve fazda iki ışık dalgası yayınlanır. Çarpışmaları arttırmak ve sonuçta daha çok ışık kazanmak için, lazerin karşılıklı iki kenarına paralel iki ayna yerleştirilir: Bu aynalardan birine çarpan ışık dalgası, karşıdaki aynaya yansır , sürekli iki ayna arasında gidip gelir, dışarı çıkamaz. Işın parçacıkları, lazerin yapımında kullanılan malzemenin içinden geçerken, yolunun üzerinde enerji pompalanmış diğer atomlara çarpar ve onların da, fazla enerjilerini ışık olarak yaymaları için zorlar. Bu şekilde ışık yayan atomların sayısı ve ışığın miktarı sürekli artar. (light amplication by stimulated emission of radiation) Ancak, iki ayna arasında tutsak olan ve gittikçe güçlenen ışınla bir şey yapabilmek için bu iki aynadan biri yarı geçirgen olmalıdır. Buradan geçebilen ışına “eş evreli” denir. Işığın dalga boyu ve ritmi aynıdır. Dalgalar tamamen birbirine paralel ilerler. Sürekli gelen ışınlar yerine çok kısa enerji transferi yapan “puls” lazer ışınları, Chrom- Colquiriit kristali, neodmiyum-YAG veya titan- safir kristali gibi, içlerinde ışığın çok hızlı yansıdığı malzemelerle yapılabilmektedir. Günümüzde, atım süreleri iyice kısaldı ve yeni nesil nano, pico ve femto saniyelik atımlı lazerler ortaya çıktı. Tıkanmış damarlar açılabilir, en ince damarlar kesilebilir. İşlem sırasında, çevre doku zedelenmez. Bu özellik lazeri, göz tedavisinde çok populer bir hale getirmektedir. Bütün araştırmalar sırasında bilim adamları, Attosaniyelik (nanosaniyenin milyarda biri) atımlara sahip lazerler ile DNA'lar kesilebilecek ve modifiye edilebilecek. Bu lazerler ile hücre çekirdeğine girip müdahale etmek de mümkün olacak.
Lazerin Kullanım Alanları Dermatolojik ve Kozmetik Amaçlı Lazer Kullanımı Lazerler dokuda ısı ile kontrollü değişikler oluşturduğu için tıbbi uygulamalarda kullanılmaktadır. Lazer tedavisini anlamak için ışın- doku arasındaki ilişkiyi anlamak gereklidir. Bunlar Foto-termal, fotokimyasal ve foto-akustik etkilerdir. Lazerin belli bir renge yönlemesi tedavide kullanım şeklini belirlemektedir. Buna seçici fototermoliz adı verilir. Dalga Boyu: Dalgaboyu, ışını emerek belirli bir doku etkisini oluşturacak ana renk dalgasını belirler. Yeşil ışık melanini, sarı hemoglobini ve infrared ışın ise suyu ve hemoglobini hedefler. Epidermisdeki en önemli renk maddeleri melanin ve hemoglobindir. Hemoglobinin emilim spektrumu 415, 542, ve 577 nm'de en yüksektir. Buna karşılık melaninin emilimi ultraviolet bölgesinde maksimumdur ve görülebilen ışık bölgesine doğru tedrici olarak azalır. Ve infrared bölge yakınlarına kadar devam eder. Seçici hasar için eşik değeri ışığın dalgaboyuna bağlıdır. Daha uzun dalga boylarında aynı oranda emilimi için daha uzun atım süreleri gerekmektedir. Penetrasyon: Farklı dalga boylarının derideki penetrasyon derinliği de farklıdır. İnfrared ışığa yakın olanlar daha derine penetre olabilir. Lazerin uygulandığı spot boyu enerji iletiminin farklılıklarına neden olur;daha küçük spot boyu enerjinin belirli bir alana daha konsantre biçimde gönderilmesine neden olurken daha büyük spot boyu enerjinin daha geniş alana dağılımını sağlar. Puls Genişliği: (atım süresi) Patolojik dokunun yıkımı sırasında çevre dokuya çok az zarar vermek tıbbi uygulamaların en önemli amacıdır. Uygulanan alanda yalnızca belli bir bölge lazer ışınını emecektir. Isı uygulama sırasında başlangıçta hedef dokuya sınırlıdır. Uygulama devam ettikçe ısı çevresindeki dokuya da zarar vermeye başlayacaktır. Bu nedenle atım süresi hedeflenen dokunun termal relaksasyon (kendine gelme) zamanından kısa olmalıdır. Lazerlerin atım süreleri kısaldıkça hedef organda etki alanları da daralır. Nanosaniye veya daha kısa süreler hücreden daha küçük yapılara , mikrosaniyeler hücre düzeyinde, milisaniyeler ise kapiller olmayan damarlar ve diğer küçük yapılara etkilidir. Nanosaniye atımlı lazerler hücreden küçük düzey mikrocerrahi için uygundur. Soğutma teknolojisi: epidermis ve çevre dokunun korunarak yüksek enerjinin verilebilmesini sağlar. Jeller, soğuk hava üfleyen veya sprey şeklinde olanlar kullanılabilir.

Lazerin Dermatolojik Kullanım Alanları

Damarsal lezyonlar Leke tedavisi Lazer Epilasyon Lipoliz / Sellulit Gerilme Çatlakları Gençleştirme Yeniden yüzeylendirme Dövme ve diğer lekelerin tedavisinde

Leke Tedavisi

Lazerler Epilasyonda kullanılan lazerlerin atım süreleri genellikle milisaniyelerle ifade edilir. Ancak başta dövme çıkartmak olmak üzere derideki koyu renkli lekeleri çıkartmak için kullanılan lazerlerde nanosaniyelerle ifade edilen 1000 kat daha kısa atımlı cihazların , veya milyon kat kısa atımlı Pikosaniye atımlı lazerler kullanılması gerekir. Epilasyon da kullanılan lazerler bu amaçla kullanılmaz. Leke tedavisinde kullanılanlar Q-anahtarlı lazerlerdir, Yeterince kısa atımlı ise (nanosaniye veya pikosaniye) dermal melanositlerin, mavi-siyah dövmelerin, melanositik nevüslerin ve solar lentigoların hatta 3-4 ay tedavi görmüş bir alandaki geçici postinflamatuar hiperpigmentasyonun tedavisi için uygun olduğu gösterilmiştir. Posinflamatuar hiperpigmentasyon eğer 1 yıl içinde kaybolmazsa kalıcı olabilir. Bununla birlikte, café-au-lait lekesindeki pigmentlerin tedaviye cevapları farklıdır. Melasma lazere cevap vermez. Bu nedenle lazer tedavisinde başarı için doğru tanı önemlidir. Melanin-spesifik lazerler Bu tür lazerler arasında , yalnızca üç tip Q-anahtarlı lazer tıbbi kullanım amacı ile bulunabilir. Q- switched ruby lazer, Q-switched Alexandrite lazer, Q-switched Nd:YAG lazer . Son dönemlerde Pikosaniyelik lazerlerin geliştirilmesi ile leke tedavisinde çok başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Sivilce ve yara izlerinin tedavisi

Karbondioksit lazerler cilt yenileme ve gençleştirme uygulamalarında uzun süredir kullanılmaktaydı. Bu lazerler ablatif (soyulma) etki göstererek cildin yenilenmesini ve kollajen yapımını sağlamaktadır. Ancak hastalarda uzun iyileşme süreleri ve bakımı gerektirmekteydi. Daha sonraları aralarda sağlam bölgeler bırakarak derinin noktasal tarzda etkileyen fraksiyonel lazerler geliştirildi. Artık hasta uygulama sonrası normal yaşamına hemen dönebilmektedir. Fraksiyonel karbondioksid lazer denen bu uygulamalar yara ve sivilce izlerinde cilt gençleştirmede yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Psoriasis ve Vitiligo da

Excimer lazer tedavileri doktor muayenehanesinde yapılmaktadır. Her seans sadece birkaç dakika sürer. Tedavi sırasında, doktor lazeri doğrudan psöriasis yamalarına hedefler. Excimer lazerler, doğrudan psöriasis plaklarında, çok spesifik bir dalga boyunda (308 nanometre) yüksek yoğunluklu bir ultraviyole B (UVB) dozunu hedefler. Lazer ışığı etraftaki sağlam cildi asla etkilemediğinden UV radyasyonuna maruz kalma riskini azaltır. Excimer lazerler hafif-orta şiddette sedef hastalığını tedavi etmek için kullanılır.

Damarsal lezyonların tedavisi

Damarsal lezyonların lazer tedavisi, kan tarafından seçici olarak emilerek damar duvarına verilecek ısı zararına bağlıdır. Bu nedenle, damara özel lazerlerde atım-genişliği pigmente özel lazerlerden daha fazla olmalıdır.(mikrosaniye). Çünkü damarsal lezyonlar için olan lazerlerin dalga boyu, derinin derin bölgelerine penetre olamazsa tüm damarsal lezyonlar tedavi edilemez. Lazer veya fototerapik epilasyon fazla kılların azaltılmasında etkili bir yol sunmaktadır. Milisaniyelik atım genişliği olan lazer veya IPL cihazları ile cilt yenileme mümkündür. Bu ışık kaynakları cilde ağır zarar verebildiği için uygulanan enerji azaltılmalı veya soğutucu cihazlarla birlikte kullanılmalıdır. Bu nedenle ışık kaynaklı cilt yenilemenin klinik çalışma sonuçları çok çarpıcı değildir. Damarsal lezyonlar için kullanılan lazerler PDL lazer 585–600 nm Long pulsed Nd:YAG lazer 1064 nm Diode lazer 800–900 nm Alexandrite lazer 755 nm Intense pulsed light (IPL) 500–1200 nm KTP lazer 532 nm Copper Bromide Lazer 578nm ve 511nm

Cilt Gençleştirme

Tipik olarak cilt gençleştirmede kullanılan lazerler ablatif, ablatif olmayan ve fraksiyonel lazerler olarak

sınıflandırılabilir. . Ablatif lazerler epidermisi yok eder ve dermisi ısıtır, tipik olarak cildi yenilemek ve gençleştirmek için

uygulanır ve kırışıklıklar lekeler ve yara izlerinin tedavisinde etkilidir. Ablatif olmayan lazerler epidermisi soğutma yoluyla

korur ama yine de kollajen dahil dermal proteinlerin ısıtılması ve denatürasyonuna neden olur. Kollajen üretimini uyarır ve

deriyi sıkılaştırır. Hızlı bir iyileşme süresi vardır, çünkü ablatif lazerlerle karşılaştırıldığında, yara izi, dispigmentasyon ve

enfeksiyon gibi yan etki riski daha azdır. Fraksiyonel lazerler, ablatif ve ablatif olmayan arasında bir bağlantı sağlar

fraksiyonel lazerlerde yan etki riski azaltılmıştır. Arada hasarsız kalan alanlar veya adalar bulunur bu mikrotermal bölgelerin

iyileşmesini hızlandırır.

CO2 Lazerler genellikle yara izlerini, siğilleri, kırışıklıkları ve diğer derin cilt kusurlarını tedavi etmek için kullanılan ablatif lazerlerdir. Erbium (Er:YAG) Lazerler ablatif veya ablatif olmayabilir. Kollajen yeniden şekillenmesini teşvik ederler, bu da onları ince çizgileri, kırışıklıkları, cilt gevşekliğini ve yaşlılık lekelerini tedavi etmek için popüler seçenekler haline getirir. Fraksiyonel Lazerler, bölgedeki cildin yalnızca bir kısmını tedavi etmek için lazer enerjisini binlerce küçük ışına böler ve bu da kesinti süresini azaltır. Fraksiyonel lazerler ablatif veya ablatif olmayabilir ve yaşa bağlı bir takım lekeleri tedavi etmek için kullanılır. Cilt gençleştirme ve yara izlerinin tedavisi gibi pek çok konuda etkili olan fraksiyonel lazerler arasında Fraxel gibi hem ablatif hem de non ablatif özelliklere sahip olan modeller de mevcuttur. Bu lazer iki dalga boyunda etkili iki farklı lazeri bir arada uygulayabilmektedir. 1550 nm: Derin kırışıklık azaltma, sivilce izi tedavisi, yapısal gençleştirme, 1927 nm: Cilt tonunun düzeltilmesi, güneş hasarının giderilmesi, yüzeysel pigmentasyon tedavisi, genel cilt gençleştirmesi için kollajen uyarımı etkileri vardır. IPL (yoğun darbeli ışık) tedavileri teknik olarak lazer değildir, ancak genellikle güneş hasarı, vasküler lezyonlar, akne, rosacea ve hiperpigmentasyon gibi lazerlerle benzer sorunları tedavi etmek için kullanılır. IPL lazerleriin geliştirilmesi ile BBL lazerler kullanılmaya başlanmıştır. IPL gibi bir ışık teknolojisi olan BBL, cilde zarar vermeden DNA düzeyinde iyileşme sağlar. Cilt üst tabakası soğutucularla korunarak altındaki tabakayı ısıtır, böylece kolajen yapımı artar ve cilt kalınlaşır, elastikiyet kazanır.

Epilasyon

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için bölgenin traş edilmesi, cımbızla alma, kimyasal madde uygulaması ve ağda gibi yöntemler kullanılmaktadır Ancak tüm bunlar yalnızca geçici bir çözüm sağlar. Epilasyon için üretilmiş pekçok krem mevcuttur. Amerikan FDA kuruluşu tarafından onaylanan tek tüy dökücü krem eflornithine hydrochloride'dir (Vaniqua) ‘‘uyku hastalığı’’nın tedavisi için üretilmiştir, ancak sonradan ilaç firmaları ilacın daha karlı olan ‘‘tüy dökücü’’ yan etkisini keşfettiler. Bu kremin de etkisi kalıcı değildir. Geleneksel olarak uzun etkili tek tüy dökme yolu, iğneli epilasyon da denen elektrolizdir; hasta için daha sıkıntılı olan bu işlem zaman alıcı ve küçük bölgeler ile sınırlıdır , her bir kıla işlem tek tek uygulanır.

Epilasyon için Lazer

Lazer veya fototerapi ile foliküler melanin tarafından iyi emilen dalga boyunda yapılan epilasyon seçici fototermolizis temeline dayanmaktadır. Atım süresi seçici olarak hedef doku çevresine zarar vermeyecek şekilde ayarlanır. Kıl tarafından emilen ısının etkisi kök hücrelere ulaşmalıdır. Nanosaniye veya mikrosaniye atımlar kalıcı epilasyon için kullanılmaz. Çünkü bu şekilde kıl yok edilir ancak melanin içermeyen foliküler kök hücreler sağlam kalır. Bu nedenle puls süresi pigmente lezyonlar için olandan uzun olmalıdır. Milisaniyelik puls genişliği epilasyon için uygundur. Çünkü epidermis içinde de ısıya bağlı etki gösterecektir. Bununla birlikte soğutucu kullanılması veya özellikle koyu derililerde enerjinin düşürülmesi epidermis hasarını önlemek için gereklidir. Bu nedenle tatminkar bir sonuç almak için , birçok tedavi seansı gerekir. Lazer tedavisi sonrası sıklıkla eritem ve perifolliküler ödem, kabuklanma, vezikülasyon, lekelenme gibi yan etkiler bildirilmiştir. Epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyları 694 – 800nm arasında değişmektedir. Dalga boylarına gore lazerler Ruby, Alexandrite, Nd YAG gibi isimler alırlar. Alexandrite lazerlerde 755 nm dalga boyunda ışık kullanılır. Günümüzde lazer adı altında birçok farklı uygulama mevcuttur. Epilasyon için kullanılacak lazerin saptanmasında cilt ve kıl rengi değerlendirilmelidir. Kısa dalga boyları derinin renk pigmenti olan melanin tarafından daha iyi emilir, fakat kıl köküne ulaşabilecek kadar derine inemezler. Siyah saç ve açık ciltli hastalarda bu lazer daha etkilidir. Esmerlerde üst deri olan epidermisteki melanin, kısa dalga boyları için optik bariyer gibi hareket eder, bu da kızarıklık ve su kabarcıkları gibi yan etkilere neden olabilir.

Lazer epilasyon uygulanmaması gereken kişiler:

Gri ve beyaz saçlı hastalar Güneşlenmiş hastalar. Yakın dönemde başka türden lazer tedavisi görenler. Hiperpigmentasyon ve hipopigmentasyon eğilimi olanlar , Tetracycline veya retinoidler gibi ışığa karşı hassaslaştıran ilaçlar alanlar. Bu ilaçların lazer tedavisinden üç veya dört hafta önceden kesilmesi gerekir. 5 ve 4. cilt tipindeki hastalarda, herpes hikayesi olanlarda kullanılmamalıdır. Dört dalgaboyu epilasyon için kullanılır. 1.Ruby lazer at 694 nm 2.Alexandrite lazer at 755 nm 3.Diode lazer at 800-810 nm 4.Nd:Yag at 1064 nm Cilt açık renkse ve tüy yeteri kadar koyu ise Alexandrite Lazer (755 nm) Sistemi çok etkilidir. Koyu renkli ciltlerde ND Yag 1064 nm lazer yada Diode gibi daha büyük dalga boyuna sahip lazerler kullanılmaktadır. Nd- YAG gibi lazerler aslında telenjektazileri, küçük-yüzeyel damarlardan derin-mavi venlere kadar tüm vasküler lezyonların güvenli, kolay ve etkili tedavisini sağlamak amacı ile sık kullanılmaktadır. Aynı zamanda ince ve açık renkli tüylerde daha etkili epilasyon sağlar. Geleneksel lazerler ile epilasyon işlemi daha koyu renkli ciltlerde yanmalara sebep olabilir ya da deri pigmentleri zarar görür. Fakat, ND Yag 1064 nm lazer sistemi, soğutma bölümü ile üst deriyi korur, rahatsızlıkları azaltır ve etkili bir lazer uygulamasının gerçekleşmesini sağlar. Tüylerin büyümesi üç safhadan oluşur. Lazer yöntemi tüye, büyüme (anagen) safhasında etki edecek şekilde tasarlanmıştır.Bu nedenle tüylerin yalnızca bu safhada olanları yok edilebilmektedir. Uygulama bir kaç kez tekrarlanarak tüm kıllar yok edilebilir. Epilasyon bölgesindeki anagen safhadaki kılların oranı arttıkça her seanstaki başarı oranı da artar.
© WWW.CILTUZMANI.COM Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Uzmanından en tarafsız kaynak.

Dermatolojik

Lazer kullanımı

Lazer İngilizce, LASER, "Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation" kelimelerinin baş harflerinin birleşmesinden oluşan bir kısaltmadır. Albert Einstein 1917 yılında "The Quantum Theory of Radiation” adlı konsepti ile lazerin ilk işaretlerini vermiştir. 1959 da Dr. Charles H. Townes bu konseptden MASER (Microwave Amplification)cihazını geliştirdi. Ancak aynı dönemde Rusyada Nikolay Basov ve Aleksandr Prokhorov tarafından da bu cihaz geliştirilmişti. Bu üç bilim insanı lazerin gelişimine katkılarından dolayı 1964 yılında Nobel Fizik ödülü alacaklardır. MASER in ardından 1960 yılında Amerikalı Theodore Maiman ilk lazeri keşfederken, askeri endüstriyel alanda böyle başarılı olacağını herhalde tahmin etmesi zordu. Hemen bir yıl sonra 1961 de Cincinnati Üniversitesinden Dr Leonard Goldman tarafından Ruby lazer dövme ve diğer pigmente lezyonların tedavisinde ilk kez kullanıldı. O günden bu yana, lazerin birçok yeni kullanım alanı keşfedildi. Artık hayatımızda önemli bir yeri var. Lazerler dalga boylarına göre sınıflandırılmaktadır. 400-700nm dalga boyundaki tüm lazerler gözle görülebilir bir renk üretmektedir. 400nm mavi 630nm ise kırmızı ışık verir. Bazen bu görsel özellikleri nedeni ile kullanılsa da aslında bu özel ışınlar, günlük hayatımıza girmiş durumdadır. Lazer ışınları yazabilir, okuyabilir, ölçebilir, kesebilir veya tedavi edebilir. Bu ışınlar, hem bir demirde hem de insan damarlarında veya göz ameliyatlarında aynı mükemmellikte çalışabiliyor. Tüm lazerlerde ilke aynıdır. Atomlara ışık yaymaya başlayana kadar enerji pompalanır. Oluşan bu ışık, aynalarla iyice güçlendirilir. Enerji, yakut lazerde, xenon lambası ile; neodiyum YAG lazerde ise flaş lambası veya diod lazerlerle pompalanır, gaz lazerler de ise hızlanmış elektronlar vasıtası ile pompalanır. Lazer malzemesi, ışığın dalga boyunu da belirler. Bir atom, enerjiyle pompalanınca daha fazla enerji alamaz. Böyle bir atom zorunlu olarak enerjisini ışık olarak verir ve çarpıştığı dalga ile aynı frekans ve fazda iki ışık dalgası yayınlanır. Çarpışmaları arttırmak ve sonuçta daha çok ışık kazanmak için, lazerin karşılıklı iki kenarına paralel iki ayna yerleştirilir: Bu aynalardan birine çarpan ışık dalgası, karşıdaki aynaya yansır , sürekli iki ayna arasında gidip gelir, dışarı çıkamaz. Işın parçacıkları, lazerin yapımında kullanılan malzemenin içinden geçerken, yolunun üzerinde enerji pompalanmış diğer atomlara çarpar ve onların da, fazla enerjilerini ışık olarak yaymaları için zorlar. Bu şekilde ışık yayan atomların sayısı ve ışığın miktarı sürekli artar. (light amplication by stimulated emission of radiation) Ancak, iki ayna arasında tutsak olan ve gittikçe güçlenen ışınla bir şey yapabilmek için bu iki aynadan biri yarı geçirgen olmalıdır. Buradan geçebilen ışına “eş evreli” denir. Işığın dalga boyu ve ritmi aynıdır. Dalgalar tamamen birbirine paralel ilerler. Sürekli gelen ışınlar yerine çok kısa enerji transferi yapan “puls” lazer ışınları, Chrom- Colquiriit kristali, neodmiyum-YAG veya titan- safir kristali gibi, içlerinde ışığın çok hızlı yansıdığı malzemelerle yapılabilmektedir. Günümüzde, atım süreleri iyice kısaldı ve yeni nesil nano, pico ve femto saniyelik atımlı lazerler ortaya çıktı. Tıkanmış damarlar açılabilir, en ince damarlar kesilebilir. İşlem sırasında, çevre doku zedelenmez. Bu özellik lazeri, göz tedavisinde çok populer bir hale getirmektedir. Bütün araştırmalar sırasında bilim adamları, Attosaniyelik (nanosaniyenin milyarda biri) atımlara sahip lazerler ile DNA'lar kesilebilecek ve modifiye edilebilecek. Bu lazerler ile hücre çekirdeğine girip müdahale etmek de mümkün olacak.
Lazerin Kullanım Alanları Dermatolojik ve Kozmetik Amaçlı Lazer Kullanımı Lazerler dokuda ısı ile kontrollü değişikler oluşturduğu için tıbbi uygulamalarda kullanılmaktadır. Lazer tedavisini anlamak için ışın- doku arasındaki ilişkiyi anlamak gereklidir. Bunlar Foto-termal, fotokimyasal ve foto-akustik etkilerdir. Lazerin belli bir renge yönlemesi tedavide kullanım şeklini belirlemektedir. Buna seçici fototermoliz adı verilir. Dalga Boyu: Dalgaboyu, ışını emerek belirli bir doku etkisini oluşturacak ana renk dalgasını belirler. Yeşil ışık melanini, sarı hemoglobini ve infrared ışın ise suyu ve hemoglobini hedefler. Epidermisdeki en önemli renk maddeleri melanin ve hemoglobindir. Hemoglobinin emilim spektrumu 415, 542, ve 577 nm'de en yüksektir. Buna karşılık melaninin emilimi ultraviolet bölgesinde maksimumdur ve görülebilen ışık bölgesine doğru tedrici olarak azalır. Ve infrared bölge yakınlarına kadar devam eder. Seçici hasar için eşik değeri ışığın dalgaboyuna bağlıdır. Daha uzun dalga boylarında aynı oranda emilimi için daha uzun atım süreleri gerekmektedir. Penetrasyon: Farklı dalga boylarının derideki penetrasyon derinliği de farklıdır. İnfrared ışığa yakın olanlar daha derine penetre olabilir. Lazerin uygulandığı spot boyu enerji iletiminin farklılıklarına neden olur;daha küçük spot boyu enerjinin belirli bir alana daha konsantre biçimde gönderilmesine neden olurken daha büyük spot boyu enerjinin daha geniş alana dağılımını sağlar. Puls-genişliği (atım süresi) Patolojik dokunun yıkımı sırasında çevre dokuya çok az zarar vermek tıbbi uygulamaların en önemli amacıdır. Uygulanan alanda yalnızca belli bir bölge lazer ışınını emecektir. Isı uygulama sırasında başlangıçta hedef dokuya sınırlıdır. Uygulama devam ettikçe ısı çevresindeki dokuya da zarar vermeye başlayacaktır. Bu nedenle atım süresi hedeflenen dokunun termal relaksasyon (kendine gelme) zamanından kısa olmalıdır. Lazerlerin atım süreleri kısaldıkça hedef organda etki alanları da daralır. Nanosaniye veya daha kısa süreler hücreden daha küçük yapılara , mikrosaniyeler hücre düzeyinde, milisaniyeler ise kapiller olmayan damarlar ve diğer küçük yapılara etkilidir. Nanosaniye atımlı lazerler hücreden küçük düzey mikrocerrahi için uygundur. Soğutma teknolojisi: epidermis ve çevre dokunun korunarak yüksek enerjinin verilebilmesini sağlar. Jeller, soğuk hava üfleyen veya sprey şeklinde olanlar kullanılabilir.

Lazerin Dermatolojik Kullanım Alanları

Damarsal lezyonlar Leke tedavisi Lazer Epilasyon Lipoliz / Sellulit Gerilme Çatlakları Gençleştirme Yeniden yüzeylendirme Dövme ve diğer lekelerin tedavisinde

Leke Tedavisi

Lazerler Epilasyonda kullanılan lazerlerin atım süreleri genellikle milisaniyelerle ifade edilir. Ancak başta dövme çıkartmak olmak üzere derideki koyu renkli lekeleri çıkartmak için kullanılan lazerlerde nanosaniyelerle ifade edilen 1000 kat daha kısa atımlı cihazların kullanılması gerekir. Epilasyon da kullanılan lazerler bu amaçla kullanılmaz. Leke tedavisinde kullanılanlar Q-anahtarlı lazerlerdir, Yeterince kısa atımlı ise (nanosaniye) dermal melanositlerin, mavi-siyah dövmelerin, melanositik nevüslerin ve solar lentigoların hatta 3-4 ay tedavi görmüş bir alandaki geçici postinflamatuar hiperpigmentasyonun tedavisi için uygun olduğu gösterilmiştir. Son yıllarda leke tedavisinde daha da kısa atımlı (picosaniye) lazerler gelistirilmiştir. Bu lazerler oldukça başarılı leke tedavisi yapmakla birlikte yüksek maliyetli olmaları kullanımını kısıtlamaktadır. Önemli bir leke nedeni olan Posinflamatuar hiperpigmentasyon eğer 1 yıl içinde kaybolmazsa kalıcı olabilir. Bununla birlikte, café-au-lait lekesindeki pigmentlerin tedaviye cevapları farklıdır. Melasma lazere cevap vermez. Bu nedenle lazer tedavisinde başarı için doğru tanı önemlidir. Melanin-spesifik lazerler Bu tür lazerler arasında , yalnızca üç tip Q-anahtarlı lazer tıbbi kullanım amacı ile bulunabilir. Q- switched ruby lazer, Q-switched Alexandrite lazer, Q-switched Nd:YAG lazer . picosaniye lazerler.

Sivilce ve yara izlerinin tedavisi

Karbondioksit lazerler cilt yenileme ve gençleştirme uygulamalarında uzun süredir kullanılmaktaydı. Bu lazerler ablatif (soyulma) etki göstererek cildin yenilenmesini ve kollajen yapımını sağlamaktadır. Ancak hastalarda uzun iyileşme süreleri ve bakımı gerektirmekteydi. Daha sonraları aralarda sağlam bölgeler bırakarak derinin noktasal tarzda etkileyen fraksiyonel lazerler geliştirildi. Artık hasta uygulama sonrası normal yaşamına hemen dönebilmektedir. Fraksiyonel karbondioksid lazer denen bu uygulamalar yara ve sivilce izlerinde cilt gençleştirmede yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Psoriasis ve vitiligo da

Excimer lazer tedavileri doktor muayenehanesinde yapılmaktadır. Her seans sadece birkaç dakika sürer. Tedavi sırasında, doktor lazeri doğrudan psöriasis yamalarına hedefler. Excimer lazerler, doğrudan psöriasis plaklarında, çok spesifik bir dalga boyunda (308 nanometre) yüksek yoğunluklu bir ultraviyole B (UVB) dozunu hedefler. Lazer ışığı etraftaki sağlam cildi asla etkilemediğinden UV radyasyonuna maruz kalma riskini azaltır. Excimer lazerler hafif-orta şiddette sedef hastalığını tedavi etmek için kullanılır.

Damarsal lezyonların tedavisi

Damarsal lezyonların lazer tedavisi, kan tarafından seçici olarak emilerek damar duvarına verilecek ısı zararına bağlıdır. Bu nedenle, damara özel lazerlerde atım-genişliği pigmente özel lazerlerden daha fazla olmalıdır.(mikrosaniye). Çünkü damarsal lezyonlar için olan lazerlerin dalga boyu, derinin derin bölgelerine penetre olamazsa tüm damarsal lezyonlar tedavi edilemez. Lazer veya fototerapik epilasyon fazla kılların azaltılmasında etkili bir yol sunmaktadır. Milisaniyelik atım genişliği olan lazer veya IPL cihazları ile cilt yenileme mümkündür. Bu ışık kaynakları cilde ağır zarar verebildiği için uygulanan enerji azaltılmalı veya soğutucu cihazlarla birlikte kullanılmalıdır. Bu nedenle ışık kaynaklı cilt yenilemenin klinik çalışma sonuçları çok çarpıcı değildir. Damarsal lezyonlar için kullanılan lazerler PDL lazer 585–600 nm Long pulsed Nd:YAG lazer 1064 nm Diode lazer 800–900 nm Alexandrite lazer 755 nm Intense pulsed light (IPL) 500–1200 nm KTP lazer 532 nm Copper Bromide Lazer 578nm ve 511nm

Cilt Gençleştirme

Tipik olarak cilt gençleştirmede kullanılan lazerler

ablatif, ablatif olmayan ve fraksiyonel lazerler

olarak sınıflandırılabilir. . Ablatif lazerler epidermisi

yok eder ve dermisi ısıtır, tipik olarak

Cildi yenilemek ve gençleştirmek için uygulanır ve

kırışıklıklar lekeler ve yara izlerinin tedavisinde

etkilidir. Ablatif olmayan lazerler epidermisi

soğutma yoluyla korur ama yine de kollajen dahil

dermal proteinlerin ısıtılması ve denatürasyonuna

neden olur. Kollajen üretimini uyarır ve deriyi

sıkılaştırır. Hızlı bir iyileşme süresi vardır, çünkü

ablatif lazerlerle karşılaştırıldığında, yara izi,

dispigmentasyon ve enfeksiyon gibi yan etki riski

daha azdır. Fraksiyonel lazerler, ablatif ve ablatif

olmayan arasında bir bağlantı sağlar fraksiyonel

lazerlerde yan etki riski azaltılmıştır. Arada hasarsız

kalan alanlar veya adalar bulunur bu mikrotermal

bölgelerin iyileşmesini hızlandırır.

CO2 Lazerler genellikle yara izlerini, siğilleri, kırışıklıkları ve diğer derin cilt kusurlarını tedavi etmek için kullanılan ablatif lazerlerdir. Erbium (Er:YAG) Lazerler ablatif veya ablatif olmayabilir. Kollajen yeniden şekillenmesini teşvik ederler, bu da onları ince çizgileri, kırışıklıkları, cilt gevşekliğini ve yaşlılık lekelerini tedavi etmek için popüler seçenekler haline getirir. Pulsed-Dye Lazerleri, kızarıklığı, hiperpigmentasyonu, ince kılcal damarları ve rosaceayı azaltmak için cildi ısıtan ve pigmentleri emen tipik olarak ablatif olmayan lazerlerdir. Fraksiyonel Lazerler, bölgedeki cildin yalnızca bir kısmını tedavi etmek için lazer enerjisini binlerce küçük ışına böler ve bu da kesinti süresini azaltır. Fraksiyonel lazerler ablatif veya ablatif olmayabilir ve yaşa bağlı bir takım lekeleri tedavi etmek için kullanılır. IPL (yoğun darbeli ışık) tedavileri teknik olarak lazer değildir, ancak genellikle güneş hasarı, vasküler lezyonlar, akne, rosacea ve hiperpigmentasyon gibi lazerlerle benzer sorunları tedavi etmek için kullanılır. IPL lazerleriin geliştirilmesi ile BBL lazerler kullanılmaya başlanmıştır. IPL gibi bir ışık teknolojisi olan BBL, cilde zarar vermeden DNA düzeyinde iyileşme sağlar. Cilt üst tabakası soğutucularla korunarak altındaki tabakayı ısıtır, böylece kolajen yapımı artar ve cilt kalınlaşır, elastikiyet kazanır.

Epilasyon

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için bölgenin traş edilmesi, cımbızla alma, kimyasal madde uygulaması ve ağda gibi yöntemler kullanılmaktadır Ancak tüm bunlar yalnızca geçici bir çözüm sağlar. Epilasyon için üretilmiş pekçok krem mevcuttur. Amerikan FDA kuruluşu tarafından onaylanan tek tüy dökücü krem eflornithine hydrochloride'dir (Vaniqua) ‘‘uyku hastalığı’’nın tedavisi için üretilmiştir, ancak sonradan ilaç firmaları ilacın daha karlı olan ‘‘tüy dökücü’’ yan etkisini keşfettiler. Bu kremin de etkisi kalıcı değildir. Geleneksel olarak uzun etkili tek tüy dökme yolu, iğneli epilasyon da denen elektrolizdir; hasta için daha sıkıntılı olan bu işlem zaman alıcı ve küçük bölgeler ile sınırlıdır , her bir kıla işlem tek tek uygulanır.

Epilasyon için Lazer

Lazer veya fototerapi ile foliküler melanin tarafından iyi emilen dalga boyunda yapılan epilasyon seçici fototermolizis temeline dayanmaktadır. Atım süresi seçici olarak hedef doku çevresine zarar vermeyecek şekilde ayarlanır. Kıl tarafından emilen ısının etkisi kök hücrelere ulaşmalıdır. Nanosaniye veya mikrosaniye atımlar kalıcı epilasyon için kullanılmaz. Çünkü bu şekilde kıl yok edilir ancak melanin içermeyen foliküler kök hücreler sağlam kalır. Bu nedenle puls süresi pigmente lezyonlar için olandan uzun olmalıdır. Milisaniyelik puls genişliği epilasyon için uygundur. Çünkü epidermis içinde de ısıya bağlı etki gösterecektir. Bununla birlikte soğutucu kullanılması veya özellikle koyu derililerde enerjinin düşürülmesi epidermis hasarını önlemek için gereklidir. Bu nedenle tatminkar bir sonuç almak için , birçok tedavi seansı gerekir. Lazer tedavisi sonrası sıklıkla eritem ve perifolliküler ödem, kabuklanma, vezikülasyon, lekelenme gibi yan etkiler bildirilmiştir. Epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyları 694 – 800nm arasında değişmektedir. Dalga boylarına gore lazerler Ruby, Alexandrite, Nd YAG gibi isimler alırlar. Alexandrite lazerlerde 755 nm dalga boyunda ışık kullanılır. Günümüzde lazer adı altında birçok farklı uygulama mevcuttur. Epilasyon için kullanılacak lazerin saptanmasında cilt ve kıl rengi değerlendirilmelidir. Kısa dalga boyları derinin renk pigmenti olan melanin tarafından daha iyi emilir, fakat kıl köküne ulaşabilecek kadar derine inemezler. Siyah saç ve açık ciltli hastalarda bu lazer daha etkilidir. Esmerlerde üst deri olan epidermisteki melanin, kısa dalga boyları için optik bariyer gibi hareket eder, bu da kızarıklık ve su kabarcıkları gibi yan etkilere neden olabilir.

Lazer epilasyon uygulanmaması

gereken kişiler:

Gri ve beyaz saçlı hastalar Güneşlenmiş hastalar. Yakın dönemde başka türden lazer tedavisi görenler. Hiperpigmentasyon ve hipopigmentasyon eğilimi olanlar , Tetracycline veya retinoidler gibi ışığa karşı hassaslaştıran ilaçlar alanlar. Bu ilaçların lazer tedavisinden üç veya dört hafta önceden kesilmesi gerekir. 5 ve 4. cilt tipindeki hastalarda, herpes hikayesi olanlarda kullanılmamalıdır. Dört dalgaboyu epilasyon için kullanılır. 1.Ruby lazer at 694 nm 2.Alexandrite lazer at 755 nm 3.Diode lazer at 800-810 nm 4.Nd:Yag at 1064 nm Cilt açık renkse ve tüy yeteri kadar koyu ise Alexandrite Lazer (755 nm) Sistemi çok etkilidir. Koyu renkli ciltlerde ND Yag 1064 nm lazer yada Diode gibi daha büyük dalga boyuna sahip lazerler kullanılmaktadır. Nd-YAG gibi lazerler aslında telenjektazileri, küçük-yüzeyel damarlardan derin-mavi venlere kadar tüm vasküler lezyonların güvenli, kolay ve etkili tedavisini sağlamak amacı ile sık kullanılmaktadır. Aynı zamanda ince ve açık renkli tüylerde daha etkili epilasyon sağlar. Geleneksel lazerler ile epilasyon işlemi daha koyu renkli ciltlerde yanmalara sebep olabilir ya da deri pigmentleri zarar görür. Fakat, ND Yag 1064 nm lazer sistemi, soğutma bölümü ile üst deriyi korur, rahatsızlıkları azaltır ve etkili bir lazer uygulamasının gerçekleşmesini sağlar. Tüylerin büyümesi üç safhadan oluşur. Lazer yöntemi tüye, büyüme (anagen) safhasında etki edecek şekilde tasarlanmıştır.Bu nedenle tüylerin yalnızca bu safhada olanları yok edilebilmektedir. Uygulama bir kaç kez tekrarlanarak tüm kıllar yok edilebilir. Epilasyon bölgesindeki anagen safhadaki kılların oranı arttıkça her seanstaki başarı oranı da artar.